Ordu hangi stratejiyi buldu?
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Sancar, Türkiye'de Silahlı Kuvvetler’in her dönemde gücünü korumak için kendine göre stratejiler geliştirdiğine dikkat çekiyor.
Ordu gücünü korumak
için yeni strateji buldu
Huzursuzluğunu açıkça toplum önünde dile getiren askerin yeni stratejisi, kriz havası yaratmak mı? Anayasa'yla çeliştiğini bildikleri halde generaller neden çıkıp sık sık talimat verircesine açıklama yapıyorlar?
Hükümetle ordunun, Başbakan'la Cumhurbaşkanı'nın ilişkileri neden genellikle Anayasa'nın ve hukukun tarifleri dışında gelişiyor? Genelkurmay, hükümet politikasını 'devlet politikası' açısından değerlendirip eleştirebilir mi?
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Sancar, Türkiye'de Silahlı Kuvvetler’in her dönemde gücünü korumak için kendine göre stratejiler geliştirdiğine dikkat çekiyor. “Askerin şu anda izlediği strateji, huzursuzluğunu, rahatsızlığını kamuoyunun önünde açıkça dile getirip kriz havası yaratmaktır” diyen Sancar, 1971'in stratejisinde hükümete ve Meclis'e doğrudan muhtıra verildiğini, 1980’de doğrudan yönetime el konulduğunu ancak bu stratejinin 28 Şubat'ta değiştiğini vurguluyor.
'Devlet Aklı Kıskacında Hukuk Devleti' kitabını yazan Mithat Sancar'la…
Geçenlerde Genelkurmay Başkanı, hükümetin Kıbrıs'la ilgili aldığı bir dış politika kararına “Bu devlet politikasına aykırı” diyerek karşı çıktı. Hükümetin belirlediği politikanın dışında bir 'devlet politikası' olabilir mi?
-Türkiye, Anayasası'nın ikinci maddesinde kendisini 'demokratik bir hukuk devleti' olarak tanımlıyor. Demokratik hukuk devletinde, hükümetin belirlediği politikanın dışında bir 'devlet politikası' olamaz. 'Devlet politikası', 'devlet sırrı' veya 'milli çıkarlar' gibi kavramlar, başka amaçları perdelemek için kullanılan kavramlardır.
Hangi amaçları gizlemek için kullanılıyor bu kavramlar?
-Aslında bu kavramlarla, hükümetlerin yani seçilmiş temsilcilerinin üstünde bir başka gücün varolduğu söylenmek isteniyor.
Son yıllarda Türkiye AB sürecine uyum amacıyla Anayasa'da ve kanunlarda devrim sayılabilecek değişiklikler yaptı. Ordunun ve bürokrasinin gücü bu yasal değişiklikler sonucunda azalmadı mı?
-Hukuken azaltıldı. Ama gerçekte ne oldu? Türkiye'nin en kritik sorunu işte budur. Anayasa ve genel olarak hukuk, her kuralıyla uygulanmak üzere yapılmıyor ki Türkiye'de. Özgürlükler genişletildiğinde bile güç merkezleri, ihtiyaç duyduklarında bu özgürlükleri geri alabilecek konumda ve güçte oldukları güvenini duyuyorlar.
Niye oyunun yasası ve kuralları değişince oyunun, sistemin kendisi de değişmiyor?
-Çünkü yeni stratejiler geliştiriyorlar. Türkiye'de Silahlı Kuvvetler her dönemde gücünü korumak için kendine göre stratejiler geliştirdi. Askerin şu anda izlediği strateji, huzursuzluğunu, rahatsızlığını kamuoyunun önünde açıkça dile getirip kriz havası yaratmaktır. Mesela 1971'in stratejisi hükümete ve Meclis'e muhtıra vermekti. O dönemde basın aracılığıyla pek konuşulmuyordu. Söylenecekler, işin muhatabına söyleniyordu. 28 Şubat'ta strateji değişti.
Niye böyle kamuoyunun önünde konuşuyorlar sizce?
-Birinci neden, istedikleri sonucu elde etmek için böyle konuşuyorlar. Mesela Şemdinli örneğinde, iddianameyi hazırlayan savcıyı cezalandırmak ve böylece ibretlik bir durum yaratmak, başkalarına gözdağı vermek için açıkça konuştular. İkinci neden, 'Kanunlar değişebilir ama biz hâlâ güçlüyüz' mesajını herkese ve özellikle de kendilerine karşı saydıkları toplum kesimlerine çok açık bir şekilde vermek istiyorlar. Yasaların değiştiği bir süreçte, askerin toplum nazarındaki gücünü restore etmeyi planlıyorlar.
Genelkurmay, devletin diğer kurumlarından daha ayrıcalıklı bir statüye mi sahiptir?
-Anayasal olarak baktığımızda, başbakanlığa bağlı olan DPT gibi kurumlardan bir farkı yok. O da, yürütmenin içinde Başbakanlığa bağlı olan herhangi bir birimdir. Hiçbir organ ya da kimse, kaynağını Anayasa'dan almayan bir yetki kullanamaz. Kullanırsa, kendi yetki alanını aşmış, hukuku çiğnemiş olur. Bunun yaptırımı da o somut olaya bakılarak belirlenir. Ama Türkiye'nin siyasi gerçekliğinde durum farklıdır ve hukuka aykırı bir durum vardır. Genelkurmay görevini aşan şeyler yapıyor. Bunun yaptırımının olmamasının nedeni hukuksal değildir.
Hükümetler aldıkları dış politika kararlarını ve yaptıkları pazarlıkları genelkurmay başkanlarına bildirmek zorunda mıdır?
-Hayır böyle bir zorunluluk yok. Hükümet isterse danışır. Ama danışma mekanizmalarının bulunması da demokrasiye aykırı değildir. Tersine olumludur. Dış politikada güvenlik sorunu dolayısıyla neler yapılabileceği konusunda Genelkurmay'a danışabilir hükümet. Çünkü kendisine bağlı bir kurum bu. Başbakan, Genelkurmay Başkanlığı'nın üstüdür. Ama Türkiye'de ordunun öyle güçlü bir yeri var ki... Bu fiili durum, Türkiye'nin siyasi tarihinden bağımsız düşünülemez. Genelkurmay, 'Ben özerkim, Cumhuriyet'in bekçisiyim, kollayıcısıyım. Bağımsız bir devlet gücü olarak ve devleti temsil eden bir güç olarak gerektiğinde bütün kurumlara karşı ben politika belirlerim ve dayatırım. Ben Cumhuriyet'i koruyorum' diyor. Ve, politika belirleme yetkisini de iç hizmet kanununa dayandırıyor. Oysa bu kanun böyle bir yetki veremez. Anayasa'ya aykırıdır bu.