Mevlana'larını dövüştürüyorlar

Mevlana'larını dövüştürüyorlar

Belediyenin Mevlanası Kültür Bakanlığı’nın Mevlanası’nı dövsün...

‘Asıl mesele, Konya’da Mevlevilik kültürünü bilen adam yetiştirmek’

 

Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi’nin, teravih sonrasında düzenlediği ‘Ramazan Etkinlikleri’ programında renkli görüntüler yaşandı. SÜ İlahiyat Fakültesi emekli öğretim üyesi ve gazetemiz yazarı Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu’nun konuşmacı olduğu programın öncesinde tiyatrocu Yusuf Duru meddah gösterisinde bulundu. Gösterinin ardından sohbetine başlayan Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu, “Mesnevi’de Hz. Peygamber’e ve Hadislere Atıflar” konusunda görüşlerini aktardı.

Koçkuzu, yaptığı konuşmada Mesnevi’de başka kaynaklarda bulunmayan Hz. Muhammed ile ilgili bazı olayların da anlatıldığını, ancak önemli olanın bunlardan çıkarılacak ders olduğunu kaydetti.

Herkesin kafasında bir Mevlana olduğuna işaret eden Koçkuzu, herkesin kendi kapasitesi ve gördüğü açıdan onu tanıtmaya çalıştığını belirterek, ancak farklı farklı tanıtılsa da, hakkında uçar laflar söylense de herkesin Hz. Mevlana’nın özde Hz. Peygambere bağlı bir İslam alimi ve şair olması konusunda fikir birliğinde olduğunu dile getirdi. Mesnevi’de anlatılanların sağa sola çekiştirilmesiyle uğraşılmaması gerektiğinin altını çizen Koçkuzu, esprili anlatımıyla, “Kendi kendimize bir şeyler söylüyoruz ve istiyoruz ki, bizim Mevlanamız, Üniversitenin Mevlanası’ndan daha iyi olsun, belediyenin Mevlanası Kültür Bakanlığı’nın Mevlanası’nı dövsün. Böyle bir şey yok. Asıl mesele Konya’da Mevlevilik kültürünü bilen bilim adamı yetiştirmektir” dedi.

Mesnevi’deki hadisler üzerinde ilk kez İranlı Firuzanfer’in çalıştığını ifade eden Koçkuzu, daha sonra İzmir İlahiyat’tan Prof. Ali Yardım’ın doktora çalışmasıyla Mesnevi araştırmalarına katkıda bulunduğunu, daha sonra da Konya’da bir grup akademisyenin çalışmasıyla tasavvuf kökenli hadislerin tetkiki üzerinde bir gelenek oluştuğunu vurguladı. 

Mevlana’nın eserinde, Hz. Peygamber’e ve hadislere 400 atfın olduğunu belirterek, onun, “Eğer toplumunuzda ölüm çoğalmışsa, asayiş bozulmuş ise dinî borçlarınızı ödemiyorsunuz, devlete olan verginizi vermiyorsunuz, fukaraya vereceğiniz parayı vermiyorsunuzdur” dediğini hatırlattı. Ortada hiç sebep yokken ‘Mevlana’nın Ali taraftarı mıydı, değil miydi’ tartışmalarının gereksiz olduğunu belirten Koçkuzu, “İranlı gülüyor. Ya öyle bir iddia yok ki kendi kendinize müdafaa edesiniz. O Sünni. Bakıyoruz ki Mesnevi’de Hz. Ömer için çok güzel ifadeler kullanıyor. Onun, sahabeyi kademelendirmek gibi bir kaygısı yok. Ya da ehli beyti  ön planda tutarak ötekileri küçük görmek gibi bir derdi bulunmuyor” diye konuştu.

Hadis kitaplarında Mevnevi’de anlatıldığı gibi ayrıntıların bulunmadığını belirten Koçkuzu, “Ama onları Hz. Mevlana nereden buluyoruz, o günün kültürü mü, onu bilemiyoruz” dedi.

Hz. Mevlana’nın zaman zaman, insanı; kalbin kalbi, gözün gözü ve kulağın kulağı şeklinde tabir ettiğini anımsatan Koçkuzu, Mesnevi’de anlatıldığına göre iktisadın da bir dili ve ahlakı olduğuna vurgu yaparak, iktisadın doğruyu eğriden ayıran yönünü, “O, iktisadı kendi kanunlarının da ötesinde sana yön verir ve topluma yararlı hale getir” sözleriyle tanımladı.

Mesnevi’deki “Yokluk içinde el genişliği, darlık içinde bolluk; ateş içinde cennet, cennet içinde ateş” betimlemelerine de işaret eden Koçkuzu, bir hatırasını anlatarak konuşmasını tamamladı. Resim öğretmeninin masaya koyduğu çiçeği herkesin gördüğü şekliyle çizmesini istediğini belirten Koçkuzu, çiçeğin bulunduğu masanın bir yerden iki ayaklı, bir başka yerden de dört ayaklı görünebileceğini, önemli olanın çiçek ve masa yerine başka nesnelerin çizilmemesi gerektiği gibi, Mevlana’nın da İslam dışında değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti. Memleket