“Okullarda cinsiyet eğitimi verilmeli”

“Okullarda cinsiyet eğitimi verilmeli”

Yrd. Doç. Dr. A. Muhsin Yılmazçoban, gündelik hayatta selamlaşmanın önemine değinerek “Kendi kültürümüzü ve ahlâk anlayışımızı ön planda tutarak, okullarda cinsiyet eğitimi verilmelidir” dedi

KTO Karatay Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. A. Muhsin Yılmazçoban, anne babaların evliliğin kolaylaştırılması ve orta yaşlarda değil erken yaşlarda çocuklarını evlendirmelerde insiyatif almaları gerektiğini söyledi. Selamlaşma, komşuluk ilişkileri ile misafirperverliğin evlilik ve toplum huzuru için önemli olduğuna işaret eden  Yrd. Doç. Dr. A. Muhsin Yılmazçoban, ahlâkî yozlaşmanın önüne “yenilenmiş idealist bir toplumun inşasıyla” geçilebileceğini ifade ederek temel hareket noktası hakkında “Batı toplumunu ve sistemini taklit ederek değil kendi Doğu İslam toplumuna uygun çözümler bulmak olmalıdır” dedi. Erken yaşta evlilikleri tavsiye ettiğini fakat burada herhangi bir yaş aralığından söz edilemeyeceği üzerinde ısrarla duran Yılmazçoban, “Aksine kız ve erkek evliliklerinde belli yetişkinlik ve olgunluk seviyelerine geldiğinde evlenmelidir. Zaten hukuki olarak mevzuatta geçen reşit olma ve evlilik yaşı 18’dir. Yoksa çocuk yaşta evlilikler sağlıksız olacaktır. Bu tür evlilikler gelin ve damatta sosyal ve psikolojik sorunlar ortaya çıkartacaktır. Kişinin kimlik ve benlik yapısına varıncaya dek daha baştan çarpıklıklar oluşmasına neden olacaktır. Kişiliğin olgunluk ve yetişkinliği ise, kişiden kişiye, toplumdan topluma, kültürden kültüre ve sadece yaşa bağlı olmaksızın değişmektedir. Yaş dâhil bütün değerler sistemimizde asgari müştereklerimizi yeniden toplumsal mutabakatla belirleyip, kararlaştırarak bir an önce “Ortak Davranış Kalıpları” oluşturmalıyız” görüşüne yer verdi.

SELAMLAŞMA VE CİNSELLİK EĞİTİMİ

Evlilik ve cinsellik konularına da değinen Yrd. Doç. Dr. Yılmazçoban, görüşlerini şöyle dile getirdi: Büyük millet olduğumuz bilinciyle ve büyük bir aile olduğumuzu da bilerek “Sokakta ne kadar çok selamlaşırsanız o kadar az boşanırsınız” formülüyle gündelik hayatımızı yaşamalıyız. Özel ve aciliyetle önemli birkaç tedbir almalıyız. Kendi kültürümüzü ve ahlâk anlayışımızı ön planda tutarak, okullarda cinsiyet eğitimi verilmelidir. Özellikle Belediye ve Üniversitelerimize düşen acil görev ise, “Evlilik Eğitimi Kursları” düzenlemektir. Evlenmeden önce her evlilik adayına 15 günlük de olsa verilecek kurs sonucunda, “Evlilik Belgesi” verilmesidir. Modern zamanlarda yaşayan bizim insanımızın, dinimizi ve geleneğimizi anlayabilen yeni evlilik bilincine ve yeni evlilik dilini öğrenmeye ve konuşmaya çok ihtiyacı vardır. Böylece huzurlu evlilikler sürmeye devam edecek ve boşanma oranları hızla düşecektir.