MİT'e neden saldırıyorlar?

MİT'e neden saldırıyorlar?

'MİT’le Hükümet uğraşıyor' diyen Kömürcü'ye göre kuruma neden sahip çıkmalıyız?

Güler Kömürcü - AKŞAM

 

MİT'e neden saldırıyorlar?

 

Evet, sürekli benzer cümlelerle giriş yapıyorum, çünkü sonuç alınana kadar aynı yere damlanması gerektiğine inanıyorum efendim. Çok hassas günler yaşıyoruz, etrafımızda haritalar değişiyor, iç ve dış güvenliğimiz üzerinde artan tehditler, adım adım Güneydoğumuzun federasyona doğru sürüklenmesi yetmezmiş gibi ekonomimiz de kırmızı alarmda... Değerli ekonomi uzmanı Yiğit BULUT’un yorumuyla; ‘Hükümet sadece son 5 yılda sizin üzerinize yaklaşık 220 milyar dolarlık borçlanma yükü ‘daha’ ilave etti, bankalarınızın yüzde 70’i yabancıların eline geçirildi, cari açığınız tehlike sınırını kat be kat aştı.’

 

‘Light cemaatin’ test sürüşünde, necip bir kısım medyamızın rampalığında bize PKK’nın tasfiyesi ve de bonus olarak da ‘Irak petrolünün paylaşımı’ mamasını mı verecekler?

 

Bu korkunç plana direnmesi söz konusu olacak kurumlar, şahıslar, gazeteciler, siyasiler, akademisyenler, işadamları, bürokratlar teker teker ‘etkisiz’ hale getirilmeye devam ediyor. Malum merkezlerin itibar infazlarıyla etkisiz hale getirdikten sonra, bütün kadroların ele geçirilme/dönüştürülme hedefinde şimdi, sırada ne/kim var? Bir numara, iki, üç, dört, beş derken...

 

Dün Gazeteport’ta Emin Özgönül’ün ‘yazısını’ okuyorum (www.gazeteport.com), özetle diyor ki; ‘Son günlerde dikkat çekici bir gelişme var. Hükümete yakın bir gazetede “MİT’in sırları’’ başlıklı bir dizi başlıyor. Eski müsteşarın eşinin, MİT personelini sürdürdüğü, Apo’ya Şam’da itfaiye aracı içinde sonuca ulaşmayan bir suikast düzenleneceği gibi iddialar sıralanıyor.

 

KUŞÇUBAŞI EŞREF

Ardından aynı gazetede bir hafta önce de, MİT’in nüvesini teşkil eden Teşkilat-ı Mahsusa’yı kuranların ve Kuşçubaşı Eşref’in “Vatan haini’’ olduğu öne sürülüyor. Ünlü tarihçi Cemal Kutay’ın kitaplarında “Kahraman’’ olan Eşref, TMSF kontrolündeki gazetede, bir tarih öğretmenin ağzından, ‘Hain’’ ilan ediliyor.

 

Ve üçüncü aşamada bu kez MİT Başkanları konu ediliyor. MİT’in “Lastik patlatmaktan öte bir iş beceremediği’’ yazılıyor. Bu yazı dizisinde, eski MİT başkanlarından birinin tecavüz girişimi nedeniyle görevden alındığı, iddiası da var. İddiaya konu olan kişiler hayatta olmadığı için, bu satırlara itiraz da gelemiyor.

 

Yaklaşık 5 aydır salvo atışlarıyla hem geçmişi hem de bugünü ile topa tutulan MİT ile ilgili bu gelişmeler, hükümetin MİT Müsteşarı’nı ve üst düzey yönetimini değiştirme planının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

 

AKP’NIN ADAYI HAZIR ....

1942 doğumlu olan Emre Taner’in normal şartlarda 67 yaşına kadar bu görevi sürdürecek olması... Hatta Devlet Memurları Yasası’nın Ek 29’uncu maddesi, Taner’e bir yıl da ek süre verilme imkanı getiriyor.

 

Ankara’daki kulislere göre, Emre Taner’e pek sıcak bakmayan, 10. Cumhurbaşkanı Sezer ve MGK’nın asker kanadının bastırması sonucu bugüne kadar ‘evet’ demek zorunda kalan AKP Hükümeti, “Erken emeklilik formülü’’ ile, MİT’te de bir operasyon düşünüyor. Teşkilatın bir numaralı koltuğu için, son seçimlerde bir doğu ilinden AKP aday adayı olan 71 kişi içindeki, eski bir teşkilat mensubunun adı bile kulislerde dolaşıyor.’ Sayın Özgönül böyle yazıyor.

 

Dünyadaki en etkili ilk 5 istihbarat örgütünün içinde yer alan kuruma yapılan salvo atışlarla, Atatürk’ün çocuklarının yönetimindeki MİT’in tepe kadrolarını değiştirme gerekçesi hazırlamak ya da en azından kamuoyu aracılığyla baskı oluşturup, MİT’in fonksiyonlarını kendi koşullarına uyumlu hale getirmeye mi çalışıyor birileri?

 

Dün konuyla ilgili görüşlerine başvurduğum çok sayıda uzman aynı fikirde; ‘içinde bulunduğumuz bu kritik süreçte büyük önem arzeden kurumun iç dinamikleriyle oynanmaması gerekiyor, kuruma 40 yıldır başarıyla hizmet veren, Atatürk’ün çizdiği ufuktan ayrılmayan, bir ilki gerçekleştirip, geçtiğimiz yıl oluşturduğu ‘istihbarat doktrini’ ile ezberleri bozan Müsteşar Sayın Emre TANER’in koltuğu üzerinden, malum birilerince organize edilen planların mutlaka bozulması gerekiyor.’ Bir numara, iki, üç, dört, beş derken...

 

Son sözü, yine değerli bir başka stratejistin tespitiyle bağlayalım; ‘Önümüzdeki dönemde yaşadığımız bölgede çok daha ciddi değişiklikler olacak, haritalar değişecek ve bu denli büyük değişlerin yaşandığı süreçte, toplumların yönlendirilmesi dolayısıyla da istihbarat savaşları her zamankinden çok önem kazanacak. ‘

 

Atatürk’ün bütün çocuklarına sahip çıkmamız gerekiyor, Atatürk’ün çocuğu ey değerli okur. Şimdi; ‘ama’ ile başlayan cümlelerle detaylarda gezinme lüksümüz yok. ‘Bir numara, iki, üç, dört, beş derken... Sıradaki, NE?!