ÖSS adaylarına son uyarılar
Uzmanlar ÖSS’ye girecek öğrencileri sınav öncesi stres ve heyecanlarını yenmeleri konusunda uyardılar. Dr. Faik Özdengül, "ÖSS hayatı belirleyen bir sınav değildir" dedi.
Gazetemiz yazarı Hipnoterapist Dr. Faik Özdengül Pazar günü yapılacak olan ÖSS’ye girecek adayları sakin olmalarını ve dinlenmiş bir şekilde sınava girmeleri konusunda uyardı. Sıonav döneminin öğrenciler için çok zor bir evre olduğunu, onların gençlik sorunlarıyla birlikte ÖSS stresi yaşadıklarını söyleyen Özdengül, “ÖSS hayatı belirleyen bir sınav değildir. Zaten öğrenciler okul ile birlikte dershanelere giderek yeterince yoğun ve uzun bir zaman geçirirken. Sınavın yaklaşmasıyla stresleri de daha da artıyor. Öğrencilerin sınavın son zamanlarında artık derslerden çok kendilerine vakit ayırmaları gerekir. Sınav günü öncesinde vücudun iyice dinlenmiş eve dingin olması başarıyı artıran etkenlerden biridir. Sınava iyice dinlenmiş bir şekilde uykunuzu alarak girin. Sınav salonuna girdiğinizde çevreye iyice bakın, yerinize oturduğunuzda tüm malzemelerinizi masanın üstüne koyarak kendinizi hazırlayın. Sınav çıkışında ise hemen sorular üzerine düşünmek yerine dinlenebileceğiniz bir yere gidin” dedi.
ÖSS son şans değil
Sınavın hayatı belirleyen bir çizgi olmadığını söyleyen Özdengül, “ÖSS sınavı dönüm noktası değildir. Bu sınavın dönüm noktası olarak gösterilmesi stresi artıran en önemli etkenlerden biridir. ÖSS'de başarısız olma korkusu ise başarı oranını düşüren etkenlerdendir. Sınava giren öğrencinin inancı sınavda elimden geleni yapacağım olmalıdır” şeklinde konuştu.
Sınav öncesi ve sonrasında ailelere büyük iş düştüğünü söyleyen Özdengül, “Sınav öncesinde ailelerin çocuklarını strese sokacak sözlerden ziyade, ÖSS hakkında konu açmamaları daha iyi olur. Sınav sonrasında ise çocukların rahatlaması ve streslerini atmaları telkin edici sözler söylemeleri yararlı olacaktır” şeklinde konuştu.
HEYECANA KAPILMAYIN
Konya Vakıf Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Bahattin Adam da sınav heyecanının her öğrencin en büyük problemi olduğunu belirterek, “Bu heyecan yüzünden öğrenciler uykusuz kalabilir, yemek dengeleri bozulabilir ve en önemlisi bildikleri soruların cevabını unutabilirler” diye konuştu. “Heyecanın en büyük sebeplerinden birisi korkudur ve korkunun kaynağı sınava girdiğimizde sonucun bizim kişiliğimizi, yeterliliğimizi, değerimizi belirlediğini düşünmekte yatar” diyen Başhekim Prof. Dr.Adam, “Bazı ebeveynlerin tutum ve davranışları da öğrencileri bu psikolojiye sokmaktadır. Oysa sınavların tek amacı bilginizi ölçmektir. Eğer sınavdan başarısız olursanız, bunun dünyanın sonu olmadığı ve tek anlamı bir dahaki sefere biraz daha çalışıp konu ile ilgili bilginizi arttırmanız gerektiğidir. Sınavı geçmemek ne sizin aptal olduğunuzu, ne yetersiz olduğunuzu, ne başarısız olduğunuzu, ne de sizin utanç duymanız gerektiğini gösterir” dedi.
SINAV TAVSİYELERİ
Sınavdan bir gün önce iyi uyuyun. Sınavdan önce karnınızı ne çok fazla, ne çok az doyurun. Aşırı yemek rehavete, az yemek açlığa yol açar ve dikkatiniz her ikisinde de dağılır. Yanınıza mutlaka bir şişe su alın ve ara ara bir yudum su almayı alışkanlık haline getirin. Vücudunuz aşırı heyecandan su kaybedecektir ve su vücudunuzun normal çalışmasına, heyecanınızın azalmasına yardım edecektir. Son dakikada dersle ilgili hiçbir şey yapmayın. Sınav sabahı hafifçe gevşeten bir aktivitede bulunun. Sınav salonuna erken ya da zamanında gidin. Sınav saatini beklemek gerginlik yaratıyorsa, beklerken gazete ya da dergi okuyun. Heyecanlandığınızda derin derin iki nefes alın, gözlerinizi kapatın ve nefes alış-verişinizi düzene sokmaya çalışın. M. Emin Yumuşak-Memleket