Niyet ettim Fransa'ya göre oruç tutmaya

Niyet ettim Fransa'ya göre oruç tutmaya

İzlanda'da yaşayan Müslümanlar, oruçta neden Fransa'ya göre niyet ediyor?

Şu an en uzun oruç kuzey ülkelerinde tutuluyor. Bu ülkelerdeki Müslümanlar 17 ila 20 saat arasında oruçlu kalıyor. İftar ve sahur için İzlanda’dakiler Fransa’nın, Norveç’in Tromsö şehrindekiler de Oslo’nun vakitlerini baz alıyor.

Pınar-Aykut Kılıç çifti, Danimarka’da doğmuş gurbetçi çocuklarıydı. Aileleri yıllar önce gurbete yelken açmıştı. Kılıç çifti için 25 Temmuz 2006 tarihinin ayrı bir önemi var. Bu tarih, çiftin Danimarka’dan binlerce kilometre uzaklıktaki dünyanın en büyük adası Grönland’a ayak bastıkları gündü. Grönland Ulaştırma Bakanlığı’na iş başvurusu yapan Aykut Kılıç, talebi kabul edilince bu buzul ülkesine ‘hicret’e karar vermişti.

Yeni evli çift için Grönland bilinmeyen bir yer değildi. Ne de olsa ana dilleri gibi konuştukları Danimarkaca, bu ada ülkesinin resmî diliydi. Ancak ailelerini ve tanıdıklarını geride bırakıp kendilerinden başka Türk’ün olmadığı bir yere gitmek hiç de kolay değildi. Ayrıca buzul ülkesinin soğuk iklimi de bir başka zorluktu. Tüm olumsuzluklara rağmen Kılıç ailesi göçe kararlıydı. Grönland’a ayak bastıklarında buzul ülkesinin ilk Türk ailesini Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri çiçeklerle karşıladı.

Grönland’a iki kişi gidip 3 yıl sonra 3 kişi olarak dönen Kılıç ailesi, bu süre zarfında ‘gurbeti’ tam anlamıyla yaşadı. Danimarka onlar için gurbet sayılmazdı. Ama Grönland farklıydı. İlk günler zor geçmişti. Ancak kısa sürede Grönlandlılarla, daha doğru bir tabirle Eskimolarla yakın diyalog kurdular. 55 bin nüfuslu ülkede kendilerinden başka Müslüman yoktu, dolayısıyla oruç tutan da...

Aykut Kılıç, o günleri, “Danimarka’da toplu iftarlara alışmış biri olarak ilk günler zor geçti. İftar sofrasında sadece iki kişiydik.” diye anlatırken, tanıştıkları komşularını iftara davet ederek yalnızlıklarını gidermişler. Bayramlarda gurbeti yaşamamak için ise günler öncesinden hazırlık yapıp pasta ve börekler hazırlamış, komşularını davet edip bayram havasını teneffüs etmişler. Kılıç çiftinin bu samimi davranışları sadece komşularının değil, basının da dikkatini çekmiş. Başkent Nuuk’un gazetesi bayram günlerini manşetine taşıyıp Türk ailesine övgüler yağdırmış. Aykut Kılıç, başkent Nuuk’un adanın güneyinde olduğunu, yazın az da olsa güneşin battığını, kışın ise az da olsa doğduğunu söylüyor. Kuzey bölgeler ise yazın karanlığa, kışın güneşe hasret.

Kılıç ailesinin bir ay kadar önce dönmesiyle 57 bin nüfuslu Grönland’da Türk olarak sadece Bilal Fidan kaldı. Ocak ayında Air Greenland Havayolları’nda gelir yönetim uzmanı olarak çalışmaya başlayan Bilal Fidan, ilk kez bir ramazanı ailesinden uzakta yalnız başına geçiriyor. Her gün yaklaşık 20 saat oruç tutuyor. Kılıç ailesinin dönmesiyle ada ülkesinde yalnız kalan Fidan, en çok komşuluk ilişkilerini özlediğini söylüyor. Vaktin geç olması nedeniyle iftarını tek başına açan Bilal Fidan, ramazanda ‘çifte gurbet’ yaşadığını söylüyor.

