PKK sorunu ancak böyle BİTER!

PKK sorunu ancak böyle BİTER!

Mağden de 'Neden zenginlerin çocukları şehit olmuyor?' tartışmasına katıldı.

'Vicdani ret' konusunda yazdığı yazılarla öne çıkan, 'Ne TSK'ya ne de PKK'ya verecek çocuğum yok' ve 'El alemin çocuğunun kanıyla kahramanlık gerdeğine girilmez' gibi sert ifadeler kullanan Radikal yazarı Perihan Mağden, Kürt sorununun bitmesini 'Beyaz Türklerin de şehit vermeye başlamasına' bağlayarak 'Neden zenginlerin çocukları şehit olmuyor?' tartışmasına katıldı.

 

TEŞVİKİYE'DEN ÜÇ, LEVENT CAMİİ'NDEN İKİ ŞEHİT CENAZESİ KALKARSA..

LÜTFEN yanlış anlamayın Septik Okur! Üniversite mezunu bazı gençlerimiz yedek subaylığı bazıları da kısa dönem er olarak askerliklerini yapmayı yeğliyorlarmış.
Böyle bir seçim kanun gereği olduğu için, bunlar dikkate alınıyormuş- o kadar.

Şimdi generallerimizin, üst düzey bürokratlarımızın evlatları pek tabiidir ki, üniversite bitirmiş olacakları için, doğru seçimleri yapıp ‘şehadet  makamına erişemeyecekleri’ yerleri tercih ediyorlardır ya da üst sınıfların çocukları ekstra ekstra talihlidirler: Tansu Çiller’in oğlu misali ‘en büyük şehir İstanbul’da bir hastane’yi filan buluyorlardır. Bilgisayarla. Kuradan.
Yalnız Bursalı iki ailenin üniversite mezunu oğulları şehit düştüklerinde, kopardıkları kıyameti ve ‘Benim oğlum şehit düşmedi’ şeklindeki ‘yakışıksız’ ‘ileri’ ‘fevkâlâde huzur bozucu’ beyanatlarını hatırlamanızı isterim.

Sonra, orta sınıflardan kimsenin çocuğu ‘isabetle’ şehit düşmedi! Bizler de televizyonlarda böyle isyankâr/savaş karşıtı/çocuğun değeri ağırlıklı haykırışlara muhatap olmak durumunda kalmadık. Ruhlarımız; “Şehitler ölmez/Vatan bölünmez’, ‘Oğlum öldü; şimdi ikincisini alın askere!’ diye feryat eden alt sınıf anne-babaların haykırışları sayesinde muazzep olmaktan korundu. Sükut, teselli ve devamlılık hissi, buldu.

Benim, Teşvikiye’den üç, Levent Camii’nden iki şehit cenazesi kalktığı takdirde DAHİ bunca yıldır sürmekte inat eden savaşa karşı Bana Uzak Savaş Bin Yaşasıncı
Beyaz Türklerin kıyametleri kopartıp, savaşa ‘yaklaşımlarını’ yüz seksen altı derece değiştireceklerine dair bir kanaatim var, her nedense.
Ama Uluğ Askeriyemiz’in ‘sorgulanamazlığı’ için Bu Özel Koşullar (içinden çıkamadan bulunduğumuz) ne denli gerekli ise, Kürt Militarizm Derebeyleri için de bu
‘süreklilik’ o kadar önemli.
Bu Savaş kimlerin gücüne güç, mevkiine sarsılmazlık, statüsüne sorğulanamazlık katıyor- ona bakalım.
Cinayet Romanları’nda öyle yapılır değil mi? ‘Kime yaradı?’ Bu soruyla başlanır.
Cevap, romanlarda bazen çok karışık/çok umulmadık/çok gizli olabilir.
Bu Topraklar’da çok açık.
Bakmamız işine gelmeyenlerin gücünden korktuğumuz, bu denli korktuğumuz sürece Evlatlarımız ölecek.
Bizimkiler değil de; bizim kaale almadıklarımızın evlatları yani. Ölmeyen şehitlerimiz.