"PKK'lılar da şehidimizdir"
MHP'li Mehmet Gül'den olay açıklamalar... Vatan'dan Mine Şenocaklı'nın röportajı
MHP içinde bile en uçtaki milliyetçilerden olan Mehmet Gül, “Dağda ölen PKK'lılar da bizim şehidimizdir” dediğinde, yanlış duydum sanıyorum. O devam ediyor, Atatürk'ün Anzakların annelerine söylediklerini hatırlatarak; “Onlar artık bizim de evlatlarımız.
Çünkü onların anne babaları bizim vatandaşımız. Çocukları kandırılmış, dağa çıkmış... Sonunda da bedelini canıyla ödemiş. Onlar artık bizim şehitlerimiz!”
KÜRT KOMŞULARIMIZA SAHİP ÇIKALIM!
DTP'nin kapatılması tam da barış derken sorunu derinleştirmez mi?
Hukuki açıdan bu şart.
Peki ne yapılmalı?
Kendi insanımıza daha çok sahip çıkacağız. Sevindirici olan bir şey var. Hiçbir yerde PKK'dan dolayı Türk ve Kürt çatışması olmadı. Zaten 700 bin Kürt ve Türk evliliği var. Herkes bütünleşmiş. Ben bu yaşananların geçeceğini düşünüyorum. Direnmemiz lazım. Kürdü, Türkü, Lazı, Hakkari'den Edirne'ye bütün millet ayağa kalktıysa bunu durdurmaya da gerek yok.
Başbakan'ın açıklamaları aftan yana...
Sonra tam öyle söylemediğini izah etti. Bakın, eve dönüş yasası bile sadece 25 kişinin teslim olmasını sağladı. İçeriden çıkan PKK'lıların büyük bölümü de Kandil'e gitti. Yani 'af' diyorsunuz, 'Meclis'e gelin' diyorsunuz. Ama Meclis'e gelmenin belli kuralları var. Siz suçluyu, terörün elebaşlığını yapmış insanı Meclis'e getiriyorsunuz. Mahkemelere giderler, cezalarını çekerler. Tabii ki hafifletici cezalar söz konusu olabilir, zaten teslim olana pişmanlık yasası uygulanıyor. Ama bebekleri bile şehit edenler, toplumu acılara boğanlar cezalarını çekmezse bütünleşme olmaz. 'Ben artık iyi düşünüyorum, affedin!' olmaz. Yani seni şahsi olarak benim affetmem mümkün olabilir. Ama o şehitlerin yakınları seni nasıl affedecek?
Affedilmezse barış mümkün olabilir mi?
Herkes yaptığına katlanacak. 'Ben bunu yaptım, pişmanım, cezamı çekeceğim' diyecek. Yani sen bütün topluma zulmetmişsin. Kürt ve Türk'ün birbiriyle bağını çözmeye çalışmışsın. Ama Allah'a çok şükür ki, bugün Hakkari'de de insanlar ellerine bayraklarını alıp sokağa çıkıyorlar... İdil'de geçen gün 250 genç, 10'u Hristiyan, tıpkı Yozgat'taki gibi halaylarla uğurlandı askere. Şehit olan askerlerimize bakarsanız yarıya yakın Doğulu. Yani Kürt, Türk demeden, Çanakkale Savaşı'nda savaşır gibi teröre karşı bir mücadele var... Üstelik de 30 bin insan ölmüş bu uğurda.
30 bin insan içinde sadece asker yok ama. Büyük bölümü de PKK'lı...
Dağda ölen PKK'lılar da öldükleri andan itibaren bizim şehidimiz. Atatürk nasıl ki Çanakkale'de savaşırken ölen Anzaklar'ın anneleri geldiği zaman, 'Artık onlar bizim de evlatlarımızdır' diyor. Onun gibi PKK'lıların anne babaları da bizim vatandaşımız. Çocukları kandırılmış, dağa çıkmış. Sonunda da bedelini canlarıyla ödemiş. Onlar artık bizim şehitlerimiz. Biz toplum olarak Hakkari ve Edirne'yi farklı tutamayız! Onların hepsi bizim vatandaşımız. Herkes bunu yüksek sesle söylemeye başlamalı. Ve eğer komşusu Kürtse onu daha çok sahiplenmeli. Çünkü bizim gücümüz şehit verebilmekten geliyor. Amerika'da, 30 asker tabutta gidiyor diye ülkelerine millet ayağa kalkıyor. Biz hâlâ İdil'de bile davul zurnayla yolluyoruz çocuklarımızı askere.
ASKERLERİN HATASI EVREN MANTIĞINDAN
Artık askerler bile Kürt sorunu konusunda hata yaptık, onları yok saydık diyorlar...
