Şehrimiz geçmişine bir yolculuk

Şehrimiz geçmişine bir yolculuk

Bazı insanlar müthiş bir paranoya içindeler. Bu halleri kendileri ile sınırlı kalsa zararı yok ama kimi zaman toplumu da aynı hallere düşürmek istiyorlar.

Zeki Oğuz

Bazı insanlar müthiş bir paranoya içindeler. Bu halleri kendileri ile sınırlı kalsa zararı yok ama kimi zaman toplumu da aynı hallere düşürmek istiyorlar.

Merhaba Gazetesi’nin Cuma günkü manşeti ilginçti. İstiklal Marşı Derneği Konya Şubesi başkanı Durmuş Küçükşakalak bir beyanat vermiş, gazetede bunu manşetine taşımış, ikinci sayfada da geniş olarak vermişler haberi.

D.Küçükşakalak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün düzenlediği “Mistik Müzik Festivali”ni ideolojik fikirlere dayanan bir proje olarak suçluyor.
Düzenledikleri festivali savunmak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün işi ama burada kısaca şunu belirtmek gerekiyor. D.Küçükşakalak belki bilmiyor olabilir, müzik evrenseldir. İyi müzik her yerde zevkle dinlenir. İyi müziğin ideolojisi, dini, milliyeti olmaz. Ayrıca farklı kültürleri bıçak keskinliğinde ayırmak da mümkün değil. Hayat Dergisinin kırk yıl önce verdiği bir eki hala saklarım. Orta çağda yaşayan bir ressam o çağda oynanan çocuk oyunlarını resmetmiş, oyunların yüzde doksanı bizim oynadığımız oyunlardı.

Gelelim tarihe.

Dernek başkanı Çatalhöyük kazılarını bile ideolojiye bağlıyor. Paranoyanın, fanatizmin bu kadarına da pes doğrusu.

Çatalhöyük kazıları, insanlık tarihinin geçmişine, bu toprakların geçmişine bir yolculuk. Ordaki her çalışma insanlık tarihine ışık tutuyor. Dernek başkanının düşüncesinden yola çıkarsak Çatalhöyük’te sekiz bin yıl önce yaşayanlar dirilip “Bu topraklar bizim” mi diyecekler?

Bazı insanlar bu toprakların tarihinden niye bu kadar korkarlar hiç anlamıyorum. Bu bir zenginlik. Kültürümüz kadar tarih zenginliğimizle de övüneceğimiz yerde onu yok saymamız isteniyor. Bunu yapanlar da sözde şehirli, kültürlü adamlar. Oysa bizim köylümüz bile geçmişten kalan kültür varlıklarını korumuş.

Selçuklu Belediyesi Sille’deki Aya Elena Kilisesini çoktan restore ettirmeliydi. Geç bile kaldı. Kilise yıkılmak üzere. Damında kocaman ağaçlar yetişmiş. D.Küçükşakalak bu restore işini bile ideolojiye bağlıyor, Selçuklu Belediyesini moral bir baskı altına almak istiyor. Dediğim gibi çoktan yapılmalıydı restore işi, geç bile kalındı.

Evet, gelelim tarihe.
Dernek başkanının ideolojik bulduğu Çatalhöyük kazıları göstermiştir ki bu topraklarda dokuz bin yıldır insanlar yaşıyor.

Tarihçiler bildiriyorlar ki bu topraklarda Hititler, Frigler, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Selevkoslar, Bergama Krallığı, Roma ve Bizanslılar hâkimiyet kurmuşlar ve her biri ayrı bir iz bırakmış. Beyşehir’de Eflatunpınar ve Fasıllar’da, Ereğli İvriz’de Hititlerin izleri var. Karadağ ve Karacadağ’da, Bozkır’da Roma ve Bizans’ın izleri var. Şimdi bunları yok mu sayacağız yoksa tarih zenginliğimiz olarak sahip mi çıkacağız? Bir yanıt verin paranoyak dostlar.

Konya ve ilçelerini gezenler bilir, Karamanoğullarının, Selçuklunun ve Osmanlının yüzlerce eseri var bu topraklarda. Nasıl onlara sahip çıkıyorsak öncesine de sahip çıkmak zorundayız. Sadece bizi değil insanlık tarihini de ilgilendiren bir konudur bu.

Kusura bakmayın ama bu şehrin adı bile unutturulmak istenen dönemlerden kalmadır. İconium kelimesinden geldiği söylenir.

Aya Elena Kilisesinin yapıldığı üç yüzlü yıllarda bizim atalar Orta Asya bozkırlarında at koşturuyorlardı. Bunu tarih söylüyor. Yirmi birinci yüzyılda tarihi inkar etmenin, tarihten gocunmanın bir anlamı yok.

Ayrıca gocunacak çok şeyimiz var. Amerika ve onun yerli işbirlikçileri gözümüzün içine baka baka yeni bir tarih yazıyorlar. Ülkemizin parçalanması yönünde adım adım ilerliyorlar. Şu açılım hikâyelerini bir irdeleyin. Yarın karşımıza muhatap olarak bölücübaşı çıkarsa hiç şaşırmayın. Bir ideoloji arıyorsanız buralarda arayın işte.

Dernek başkanı beyanatında “Yani Mistik Müzik Festivali, Alevilerin semahı gibi değişik dini ritüeller taşıyan şeyleri diriltmeye yöneliktir” gibi talihsiz bir ifade kullanıyor. Alevi kültürü bu toplumun temel taşlarından biridir. Alevi semahları ve türküleri de ölmüş bir kültür değildir. Asıl böyle bir ifade toplumu ayrıştırıcı bir ifadedir. Kimi zaman tarihe yolculuk yapmak güzeldir ama biraz akılcı olmak kaydıyla.