“Danimarka’da gece mahmur gözlerle kalktığım sahurları, beraber yediğimiz iftar yemeklerini özledim.” diyen Bilal Fidan, “Grönland’da iftar olsa da önce şunları, sonra bunları yesem diye plan yapamıyorsunuz. Çünkü gıda ürünleri burada çok kısıtlı.” diyor. Buzulun adanın büyük bölümünü kapladığı Grönland’da et ve süt ürünleri ateş pahası. Bir ekmeğin fiyatı 60 kronu (18 TL) buluyor. Bilal Fidan, temel gıda ürünlerini Danimarka’ya geldiğinde beraberinde götürdüğünü söylüyor. Şu an az da olsa gecenin olduğu Nuuk’ta fazla değil, 5 yıl sonra ramazanda günün 23 saati aydınlık olacak. İftarla imsak arasının bir saate indiği o günlerde, takvim olarak Kanada baz alınacak. Ramazanın tüm yalnızlığına rağmen manevi havasını hissettirdiğini ifade eden Bilal Fidan, “Havası soğuk ve tanıdıklardan uzak bir ortamda buruk bir ramazan geçirdiğimi itiraf etmeliyim.” diyerek duygularını dile getiriyor.

Hüseyin Kartay, kuzey yarımkürede futbolun oynandığı son nokta olan Tromsö’de yaşıyor. Tromsö’yü Galatasaray’la yaptığı maçlardan hatırlıyoruz. Bingöllü Hüseyin Bey, 13 yıldır Tromsö’de. Tromsö, başkent Oslo’nun 1800 km kuzeyinde. 21 Kasım-21 Ocak tarihleri arasında güneşin hiç doğmadığı, mayıs-temmuz döneminde ise güneşin hiç batmadığı bir yer burası. 65 bin nüfuslu Tromsö için “Kuzeyin Paris’i” yakıştırması yapılıyor. Şehirde toplam Müslüman sayısı bin civarında. Türkiye’den 15 kişinin bulunduğunu ifade eden Hüseyin Kartay, “Aile olarak sadece biz varız. Diğer arkadaşlar Norveçliler ile evli.” diyor. İki çocuğuyla hava sıcaklığının yaz aylarında 10 derece olduğu Tromsö’de yaşayan Hüseyin Kartay, ‘Neden Tromsö?’ sorumuza, ‘Allah burayı nasip etmiş.’ cevabını veriyor.

Şehirde Araplara ait iki caminin bulunması, ramazanda cemaatle teravih namazı kılma hasretini yaşatmıyor. Şu an orada günde 19 saat oruç tutuluyor. İftar ve sahurlarda çok çok güneyde yer alan Oslo’yu baz alıyorlar. İftar yaparken fotoğraf isteğimizi, ‘Çocuklar iftar saatinde yatmış oluyor. Çekecek kimse olmuyor.’ diye cevaplayan Hüseyin Kartay, bu talebimizi evine davet ettiği Mardinli dostunun yardımıyla yerine getiriyor. Gıda toptancılığı yapan Hüseyin Kartay, ramazanı buruk geçirmediklerini ifade ediyor. Birkaç yıl sonra güneşin hiç batmadığı günler içinse “Ya en yakın yeri ya da Mekke’yi baz alarak oruç tutacağız.” diyor ve ilave ediyor: “Zaten bugünlerde bile takvim olarak Tromsö’yü baz almıyoruz.”

Şu an yaklaşık 19 saat tutulan oruç, birkaç yıl sonra günün tamamını kaplayacak. İftarın geç saatlere denk geldiği yaz aylarında yaşanan bir diğer sıkıntı ise davetlere icabet edememek. Bunun önündeki engel tabii ki çocuklar. Özellikle okula giden çocuklar iftar saati olmadan yattığı için, davete icabet sadece cuma ve cumartesi akşamları mümkün oluyor. Yaşadığı hayattan memnun olan Hüseyin Bey, ramazanı dolu dolu geçirmenin hazzını yaşadıklarını ifade ediyor, binlerce kilometre uzakta ve yalnız olmalarına rağmen.

