Muhteşem Yüzyıl ortalığıı karıştırdı

Muhteşem Yüzyıl ortalığıı karıştırdı

Hükümete yakınlığıyla bilinen Sabah Gazetesi yazarı Aköz, Erdoğan'ın Muhteşem Yüzyıl çıkışıne sert bir dille eleştirdi...Vatan Gazetesi Yazarı reha Muhtar ise Erdoğan'a sahip çıktı

Başbakan Erdoğan'ın Muhteşem Yüzyıl dizisiyle ilgili çıkışına tepkiler devam ediyor.

Erdoğan'ın Kütahya'daki bir açılış törenindeki 'Bunlar televizyon ekranındaki ecdadımızı zannediyorum o Muhteşem Yüzyıl belgeselindeki gibi tanıyorlar. Bizim öyle bir ecdadımız yok. Biz öyle bir Kanuni, öyle bir Sultan Süleyman tanımadık. Onun ömrünün 30 yılı at sırtında geçti. Sarayda, o gördüğünüz dizilerdeki gibi geçmedi.' sözlerine tepki gösteren Sabah Gazetesi yazarı Emre Aköz, ' Acaba diyorum, Ortadoğu'nun şu gergin atmosferinde, stres atmak için mi keyfimizin kâhyalığını yapıyor? Olur mu olur!' diye yazdı. 

İşte Aköz'ün bugünkü satırları,

Tam kurtulmuştuk ki

Okurumuz Niyazi Yalçın, dizi tartışmasıyla ilgili şöyle demiş: "Şu ana kadar Sayın Erdoğan'ın 'Muhteşem Yüzyıl' eleştirisi hakkında bir şey yazarsanız şu noktayı da dikkate almanızı rica ederim:

"Benim Rus arkadaşım her hafta diziyi seyredip anlatıyor. Çocuk doktoru olarak çalıştığı hastanede günün tek konusunun bu dizi olduğunu söylüyor. Rusya'da o kadar çok izleniyormuş ki İstanbul'a turlar düzenleniyormuş.

"Sayın Erdoğan yanılıyor: İnsanlar bunun tarihi gerçekler değil, bir TV dizisi olduğunu biliyor. Arkadaşım diziyi izlemeye başladıktan sonra, Osmanlı tarihiyle ilgili tam altı kitap okuduğunu söyledi. Siz de takdir edersiniz ki bu durum, ekonomi ve Türkiye'nin ekonomisi ve tanıtımı açısından önemli..."

VESAYETÇİ ASKERLERDEN KURTULDUK ERDOĞAN GELDİ

Sevgili okurumuz... Çıkışlarının çoğu söylem düzeyinde kalsa da, Başbakan Erdoğan'ın bu müdahaleleri ağzımda kekremsi bir tat bırakıyor. Vesayetçi askerler yıllarca bu halka çocuk muamelesi yaptı. Tam onlardan kurtuluyorduk ki aynı tavrı Erdoğan gösterir oldu. Bence bu tip tartışmalar açarak, milliyetçi-muhafazakâr kesimleri arkasında tutmaya çalışıyor. Tamam ama bazen öyle laflar ediyor ki hani bilmeyen, İstanbul'da değil de, gariban bir Anadolu kasabasında yetişmiş birisi konuşuyor sanır.

KEYFİMİZİN KAHYALIĞINI YAPIYOR

Bunun bir açıklaması olmalı. Acaba diyorum, Ortadoğu'nun şu gergin atmosferinde, stres atmak için mi keyfimizin kâhyalığını yapıyor? Olur mu olur!

Reha Muhtar:

Başbakan Muhteşem Yüzyıl’la ilgili konuştuğunda medya ve reklam dünyasının üç duayen ismiyle bir öğle yemeğinde beraberdim...

Reklam duayeni olan zat; “Bu sözlerden sonra Kanuni’yi at sırtına bindirip, acilen sefere çıkartırlar...” dedi;

“Diziden vazgeçemezler... Bu şekilde de devam edemezler... Tek çıkar yol Kanuni’yi at sırtına bindirip, uzun bir sefere çıkartmak...”

