Rektör seçimini şimdi tartışıyorlar

Rektör seçimini şimdi tartışıyorlar

Sezer’in atamalarına ses çıkarmayanlar şimdi listeleri görünce feryat ediyor

Okay Gönensin / Vatan

 

Üniversitenin içini oymak 

 

Bir önceki Cumhurbaşkanı rektör atamalarında farklı tercihler yapıp, üniversitelerdeki seçimin sonuçlarına uymayınca ortalık birbirine girmişti.

Bu yıl da üniversite rektör seçimleri tam anlamıyla üniversitenin içinin, ruhunun oyulması şeklinde devam ediyor.

Yasaya göre üniversiteler bütün öğretim üyelerinin katılımıyla üç rektör adayı seçiyor. Adaylar YÖK’e bildiriliyor. YÖK bazen sıralamayı değiştiriyor ve listeler Cumhurbaşkanı’nın önüne gidiyor. Cumhurbaşkanı da her üniversite için kendine göre bir seçim yapıyor.

Bu sistem kimsenin kimseye güvenmemesi sitemidir ve üniversite yönetimlerinin yıpratılmasından ibarettir.

Eğer üniversitelerde bir seçim yapıyorsanız seçimin sonuçlarına uyarsınız. Ama zaten bu seçimin kendisi de zaman zaman yine üniversiteyi yıpratacak sahnelere yol açıyor. Bu yıl, görev süresi sona eren bazı rektörlerin eşlerinin rektör adayı gösterilmesi gülünçten de öte bir durum yarattı.

 

***

Öğretim üyelerine “sizi yönetecek olanı seçin” diyorsunuz, ama yine de onlara güvenmiyor, aldıkları kararı önce YÖK’e denetlettiriyorsunuz.

Devletin en tepesi de hem öğretim üyelerine güvenmiyor hem YÖK’e güvenmiyor kendi imkânlarıyla bazı araştırmalar yapıyor ve rektörleri atıyor.

Üniversite bu iki aşamalı ve en tepeden denetime tabi olunca, “özerklik” en başından yok edilmiş oluyor.

12 Eylül askeri yönetiminin zaten üniversiteler özerk olmasın diye kurduğu YÖK de görevini yapmaya devam ediyor.

Özel üniversitelerde ya da vakıf üniversitelerinde rektörleri, kurumu en iyi şekilde yönetmekle sorumlu olan mütevelli heyet atıyor. “İyi yönetim”in hem idari hem de bilimsel yönlerini denetlemek görevi olan mütevelli heyetler siyasi veya ideolojik gerekçelerle seçim yaptıkları takdirde üniversitenin tepe üstü gitmesinin sorumluluğunu da taşımak durumundadırlar.

 

***

Son rektör seçimleri, yüksek öğretimin yapısının tümüyle elden geçirilmesinin, yepyeni ve çağdaş bir yapılanmaya gidilmesinin zamanının geçtiğini gösteriyor.

YÖK’ün bir koordinasyon kurumuna dönüşmesi ve üniversitelerin tam anlamıyla kendilerini yönetmeleri en doğal sistemdir.

Şu anda Cumhurbaşkanı’nın yapması gereken de YÖK’ün değişikliklerini reddederek her üniversiteye en çok oy alan adayı rektör olarak atamaktır.

Herkesin herkesten kuşkulanması üzerine kurulmuş idari yapılarla üniversitelerimizin yerinde sayacağını görmek zorundayız.