Mit'çi gazetecilerin KAVGASI

Mit'çi gazetecilerin KAVGASI

Önemli mevkide olan hangi gazeteciler yemekte "Mit ajanlığı" kavgasına tutuştu?

Okay Gönensin-Vatan

İki gazetecinin MİT'çilik kavgası

Gazeteciliklerini unutarak bağırışmaya başladılar.

Birinin ağzından "Sen MİT ajanısın" sözü çıktı. Diğerinin cevabı, "Ben maaş almıyorum, sen alıyorsun" oldu.

Başarılı bir müteahhit olan Korkmaz Yiğit, işlerini büyütürken medya ile ilgilendi, önce Kanal 6 televizyonunu, sonra da 1998 yılında Yeni Yüzyıl Gazetesi'ni Dinç Bilgin'den satın aldı. Yeni Yüzyıl'ın Genel Yayın Yönetmeni olarak ben ve diğer arkadaşlar da böylece patron değiştirmiş olduk.

Korkmaz Yiğit medyada hızla büyümek istiyordu. Aydın Doğan'dan da Milliyet Gazetesi'ni satın aldı. Aynı anda da bütün büyük projelerini finanse etmek üzere özelleştirilecek olan Türk Ticaret Bankası'nın ihalesine girdi, bu bankayı da satın aldı.

Milliyet'in el değiştirdiği günlerde ortaya bir telefon kaydı çıktı ve ortalık birbirine girdi. Bu kayıtta Korkmaz Yiğit ile Alaattin Çakıcı'nın Türkbank ihalesi ile ilgili konuşmaları bulunuyordu.

Konuşma kayıtlarının açıklanmasıyla ortalık birbirine girdi, önce Aydın Doğan Milliyet'i satmaktan vazgeçti. Hükümet ve o sırada Başbakan olan Mesut Yılmaz da "ihaleye fesat" iddialarına muhatap oldu. Yılmaz'ın bu suçlamadan yasal olarak aklanması yıllar aldı.

O heyecanlı günlerde birçok gazeteci Türkbank olayının üzerine gitti. Mesut Yılmaz da konuyla ilgilenen gazetecilerle, olaya müdahil olmuş üst düzey bürokratları bir akşam yemeğinde Başbakanlık'ta bir araya getirdi.
Yine o sıralar ağır darbe alan ve işleri bozulan Korkmaz Yiğit, Yeni Yüzyıl'ın da bu fırtınaya kurban gitmemesi için bir tedbir olarak gazete sahipliğini bana devretmişti.

SEN GAZETE PATRONUSUN

Başbakanlık'taki akşam yemeğine on kadar gazeteci, Merkez Bankası Başkanı, Özelleştirme İdaresi Başkanı, Ekonomiden Sorumlu Bakan olarak Güneş Taner ve dönemin MİT Müsteşarı katıldı.

Bürokratlar, MİT Müsteşarı hariç, olayla ilgili bilgilerini ve savunmalarını anlattılar, gazeteciler de soru sordu.

Mesut Yılmaz, "Sen gazete patronusun sağıma otur" demişti. Solunda da MİT Müsteşarı oturuyordu. Galiba bütün gece sadece ikimiz hiç konuşmadık.

Tartışma devam ederken heyecanlı gazeteci arkadaşlardan ikisi aralarında tartışmaya başladılar. Aslında tartışma ve gerginliğin asıl nedeni hangisinin daha çok bilgi sahibi olduğuydu. İkisi de gazeteciliklerini unutarak bağırışmaya başladılar.

O arada ikisinden birinin ağzından "Sen zaten MİT ajanısın" sözü çıktı. Diğerinin cevabı, "Ben maaş almıyorum sen MİT'ten maaş alıyorsun" oldu.

Bir süre de bu cümleleri çeşitli şekillerde tekrarladılar.

Kavga boyunca MİT Müsteşarı en ufak bir harekette bulunmadan önüne baktı. Mesut Yılmaz ise çok eğlendi.
Bu iki "yarım" meslektaşımız birbirlerinin üzerine yürüyecekken birileri araya girdi ve kavga bitti.

Her zaman "MİT'e çalışan gazeteciler"le ilgili dedikodular duyardık, ama ilk ve son kez böyle bir şeye tanık olmuştuk.

O iki arkadaşın ilişkileri daha sonra nasıl oldu bilmiyordum, ama ikisi de gazetecilik mesleğinde ilerledi.
Korkmaz Yiğit'in medyaya girişi ve çıkışı ise çok uzun bir hikâyedir, onu da bir gün anlatırız.