'Müze Şehir Konya'yı kim gezdi?

'Müze Şehir Konya'yı kim gezdi?

Zeki Oğuz, bu hafta 'Müze Şehir Konya'yı yazdı. İşte yollarında yürüdüğümüz ama bir çok güzelliği farketmediğimiz Konya...

Zeki OĞUZ

 

MEVLANA’NIN 800. DOĞUM YILDÖNÜMÜNDE

BİR MÜZE ŞEHİR KONYA

Mevlana’nın 800. Doğum yıldönümü ile 734. vuslat yıldönümü başta Konya olmak üzere dünyanın bir çok yerinde yüzlerce etkinlikle kutlanıyor. Bu yıl sema törenlerini 85 bin kişinin izleyeceği belirtiliyor.

 

Törenleri izleyecek olanların çok büyük bölümünü Konya dışından gelenler oluşturuyor. Acaba bu insanlar, Mevlana Müzesi’ni gezip, sema törenlerini izledikten sonra çekip gidiyorlarsa, gerçekten “Konya’yı gördük” diyebilecekler mi? Hiç sanmıyorum.

Oysa Konya doğası ile tarihi ile bir müze şehir durumunda.

Sema törenlerine gelenlerin, bırakın şehrin yakın güzelliklerini görmeyi, şehrin göbeğindeki, binlerce yıllık tarihe ev sahipliği yapan Etnografya Müzesi’ni, Arkeoloji Müzesi’ni ve diğer müzeleri gezmeden giderler.

Ne büyük eksiklik.

 

TARİH ZENGİNİ BİR ŞEHİR

Dokuz bin yıl öncesine dayanıyor tarihi. Tarihte ilklerin yaşandığı Çatalhöyük 50 km. ötesinde.

Karacadağ’da, Karadağ’da, Beyşehir, Ereğli, Bozkır, Ilgın’da nerdeyse her karış toprağında Hititler’in, Romalılar’ın, Bizans’ın izleri var.

Bütün anayollarda Selçuklular’ın hanları, kervansarayları bütün ihtişamları ile dikiliyor.

Karacadağ’daki yer altı şehirleri keşfedilmeyi bekliyor.

Kilistra başlı başına bir açık hava müzesi.

 

Bu görkemli geçmişin önemli buluntuları Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Bu şehrin tarihini keşfetmek isteyenler için bulunmaz bir yer bu müze.

1962 yılında bugünkü yerinde faaliyete geçen müzede neolitik çağdan Bizans çağına kadar eserler sergileniyor. Müzedeki en görkemli eserler Roma Çağı salonunda. Beyşehir Yunuslar beldesinde bulunan Herakles’in lahdi yunan mitolojisinin en ünlü kahramanı Herakles’in 12 büyük macerasını anlatıyor.

Bir şehrin kültürünün, gelenek ve göreneklerinin sergilendiği yerler etnografya müzeleridir. 1975 yılında açılan Konya Etnografya Müzesi, ülkemizdeki en zengin müzelerden biri. Selçukludan günümüze binlerce eserin sergilendiği Etnografya Müzesi, Karapınar, Sille, Ladik, Keçimuhsine vb. gibi önemli halı merkezlerinde üretilen halılardan zengin bir koleksiyona sahip.

 

A.R. İzzet Koyunoğlu en zengin özel müzeye sahipti. 1973 yılında hiç karşılıksız, onlarca yılda topladığı nadide eserleri, evi ile birlikte Konya Belediyesi’ne hibe etti. Bu müzede tabiat tarihinden Anadolu medeniyetlerine binlerce eser sergileniyor. Müze aynı zamanda, şehrin aydınlarının bağışlarıyla zengin bir kütüphaneye sahip oldu.

1954 yılında yeni bir düzenleme ile “Mevlana Müzesi” olarak izleyenlere kapıları açılan dergahı bilmeyen yok sanırım.

Karatay Müzesi, İnce Minareli Medrese, Sırçalı Medrese’lerde yüzlerce yıl önce üretilen çini eserler, taş ve ahşap ürünler, mezar anıtları sergileniyor.

 

DOĞAL GÜZELLİKLER

Konya’nın en sevdiğim yönü merkezi bir konumda olması ve önemli turizm merkezlerine ulaşımın kolaylığı. Bu yönde zaten çok büyük bir zenginliğe sahip. Bu şehre ilk defa gelenler şaşkınlıklarını gizlemeden iki şeyi üzerine basa basa söylerler. “Ne kadar düzenli bir şehir” ve “Siz ne kadar şanslısınız, bir fotoğrafçı için hazine burası”

 

Evet, Konya’nın bozkırında, dağlarında adım başı bir güzellik çıkar insanın karşısına. Kabaca bir döküm bile bunu göstermeye yeter. Akşehir’den Konya’ya kadar Sultan Dağları’nın etekleri, zirveleri, bütün çevresiyle Beyşehir Gölü, Derebucak ve Seydişehir yörelerinde mağaralar, Göksu Vadisi, Eğri Göl, çöl görünümdeki Karapınar bozkırının üzerine mavi boncuk gibi serpilmiş obruk gölleri, yine bozkırın üzerinde yerleşik, göçmen binlerce kuşa ev sahipliği yapan Tuz Gölü, Kulu Gölü eşsiz doğa harikalarıdır. Torosların zirvesindeki Eğri Göl’de bir gece kamp yapmak bir ömre bedel, desem inanın hiç abartmış olmam.

 

Günümüzde gece kondu problemi yaşamayan tek şehir olan Konya, 1970’lerden itibaren çok büyük bir gelişme yaşadı. Bu yüzden ilk defa gelenler “ne kadar düzenli bir şehir” demekten kendilerini alamıyorlar. 1975 yılında açılan, günümüzde seksen bine yakın öğrencisi olan Selçuk Üniversitesi de eğitim kalitesiyle büyük bir zenginlik kattı Konya’ya.

Şair A. Kadir’in Mevlana’dan çevirdiği güzel bir şiirle bitirelim sözü:

 

“Her gün bir yerden göçmek ne iyi

Her gün bir yere konmak ne güzel

Bulanmadan, donmadan akmak ne âlâ.

 

Dünle beraber gitti cancağızım

Ne kadar söz varsa düne ait.

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”