Norveç’te yaklaşık 18 bini Türkiye’den olmak üzere 200 bin Müslüman yaşıyor. Nüfusun ağırlıklı bölümü başkent Oslo’da bulunuyor. Tromsö’ye nazaran günün daha kısa olduğu Oslo’nun bulunduğu güney kesimlerde ramazanlar dolu dolu yaşanıyor. Teravihte camiler doluyor, mukabeleler okunuyor, iftar davetleri sık sık oluyor.

Küresel mali krizin en çok vurduğu ülkelerin başında gelen İzlanda’nın nüfusu 300 bin ve ülkede bin kadar Müslüman yaşıyor. Türkiye’den gelenlerin sayısı ise 40 civarında. Fas, Filistin, Mısır, Suriye, Afganistan, Kosova ve Bosna’dan gelen Müslümanlar, mazisi 20 yıl öncesine uzanan bir dernek çatısı altında bir araya gelmiş bulunuyor. Dernekte küçük bir mescit bulunuyor. Cuma ve teravih namazlarının düzenli kılındığı mescitte, hafta sonları İslam ve Kur’an-ı Kerim dersleri veriliyor. Mescit, İzlandalılar tarafından da sık sık ziyaret ediliyor. İslam ve Müslümanları merak eden İzlandalılar, özellikle cuma namazı sırasında mescide gelerek bol bol resim çekip ibadet eden Müslümanları izliyor. Ülkede 30 kadar da İzlandalı Müslüman bulunuyor. Okyanusun ortasında, ağacın bulunmadığı İzlanda’da haziran-temmuz aylarında güneş hiç batmıyor. Bu aylarda ibadet vakitlerinde Fransa baz alınıyor. Şu an İzlanda’da günde 18 saat oruç tutuluyor. Uzun yaz günlerinde oruç tutmanın tek teselli kaynağı, havanın fazla sıcak olmaması. Bu aylarda sıcaklığın 10 derece olması susuzluk çektirmiyor. Ülkede sayıları az olan Müslümanlar, ramazan geleneklerini yaşatmaya azami gayret gösteriyor. Ülkede tek mescit bulunmasına karşılık teravih namazları hatimle kılınıyor. İftar davetleri ve çay sohbetleri, ramazanın değişmeyenleri arasında bulunuyor.

55 bin Müslümanın yaşadığı Finlandiya’da, İslamiyet 1925’te resmen tanınmış bulunuyor. Bugün sayıları 800 olan Tatar Müslümanların ise ülkede ayrıcalıklı bir statüsü var. 2. Dünya Savaşı sırasında Finlandiya ordusu saflarında Sovyetler’e karşı savaşırken verdikleri 11 şehit, Tatarların Finliler nazarında ayrıcalıklı olmasını sağlıyor. Tatar Müslümanların başkent Helsinki’nin merkezinde camileri var. Müslümanlar yoğunluklu olarak Helsinki, Turku ve Tampere şehirlerinde yaşıyor. Günlerin kısalmaya yüz tuttuğu Finlandiya’da beyaz geceler dönemi geride kalmak üzere olduğu için oruç tutmak nispeten kolay (17-18 saat). Ama birkaç yıl sonra oruç tutmak burada da epey zorlaşacak.

Danimarka ve İsveç... Yaklaşık olarak Danimarka’da 200 bin, İsveç’te ise 300 bin Müslüman yaşıyor. Danimarka’da 60 bin, İsveç’te ise 50 bin gurbetçimiz bulunuyor. Hemen belirtmekte fayda var, İsveç’tekilerin büyük bölümünü Konya’nın Kulu ilçesinden gelenler oluşturuyor. Ne derece doğru bilinmez ama İsveçlilerin ‘Kulu mu büyük, yoksa Türkiye mi?’ diye sordukları sık sık ifade ediliyor. Bu ülkelerde haziran-temmuz aylarında yaklaşık 21 saat oruç tutuluyor. İftarla imsak arası sadece 3 saat. Şu an günde 17-18 saat olan oruç, birkaç yıl sonra daha da uzun sürecek. Haziran–temmuz döneminde akşam namazının abdestiyle sabah namazını kılmak mümkün olacak. 1980’lerde haziran-temmuz döneminde oruç tutanlar, o günleri, “İftarı yapıp acele teravihe yetişmeye çalışıyorduk. Teravih namazı bitince de birkaç dakika içinde cami boşalıyordu. Acele eve giderek imsak olmadan birkaç bardak çay ve su içmek için âdeta yarışıyorduk.” diye anlatıyorlar.