Dün kanal yönetimi çevrelerinde bu yönde görüşlerin seslendirildiğini dolaylı yollardan öğrendim...

Mesele Kanuni’yi at sırtına bindirip, diyar diyar dolaştırmak değil...

Mesele Meral’in hayattayken yapmaya çalıştığı şekilde, Muhteşem Süleyman’ın senaryosunu yazarken, Kanuni’nin hayatından bilinmeyen ilginçlikler çıkartma, onları tarihin ve olayların gelişim çizgisini bozmadan yaşanan ilişkilerle harmanlama...

***

Meral, Muhteşem Yüzyıl’ın senaryosunu yazmaya başladığında, herkes Hürrem Sultan’la, Pargalı İbrahim Paşa’nın arasındaki derin rekabeti ve amansız savaşı konuşuyordu...

Öyle miydi değil miydi, herkes bir taraftan tartışırken bir şeyler de öğrenmeye çalışıyordu...

Tarihe yönelik cehaleti yok edici bir merakı dürtüklüyordu dizi...

Oysa şu anda Muhteşem Yüzyıl adı altında dürtüklenen tek şey libidodur...

Tartışmaların yerinde yeller esiyor...

Muhteşem öpüşmeler ve halvet olma hallerine iç geçirilmekten ibaret muhteviyat!..

***


Anglo Saksonların “fine tuning” dediği bir tabir vardır...

‘İnce ayar’ demektir...

Ustaları usta yapan bu ‘ince ayar’ı iyi bilmeleridir...

Dün son şehzade Osman Selahattin Osmanoğlu da konuşmaya başladı ve “Sözkonusu olan bizim dedemiz... Böyle lanse edilmesini ailece tabii ki beğenmiyoruz...” dedi...

Herkese herşeyi beğendirmek zorunda değilsiniz...

Ancak hayata ve onu yaşayanlara karşı daha dürüst olmalısınız...

Kanuni’nin soyundan gelsem, ben de dedemin dedesinin dedesinin bu şekilde gösterilmesine karşı çıkardım...

“Ama bu belgesel değil özgün senaryo lafına da ifrit olurdum...”

“Bir de ben sizin isminizin üzerinden özgün senaryo yazayım bakalım ne olacak?..” diye iç geçirirdim...

***


Meral’in Kanuni’yi senaryolaştırmasını bütün gücümle destekledim, çünkü onun Sultan Süleyman’ın kişilik dokusunu bozmayacak bir senaryo yazacağını biliyordum...

Can Dündar’ın Mustafa filminin arkasında durduğum gibi...

Çünkü onun da filmde “Mustafa Kemal’i anlatan metinlerinde, haklı olarak tabuları zorlasa da, tarihsel kişiliğin ana eksenini bozmayacak bir özeni göstereceğini” biliyordum...

“At sırtına bindirip sefere mi çıkartırsınız, yoksa sarayda derin ilişkiler içinde bir Kanuni portresi mi yaratırsınız” bilmem fakat işin cılkını çıkartmayın...

Ucuza kaçmayın...

Başbakan öyle söyledi diye, ucuz hamasete yönelip “Kıtaları ve ülkeleri fetheden at sırtında cengaver Kanuni portresi çıkartarak, Muhteşem Süleyman’dan yeni bir Malkoçoğlu yaratmaya kalkmayın...”

Süleyman’ın derinliğini ekranlara yansıtın...

Büyük paralarla, Türkiye’nin en çok konuşulan dizisini yapıyorsunuz...

İçinde tarih var...

Tarihin çok önemli figürleri var...

Olaylar ve bir milletin mazisinin unutulmaz bir parantezi var...

Bu diziye bu kadar büyük para almanızın, bu derece yüksek rating yapmanızın altında; “Muhteşem Süleyman’ı, Hürrem’i, Pargalı İbrahim’i, Osmanlı’yı, Harem’i ve Saltanatı dilediğinizce kullanmanız yatıyor...”

Onlar tarih, ecdad ya da sadece insan olmanın ötesinde, sizin rızkınız esasında...

İnsan rızkına ihanet etmez...

Fütursuzlaşmayın!..