"Önüne gelen, devlete çatıyor"
Bazen 'derin' bazen de Ceberrut Devlet'tir. Başımız sıkıştı mı da “nerede bu Devlet?”
Ölçüsü kaçtı
Önüne gelen, Devlet’e çatıyor.
Öyle ki, Devlet diye meçhul bir hedef seçmişler, vur Allah vur.
Çoğu da demokratlık adına, ifade özgürlüğü uğruna.
Tamam da, daima kötü işler mi yapar bu Devlet? Kanunsuz, kuralsız, disiplinsiz, sorumsuz bir kurum mu bu?
Diyelim ki öyle.
Peki, kusur ve kabahatlarını örtüp gizlemekten de mi âciz?
Çok mu beceriksiz?
Her seferinde açık verip, kendi halkına mahçup mu düşer?
Ah bu Devlet.
*
Kimseye yaranamaz.
Bazen Derin Devlet diye anılır, bazen Hantal Devlet, bazen de Ceberrut Devlet... Ama başımız sıkıştı mı “nerede bu Devlet?”
Hele bir de Devlet Kuşu oldu mu, ona itiraz yok, buyursun gelsin, başıma konsun.
Devlet Dairesi... Devlet Okulu... Devlet Radyo Televizyonu.
Bunlar hep küçümseyerek baktığımız kurumlar. Devlet Memuru zaten karikatürlere malzeme: Bugün git, yarın gel... Bütün espri bu.
Evinde çocuğuna söz geçiremeyen babalar, mahalle kahvesinde
Devlet’e atıp tutarlar. Bu kadar küçük mü Devlet? Soyguncu mu? Tertipçi mi? Sürekli tuzak mı hazırlar?
*
O’nun suskunluğunu ve terbiyesini sömürmek, bir meslek haline geldi.
Ama yeter efendim.
Allah korusun, bir an için Devletsiz kaldığımızı varsayın.
O zaman ne yaparız?
Bakar mısınız? Türkiye ortak yurdumuz, Devlet ise sanki ortak rakibimiz.
Buna şiddetle itiraz ediyorum.
Yurduma elbet aşığım ama Devletimi dünyada hiçbir Devlet’e değişmem.
Bunu Devletçilik’le karıştırmayalım.
Rauf Tamer - Posta