'Minare süngü'yü Avrupa unutmadı

'Minare süngü'yü Avrupa unutmadı

Avrupa'da Türkiye karşıtlığı dalga dalga yayılıyor. Fransız miletvekilleri Le Figaro'da makale yayınlattı. Makalede Başbakan Erdoğan'ın minareli süngülü şiiri bile var.

"Minareler süngü" diyenleri Avrupa'ya nasıl alırız?

Fransa'da kritik Avrupa Anayasası referandumuna kısa bir süre kala Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan 25 Fransız milletvekili, ünlü Le Figaro gazetesinde "'Minareler süngümüz'diyenleri Avrupa'ya nasıl alırız" diye bildiri gibi makale yayınladı.

Vekiller Türkiye'ye "hayır" diyebilmek için anayasaya "evet" denilmesini istedi. "Hayır için Evet" grubunu oluşturan milletvekilleri, Türkiye'ye "imtiyazlı ortaklık" statüsünün tanınmasını talep etti.
"Hayır için Evet" grubu üyeleri, Le Figaro gazetesinde ortaklaşa yayınladıkları makalede AB liderlerinin Türkiye'ye müzakere tarihi vermelerinden duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Türk hükümetinin üyelik dışındaki hiç bir alternatif kabul etmemesine de adeta ateş püsküren grup, "Avrupa Birliği'nin bugün Türkiye'nin katılımı ile bağdaşmayan siyasi bir projesi var (...) Bizim projemize başbakanı 'Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker'diyen bir ülkeyi nasıl entegre edebiliriz?" dediler.

Türkiye'nin AB'ye entegre edilmesinin yeni Avrupa'yı tehlikeye atacak "bütçe şoku" yaratacağı da öne sürülen makalede Türkiye'nin entegrasyon maliyetinin Birliğin yıllık bütçesinin dörtte birine eşit olacağı savunuldu.

ANAYASA TÜRKİYE'YE KARŞI
EN İYİ SAVUNMA ARACI OLABİLİR
"Hayır için Evet" grubu, Avrupa Anayasası'nın Türkiye'nin AB üyeliğine karşı en iyi savunma aracı olabileceğini belirterek Fransız Anayasası'nda yapılan değişiklikler ile de AB'nin genişlemesi için referandum düzenleneceğini anımsattı.

Grup, "Böylece, Türkiye konusunda son sözü Fransızlar söyleyecek. Eğer Fransızların çoğu, arzu etmezse Türkiye Avrupa Birliği'ne katılmayacak" dedi.
Buna karşın, Türkiye'ye "hayır" denmesinin bu ülkeye sırt dönülmesi anlamına gelmeyeceği öne sürülen makalede Türkiye'nin bölgesinde önemli bir rol oynayabileceği, AB'nin Türkiye'ye "imtiyazlı ortaklık" statüsünü tanıyabileceği de savunuldu.