O hiç Adil Düzenci olmamış!

O hiç Adil Düzenci olmamış!

Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, artık ‘Adil Düzen’ciliğin pirim yapmadığından mıdır dün Sabah’ta yayınlanan söyleşisinde "Hayatımda hiçbir zaman Adil Düzen'ci olmadım, sadece sustum, Refah Partisi’ni de hiç eleştirmedim" dedi

Sizi "Adil Düzen"ci olarak suçlayan kesimler, ne oldu da bugün sizi alkışlıyor? Yani ne yaptınız da askere, Cumhurbaşkanı'na, laik kesime ve muhalefete kendinizi bu kadar çok sevdirdiniz? Kötünün içinde iyisi misiniz?


-Yani şunu tespit edebilir miyiz. Değişen ben değilim sadece beni gözlemleyenler değişti. Ben öğrencilik yıllarımdan beri hep farklı ve yeni düşüncelere açık olmuşumdur. 5 kez teorik düşüncelerden ötürü mide kanaması geçirdim. Arayış içindeydim.


"Bugün demokratik düşünüyorsunuz ama zamanında Adil Düzen'ciydiniz" diyen çıkmıyor mu peki? Siz Erbakan'ın ekibindeydiniz, onun bakanıydınız.


-Çıkıyor tabii. Onu da şöyle anlatayım. Ben eskiden de hiç Adil Düzen'den bahsetmezdim. Hatta üniversitedeyim, milletvekilliğine hazırlanıyorum. O zaman bir araştırma kurulunun organizasyonunda Adil Düzen hakkında konuşma yapmam istenmişti. O konuşmada Adil Düzen eleştirisi yaptım.


Neyini eleştirdiniz?


-Bunun bir toplum mühendisliği olduğunu anlattım. Bu da doğru değil Türkiye için. Hayatımda hiçbir zaman "Adil Düzen"ci olmadım, Adil Düzen nutukları atmadım. Hayatımı o kurallara göre belirlemedim. Kimseyi ona yönlendirmedim.


İyi de Adil Düzen'i savunan bir partinin en önemli adamlarından biriydiniz. Madem bu kadar karşıydınız o zaman, bugün AKP'yi eleştirdiğiniz gibi niye onları da eleştirmediniz?


-Adil Düzen partinin programında vardı. Ben sustum sadece. O konuyu görmemezlikten geldim. Susmanın zor tarafı var ama yapacağım başka bir şey yoktu. O partiyi ben kurmamıştım.


Hep farklılıkları sevdim diyorsunuz. AKP'de de farklı çıkışlarınızla, parti eleştirilerinizle ön plana çıkıyorsunuz. Bağlı olduğunuz topluluktan bu kadar farklı olmak zor değil mi? Yalnızlık getirmez mi?


-Getirir tabii. Zor olmasına zor. Zorluğunu şöyle yaşıyorum. Herkesin az çalışarak elde ettiğini ben çok çalışarak elde ettim. Hayatta hiçbir zaman kendime zaman ayıramadım. Hayatımı istediğim gibi düzenlediğimi, yaşayabildiğimi söyleyemem. İnsanların çok az enerji vererek elde ettiklerini ben hayatımı vererek elde edebildim.


Demin "Adil Düzen'i eleştirmedim, sustum" dediniz. Bugün partinizi zora sokacak açıklamalar yapıyorsunuz. Neden susmuyorsunuz?


-Doğru, onu da iyi görmüşsünüz. Siyasete girmeyi hiç planlamadığım bir safhada, benim kurmadığım, düşüncelerini benim oluşturmadığım, programını benim yazmadığım bir partideydim. Programı zaten çok önceden belirlenmişti. Bir misafir gibi girmiştim.


Ortalıkta sürekli türban tartışmaları var. Sizce tartışılıyor olması çözüm sürecinde bir adım mı yoksa tam tersi mi?


-Prensip olarak, konuşmanın yasaklandığı alan olmamalı. Her konu tartışılabilmeli. Ama bir sınır koyuyorum. İşin maslahat tarafı, geldiği nokta itibariyle ben Türkiye'de en temel sorunun insanların ve kurumların birbirine güvensizlik duyması olduğunu düşünüyorum. Soğuk savaş dönemi alışkanlığı. Siyaset tarzından kaynaklanıyor.


EŞİMİ BAŞI AÇIK DİYE SEÇTİM AMA KENDİSİ KAPANDI


Eşinizin başı kapalı mı?


-Evet.


Sizinle evlenmeden önce açıkmış.


-Doğru. Nişanlıyken örtülü değildi. Kayınvalidem de başörtülü değildi. Kayınpeder de çok dindar bir insan falan değildi. İçki içerdi. Tabii şimdi içiyor mu bilemem. Nişanlılık dönemimizde eşim bana "Kıyafetim nasıl olacak" diye sordu. Ben de o zaman doğal olarak "Ben modayı pek takip edemem kadın kıyafetlerini de hiç bilmem" dedim. Aklıma hiç başörtüsü gelmedi. Meğer bizim hanım başını örtmek istiyormuş.


Neden?


-"Evliliği dindar bir insan olmak için istemişimdir" dedi. O zaman beni çok kırdı. Açıkça bana "Seninle dindar olduğundan evleniyorum, sen sen olduğun için değil" demeye getirdi. Evliliği dindar bir atmosfere girmek için istiyormuş. Büyükannesi dindar olduğu için onun dini telkinlerinden cami atmosferinden etkilenmiş.


Siz ne yaptınız?


-Gerçekten şaşırdım. "Benim başörtüsü ile ilgili bir isteğim yok" dedim. Hatta "Senin karar vereceğin iş ama ben başını örtmeni istemiyorum" dedim. O ana kadar hiç düşünmemiştim başı örtülü biriyle evlenmeyi. Öyle olsa başı örtülülere bakardım açıklara değil. Tercihimi başı açık birinden yana yapmıştım. "Beni dindar olarak bildiği için bana sevimli gelsin" diye söyledi herhalde diye düşündüm, fazla üzerinde durmadım geçtim. Sonra bir gün Tokat'a gittim. Bir de baktım ki eşim başını örtmüş. Sonra nişan ve düğün töreninde tekrar açtı ve sonra tekrar kapadı.


Bugün eşiniz başını açsa?


-Karışmam.


HAREM SELAMLIKTAN HOŞLANMIYORUM


Cümlelerimi siz tamamlar mısınız? Başbakanlıkta gözüm yok çünkü...


-Niçin olmasın (Gülüyor)?


Harem selamlık uygulamasından hoşlanmıyorum çünkü...


-Hoşlanmıyorum çünkü insanların cinsiyet itibariyle de olsa, değil kendilerini birbirlerine kapatmaları, dünyaya açılmaları gerektiğine inanıyorum. Sabah