Tabii kışın ise tam tersi oluyor. Güneş sadece 3-5 saat görülüyor. Hani güneş görülüyor diyorsak, bunu hava aydınlanıyor diye anlamak lazım. Zira havanın bulutlu olmasından dolayı güneşin yüzünü günlerce göstermediği oluyor.

Müslüman sayısının fazla olması, Danimarka ve İsveç’i farklı kılıyor. Türkiye’deki iftar çadırlarının benzerlerini Danimarka ve İsveç’te görmek mümkün. Şehrin en kalabalık meydanlarına kurulan iftar çadırları herkese açık. Yüzlerce insan çadırlarda yemek yeme imkânı buluyor. Ramazan sadece Müslümanlar arasında yaşanmıyor. Özellikle hatırlanan yerlerin başında huzurevleri geliyor. Yıllarca en yakınları tarafından dahi aranmayan insanlar, Müslümanların yakın ilgisi karşısında duygulu anlar yaşıyor. Mesela, Danimarka’nın Esbjerg şehrinde bir huzurevinde verilen iftar sonrası bir yaşlı Danimarkalı gördüğü ilgiye teşekkür etmek için kolundaki künyesini çıkararak ‘Yakınlarımızın hatırlamadığı bugünlerde bizleri unutmadığınız için, lütfen bu hediyemi kabul edin.” diyor.

2005 yılında karikatür kriziyle adını duyuran Danimarka, Müslümanların ibadet özgürlüğü yaşadığı ülkelerin başında geliyor. Ülkede bulunan onlarca camide dinî hayat gayet rahat yaşanıyor. Cumalarda camilerde yer bulmak oldukça zor oluyor. Ülkede sadece Diyanet’e bağlı 37 cami bulunuyor. Günü oruçlu geçiren Müslümanlar, ramazan boyunca okunan mukabelelerle Kur’an’ı Kerim’i hatmediyor. İftar davetleri Türkiye’dekileri aratmıyor. Danimarka Meclisi son iki yıldır kapılarını Müslümanlara açıyor. Meclis çatısı altında verilen iftara çok sayıda milletvekili katılıyor.

2006’da devlet televizyonu DR ekranlarında Ramazan Takvimi adıyla iftar programı yayınlanmıştı. Kopenhag’ın banliyölerinden Avedöre semtinden 1 Pakistanlı, 1 Mısırlı ve 3 Türk ailesinin evine konuk olunarak iftar, sahur, bayram ziyaretleri, komşuluk ilişkileri ve teravih namazı ekrana yansıtılmıştı. DR televizyonu yetkilileri, Danimarka’da 200 bin Müslüman yaşamasına rağmen, Danimarkalıların büyük bölümünün İslam ve Müslümanlar hakkında yeterli bilgiye sahip olmamasından dolayı bu programı yapmaya karar verdiklerini söylemişti. Asıl amacın ‘Müslümanların inanç ve yaşayışı hakkında’ toplumu bilgilendirmek olduğunu belirten Ramazan Takvimi programının yapımcısı Anna Gerd Allerbaek, “Bugün kaç Danimarkalı, Müslüman bir arkadaşım var diyebilir? Bunun çok olacağını hiç sanmıyorum. Bu program sayesinde birçok Danimarkalı ‘Bu ülkede Müslümanlar da yaşıyor’ derken; aynı zamanda onlarla birlikte olmanın hiç de tehlikeli olmadığını görecek.” demişti. Kuzeyde ramazan, Müslümanların yoğun olduğu yerlerde herhangi bir İslam ülkesinden farklı yaşanmıyor. Elbette ezan açıktan okunmuyor, iftar saatinde sokaklar boşalmıyor; fakat teravihte camiler doluyor, ibadetler huşu içinde yapılıyor. Müslüman nüfusunun az olduğu Norveç’in kuzeyi, İzlanda ve Grönland gibi yerlerde ise ramazan yalnızlıktan dolayı buruk geçiyor.

(Haber: Hasan Cücük- Aksiyon)