Özkök'ten 'kodes şarkıları' repertuarı
12. dalgada gözaltına alınanların hep birden şarkı söylediğini yazan Özkök, 'kodes rapertuarı' yayınladı ve son günlerin hit şarkısı ile ilginç bir mesaj verdi...
Ertuğrul Özkök / Hürriyet
DÜN sabah yatağımdan çok iyi bir duyguyla kalktım. Bu yıl baharı ilk defa hissettim.
Ege’de her yıl kaçırdığım papatya mevsimini hayal ettim.
Bu keyifle, biraz geç keşfettiğim bir şarkıyı yazacaktım.
Bir süredir Tuğba Özerk’in harika şarkısı "Acı Hatıralar"ı dinliyorum.
"Aklıma gelenleri söylemem lazım,
Lafımın arkasında durup dönmemem lazım,
Eğilmeden bükülmeden dimdik hayatta
Hatta belki de bu şehri terk etmem lazım."
Ben ki, çıkan her şarkıyı izlediğimi sanırım, böyle bir şarkıyı nasıl atlamışım diye hayıflandım.
Gecikmeyi telafi etmek için üst üste, üst üste durmadan dinledim.
Belki, sabahki havama uygun düşmeyecek bir hüznü var.
Ama insana öyle iyi geliyor ki...
* * *
Lakin, Milliyet’te arkadaşım Tijen Mergen’in "Büyük gözaltı hikáyelerini" okuyunca, aklım başka yere gitti.
Romantizmi bir yana bırakıp, biraz hergele takılmaya karar verdim.
Tijen’in anlattığına göre, 12’nci dalga mağdurları, gözaltındayken bir ara şarkılar söylemeye başlamışlar.
Yani orada kendiliğinden erkekli kadınlı bir kodes korosu oluşmuş.
O bölümü okurken çok eğlendim.
Aklıma pazar yazısı olarak, güzel bir "kodes repertuvarı" hazırlamak geldi.
Bakarsınız ilerde hepimize lazım olur.
* * *
Kodes konseri, "Ağlama değmez bu hayat"la başlamış.
Uygundur, kodese fevkalade yakışır.
Sonra Kayahan şarkılarına geçmişler.
"Sana sevdanın yolları bana kurşunlar"ı söylediklerini tahmin ediyorum.
Tabii sözlerini şöyle değiştirmiş olabilirler.
"Sana sevdanın yolları, bana maltalar."
Sonra bir Cumhuriyet klasiği: "Dağ başını duman almış."
Tabii insan merak ediyor, "Onuncu Yıl Marşı" niye yok?
Belki de koroyo siyaset sokup, maraza çıkartmak istemediler.
En büyük şevkle "Yıldızların altında" şarkısını söylemişler.
Hakikatten "sevişmeyi" hatırlayacak en güzel yer.
Hayata bağlılık yemini etmenin en iyi yolu sevişmek, onu hatırlamanın en iyi mekánı da herhalde büyük gözaltıdır.
Bravo. İşte bu çok güzel.
* * *
Bu repertuvara ben de birkaç şarkı ekleyebilirim.
Mutlaka bir "Aldırma Gönül" gerekir.
Eğer "Kodese girdim", "Zindana atıldım" diyecekseniz, raconunu yerine getireceksiniz.
Gece yan taraftan narkotiklerin canhıraş ağıtları geliyorsa, mutlaka ince ve tek bir ses "Makber"i söylemeliydi.
"Makber, her yer karanlık..."
Çocukları aydınlatmak isteyenlerin en etkili protestosu bu olabilirdi.
Tabii finali, Beethoven’ın 9’ncu Senfonisi’nin, "Hymne a Joie’sı" ile yapmak lazımdı.
Malum, Avrupa Birliği’nin marşı.
Avrupa Birliği’ne bu kadar yakışan gözaltılar, ancak bu marşla anlam kazanırdı.
* * *
"Acı Hatıralar" kim bilir kaçıncı defa çalıyor.
Dönüp dönüp o müthiş nakarata takılıyorum.
"Ben bu saatten sonra hizaya gelsem ne olur."
Diyorum ki; baharın şu ilk mübarek pazar gününde, bir araya gelip, Türkiye’nin en büyük kodes korosunu kursak,
Sonra hep bir ağızdan o şarkıyı söylemeye başlasak;
"Biz bu saatten sonra hizaya gelsek ne olur..."
Milyonlarca insan hizaya girmeyi reddedip, hançeresini çatlatırcasına o nakaratı atsa;
"Biz bu saatten sonra hizaya gelsek ne olur."
Ne mi olur?
Güzel olur...