NAMUSSUZ kadının dayanılmaz cazibesi

NAMUSSUZ kadının dayanılmaz cazibesi

‘Çıplak Tenimin Hafızası’ adlı bir kitap yazan öğretmeni, bayan yazar yorumladı.

Nagahan Alcı / Aksam

 

Namussuz kadının dayanılmaz cazibesi

 

“Bıyıklı” gazetecilerin birkaç gündür keyiflerine diyecek yoktur herhalde. Ellerine yine harika bir malzeme geçti. Kocasını 300 erkekle aldattığı iddia edilen bir kadının haberini ağızlarının suyu aka aka yansıttılar sayfalarına.

 

 

Muhakkak görmüşsünüzdür, dün birçok büyük gazetenin kapağında vardı haber: Şebnem Berrak A. takma adıyla 'Çıplak Tenimin Hafızası' adlı bir kitap yazan bir İngilizce öğretmeni deşifre oldu. Bununla da kalmadı, kocası erkeklerin fantezi dünyalarını renklendirmek üzere kurgulanmış açıklamalar yaptı gazetelere: “Karım hep aldatma kitapları okurdu.”

 

Bu “iç gıdıklayıcı” habere bir de “seks düşkünü” öğretmenin yandan çekilmiş, mini etekli şuh pozu eklenince sanırım internet sayfalarında en çok tıklanan haber olmuştur dün.

 

Haberin amacının bilgilendirmek olduğu sanılır. Oysa bu örnekte amaç sapmış durumda. Sanki asıl hedef okuyucuyu “heyecanlandırmak”. Tabii okuyucu dediğin “erkek” olur “bıyıklı” medyanın gözünde. O yüzden hedef erkek okuyucuya hoşça vakit geçirtmek olsa gerek.

 

Kadın malzeme olmaktan kurtulamıyor bir türlü. Kolay yoldan “reyting” yapmanın yolunu bir kez keşfeden basın hep aynı yolu tutturmuş gidiyor. Ve böylece zaten “erkek” olan toplumu iyice “gözü dönmüş erkek” haline getiriyor. Düşünsenize fotoğrafta mini etekli, sarı uzun saçlı bir kadın ve altında “Aldatma kitapları okuyarak 300 erkekle yattı” cümlesi. Bunu gördükten sonra kafasını kaldıran bir adam yoldan geçen mini etekli sarışını görünce ne geçirir aklından dersiniz?

 

 

Mesele kadının dış görünüşünün etiketlenmesi ile de sınırlı değil maalesef. Haberin devamında başka bir cümle daha var: “Y. deşifre olduktan sonra görev yaptığı okuldan uzaklaştırıldı.”

 

Siz hiç karısını aldattı diye işinden olan bir koca gördünüz mü? Burada mesele aldattığı kişilerin sayısının fazlalığı mı yoksa aldatanın kadın olması mı? Bir kişinin cinsel ahlakı ile işi arasındaki bağ nedir? Yoksa bu ülkede kadın öğretmen olmanın görünmeyen ön şartı “namuslu ve vakur” bir kadın olmaktan mı geçer?

 

Türkiye'de kadın meselesi deyince başörtüsüne kilitlenmek yerine önce kadına bakış açısına el atmak gerek. Zira başı açık da olsa zihni kapalı erkeklerden oluşan bu toplumda ne kadar “batılı” ve ne kadar “modern” de görünsek hep o “Çalıkuşu” kriterlerine hapisiz hepimiz. O yüzden en iyisi yapalım 3 çocuğu oturalım evimizde. Mini etek ve sarı saç da bu sene demode nasıl olsa!