Peygamberimizin ilk tebliği kültüreldi
Prof. Dr. Mikail Bayram, “Hz. Peygamber’in tebliğinin ilk merhalesi kültüreldir. Bu tebliğler, cahiliye dönemi Arap toplumunun düşünce yapısı ile fikirlerini değiştirmeye yönelikti” dedi.
Selçuk Üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mikail Bayram, Hz. Muhammed (S.A.V.)’nın tebliğinin ilk merhalesinin kültürel olduğunu söyledi. Konya Aydınlar Ocağı tarafından her hafta Meram’da, Konya Oğuzbeyi’nin evinde düzenlenen Tarih Sohbeti’nde “Mezhepler Tarihi” konusunu işleyen Prof. Dr. Mikail Bayram, Hz. Peygamber’in tebliğinin ilk merhalesi kültüreldir. Kültürel bir temele dayanan bu tebliğler, o dönemki Arap toplumunun düşünce yapıları ile fikirlerini değiştirmeye yönelikti. Hz. Peygamber; “Lâ İlâhe İllallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” demek suretiyle Arapların ilahlarını reddetti. Arkasından Muhammeden Resulullah (Muhammed Allah’ın elçisidir) demek suretiyle cahiliye dönemi Arapların düşünce sistemlerini değiştirmeye matuf mesajlarda bulundu” dedi.
Seyid Kutup’un “İslâmiyet sanıldığı gibi sloganlarla değil, o dönemin Müslümanlarının İslâm Peygamberinin getirdiklerini hayat nizâmı olarak kabul edip örnek davranışlarıyla yayılmıştır” sözlerini hatırlatan Prof. Dr. Bayram, “Hakikaten, o dönemde Hz. Peygamber’e inanan sahabilerin, İslâm’ı hayat görüşü olarak kabul etmeleri ve bunu yaşayarak tatbik etmeleri Araplar üzerinde büyük etkisi olmuştur. Bu arada Kur’ân-ı Kerîm’in bediî beyanı da Arapları şaşkına çeviriyordu. İnsanlar dünyada sözlerini iki şekilde ifade ederler. Bu ya şiirle ya da nesirledir. Kur’an’a bakıldığında; ne şiirdir ne de nesir. Onun kendine mahsus bir kelime örgüsü vardır” diye konuştu.
Hz. Peygamber’in Müslüman cemaatini oluşturduktan sonra o cemaatin kendi aralarındaki sosyal ve hukukî münasebetlerini tanzim eden ahlâkî prensiplerin nazil olmaya başladığına dikkati çeken Prof. Dr. Bayram, Kur’an’da 30’dan fazla “infak” kelimesi geçtiğini belirterek şöyle konuştu: İnfak bildiğiniz gibi nafaka verme, maddi yardımda bulunmaktır. İnfak bu şekilde anlaşılmakla birlikte bence, toplumda işsiz insan bırakmamaktır. Tabiri caiz ise; balık yemesini değil, balık tutmasını öğretmektir. Müslümanlar da kendi aralarında infakı dayanışma biçimi olarak gördüklerinden Arap toplumuna büyük etki yaptı.
MEDİNE SÖZLEŞMESİ
Mekke’de İslâmiyet’in her geçen gün yayıldığına ve Müslümanların sayısının arttığına işaret eden Prof. Dr. Mikail Bayram, Medine’den 12 kişilik bir kafilenin Mekke’ye gelerek Peygamber Efendimiz’le görüştüklerini, ikinci gelişlerinde bu sayının 72 kişiye ulaştığını belirterek şunları kaydetti:
Medineliler, Yesriblilere İslâmiyet’i anlatması için Hz. Peygamber’den talepte bulunuyor. Hz. Peygamber de Mus’ab bin Umeyr’i görevlendiriyor. Daha önce de bildiğiniz gibi arayış içerisinde olan Hz. Peygamber, Habeşiştan’a elçiler göndermişti. Kendileri de Taif’e gitmişlerdi. Mekke müşriklerinin zulümleri artınca, Müslümanlar Medine’ye hicret etmeye başladılar. O dönemde Medine’de putperest ve hıristiyan Araplar ile Yahudiler vardı. Toplum düzeniyle ilgili âyetler ise Medine’de nüzul etti. Hz. Peygamber, Medineliler ile 55 maddeden oluşan bir anlaşma yapıyor. Bu anlaşmaya ilk karşı çıkan da bir Müslüman oluyor.
Mekke müşrikleri 10 bin kişilik bir kuvvetle Medine’deki Müslümanların üzerine yürüyor. Hendek Savaşı’nda müşrikler, ekonomik yetersizlikten (Lojistik destek) dolayı muhasarayı kaldırıyor. Fakat Medineli Yahudiler, karşı tarafla işbirliği yapıyor. Hz. Peygamber, müşriklerle işbirliği yapan Yahudileri, Tevrat’a göre ölümle (idam) cezalandırıyor. Diğerlerini de sürgüne gönderiyor. Müslümanlar, hendek kazmak suretiyle bu gazvede başarılı oluyorlar.