Hayır, askerlerin hatası ondan kaynaklanmıyor. Askerlerin hatası Kenan Evren mantığından kaynaklanıyor. Amerika'nın eski Başkanı Carter diyor ya, 'Bizim çocuklar, iktidarı ele aldı, işe el koydu!' Evren de öyle düşündü. Bu Amerikan mantığı... Büyük Ortadoğu Projesi'nin ön hazırlıkları bunlar. Düşünün federasyon benzeri şeyleri bugün bile savunabiliyor Kenan Evren. Ne badireler atlatmışız? Diyarbakır'da pek çok işkence yapıldı. O dönemde Kürtçeyi yasaklamanın bir anlamı var mıydı?
Diyarbakır cezaevindeki insanlar kendilerini ziyarete gelen ve tek kelime Türkçe bilmeyen anne babalarıyla bu yüzden yıllarca konuşamadılar...
Öyle. İnsanlar konuşacak. Bu bir lehçedir. Türk milletinin ona bir tepkisi yok ki! Türkiye'nin resmi dili Türkçedir. Onun dışında tabii ki herkes istediği dili konuşabilir. Ama DTP'lilerin istediği gibi Kürtçeyi eğitim dili haline getirmek, dil farklılığını kurumlaştırmak anlamına gelir. İki dilli olduğunuz zaman otomatikman iki milletli olmaya başlarsınız... Ama o dönemin basiretsiz yöneticileri adeta bugünkü zemini hazırladı.
Peki siz o dönemde de böyle mi düşünüyordunuz?
Biz de aynı işkencelerden geçtiğimiz için doğru yapılmadığını görüyorduk. 'Onlar hain, siz vatanperversiniz', böyle bir mantık olmaz. Yani orada devlet teröre bir ivme kazandırdı. Onlara bir koz verdi. Zaten sorun vardı, Kürtler birden kitlenme imkanı buldular. Bilinçsiz yöneticiler tarafından zulümler yapıldı. Oysa ben daha çocuk yaşta Genç Ülkücüler Teşkilatı'na girdiğimde, 'Türklerle Kürtler aynı milletin evladıdır' diyordum. Şimdi de bu fikrimi geliştirerek sürdürüyorum...
Doğrusu aynı milletin değil, aynı ülkenin evladıdır demek olmaz mı?
Hayır. Çünkü milletleşme farklı bir olgudur. İşte Selahattin Demirtaş'ın dediği gibi, Amerika 250 yılda millet oluyor da, biz nasıl olamıyoruz? Bırakın daha önceki etnik süreçleri, Kürt-Türk ayniliğini, bin yıldır İslam inancıyla yoğrulmuşuz. Üç devlet kurmuşuz; Selçuklu, Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti... Üç devlette bir arada olmuşuz. Aynı savaşları, aynı mücadeleleri vermişiz. Bugün hâlâ aynı değiliz diyoruz. Demek ki, bir yanlışlık var.
HERKES HATA YAPTI
'Din kardeşliği bir çimentoydu ama artık o da zayıflıyor' demişti Abdülmelik Fırat...
Zayıflatılmak isteniyor olabilir. Ama hiç de zayıflamadığı anlaşılıyor. Hakkari'de eline Türk bayrağı almış vatandaşımız, 'Aynı Kuran'a, aynı dine, aynı Allah'a inanıyoruz. Biz ayrı değiliz!' diyor. Demek ki yapacağımız şey, buluştuğumuz ortak noktaları geliştirmek ve bu konuda eksiklerimiz varsa gidermek olmalı.
Askerlere dönersek...
Ben de hata yaptıklarını kabul ediyorum. Ama sadece onlar değil herkes hata yaptı. Mesela Türk devleti 1990'dan itibaren Kuzey Irak'taki oluşuma katkıda bulunmadı mı? 5 bin peşmergeyi biz eğitmedik mi? PKK'yla mücadele edecek diye... Pasaportlarını biz vermedik mi? Hatta birbirleriyle kanlı bıçaklı olan Talabani ve Barzani'yi biz barıştırmadık mı? Onların milli birlik ve bütünlüğüne hizmet etmedik mi? Onlara günde 1 milyon dolarlık bir sınır ticaretiyle imkan tanımadık mı? Bu hata değil mi? Amerika'nın etkisinde kalan insanlar kanalıyla oldu bu. İçinde askerler de olabilir. Ama bütün bu gerçeklerden sonra ordumuz çok tecrübelendi. 23 yıllık bir hata var ama sonuçta o hatalardan ciddi ders almış bir Türk ordusu var. Bugün orduya Kuzey Irak'a girme müsaadesi verildi aslında. Girmeyip, hazırlık yapıyorlarsa eğer, bu hata yapma endişesinden ve işin sonucunu çok iyi hesaplamalarından kaynaklanıyor.
Vatan