Rusya ve Komşuları Orta Asya'da Nüfuz Savaşında

Rusya ve Komşuları Orta Asya'da Nüfuz Savaşında

Türkiye ve İran'ın bölgeye nüfuzlarını yayma çabaları hala zayıf. Türkiye'nin yeni politikasının ana hatları ise açık ve net.

 

 

Rusya ve Komşuları Orta Asya'da Nüfuz Savaşında

 

Türkiye ve İran'ın bölgeye nüfuzlarını yayma çabaları hala zayıf. Türkiye'nin yeni politikasının ana hatları ise açık ve net.

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bölge ülkelerini ve Türkiye'yi kapsayan federal bir birlik kurmaktan söz ediyor.

 

SSCB'nin yıkılmasının ardından, aralarında Rusya'nın da olduğu 15 yeni bağımsız devlet oluştu. Orta Asya bölgesi enerji yönünden zengin bir bölge ve önemli bir stratejik konuma sahip. Öyle ki bu onu, büyük ve yükse­len devletler arasındaki rekabetin hedefi hâline getiriyor. Üstelik uluslararası ge­rilim hatlarının kesişme noktasında bu­lunuyor.

Bu bölge, hayati çıkarların ke­siştiği bir alan olduğu kadar, enerji potansiyeli ile Rusya ve Çin için de bir cazibe alanı. Üstelik devletlerin yapı­sında büyük zaaflar, sorunlar ve tek kişi iktidarlarıyla yönetilen rejimler var.

Türkiye ve İran'ın bölgeye nüfuzları­nı yayma çabaları hâla zayıf. Türki­ye'nin yeni politikasının ana hatları ise açık ve net. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bölge ülkelerini ve Türkiye'yi kap­sayan federal bir birlik kurmaktan söz ediyor. Bu birliğin ekonomik ve kültü­rel boyutu da var. Gül, "Biz altı devlet ama tek milletiz." diyor.

rusya-ve-komsulari.jpg

 "Yeni Kemalizmin", "çok kutupluluk" üzerine kuru­lu uluslararası ilişkilerin, küresel olarak güç merkezlerinin yeniden dağıtılması­nın, Türkiye'nin siyasi ve ekonomik yükselişinin ve etkin bir uluslararası gü­ce dönüşmesinin gölgesinde Türkiye, SSCB'nin yıkılmasının ardından Rus­ya'yla varolan ilişkilerini farklı alanlar­da geliştirmeye yöneldi.

Dışişleri Baka­nı Davutoğlu'nun da dediği gibi, "Rusya önemli bir role sahip değerli bir ortak ve bölgesel iş birliğinde ana oyuncu." Ayrıca Rusya, Türkiye ile birlikte, istik­rarı ve barışı destekleyecek bir ikili oluşturuyor. Enerji ve ekonomi alanla­rındaki işbirliği de Türkiye-Rusya ilişk­ilerinin itici gücünü oluşturuyor.

Türkiye'nin Orta Doğu'da önemli bir ekonomik ve siyasi güce dönüşmesini göz önünde bulunduracak olursak, Rus­ya'nın bu ülkeyle işbirliği yapması ken­disi açısından yararlı. Üstelik Türkiye, Arap-İsrail hattında aktif durumda ve barışçı çözümün yanında yer alan bir ülke. Bu durum, Rusya'nın tutumuyla da uyumlu.

Ancak Güney Kafkasya'ya yönelik ilgi, Türk dış politikasının ön­celikleri arasında olmaya devam ediyor ve buradaki nüfuzunu yaymak için Rus­ya ve ABD ile rekabet etmeye çalışıyor. Türkiye bu durumu, güvenliğe ve istik­rara olan ihtiyacı ile gerekçelendiriyor. Güney Kafkasya, çözümü kolay olma­yan ciddi ihtilaflardan mustarip. Türki­ye de Ermenistan'la ilişkilerini iyileştir­mekten âciz görünüyor. T. Torosyan'a göre Güney Kafkasya'nın stratejik öne­minin farkında olan Türkiye, aynı za­manda birden çok zor meseleyi de çö­züme kavuşturmak zorunda. Bunların ilki, Azerbaycan-Rusya yakınlaşması. Türkiye, bu güçlü yakınlaşmanın kendi­si için kazançlı olmadığının farkında, zira bu yakınlaşma, karşılıklı ilişkiler­deki rolünü zayıflatıyor.

İkincisi mesele ise şu: Türkiye, Dağ­lık Karabağ ile Ermenistan arasındaki kavganın Amerika'nın görüşüne uygun olarak çözümlenmesini aksatma çabala­rını destekliyor; çünkü bu çözümün ba­şarılı olması etkisi ve nüfuzunu zayıfla­tacaktır. Rusya'nın, Abhazya ve Güney Osetya'nın bağımsızlığı için uluslararası destek bulma çabaları, Güney Kafkasya'daki durumu iyice karışık hâle getir­di ve Türkiye'nin dış politikasının da önünde engel oldu. Rusya'nın bu iki ye­ni devletin bağımsızlığını tanıma isteği­ne de yanıt vermeyen Türkiye, bölgeye girebilmek için -Türkiye, Rusya ve Kaf­kas cumhuriyetlerinin üçünden meyda­na gelen- bir konsey oluşturma fikrini ortaya attı. Konsey bölgedeki sorunların çözümüne yardımcı olacaktı, ancak bu duyan bir kulak bulamadı.

 

Hazırlayan; Müjdat GÖKÇE

kaynakça; El Hayat Gazetesi - Londra