'Medyadan büyük Allah var!'
Milliyet Gazetesi yazarı Ece Temelkuran, Medyatava röportajları serisinde yaralan son isim oldu. Temelkuran, gazeteciliğe bakışını ve içinde bulunduğumuz hali Batur İlhan'a anlattı..
-Günümüz Türk ve dünya medyası hakkında ne düşünmektesiniz?
Vicdanın, adaletin, özgürlün, eşitliğin birer çocukluk alameti olarak varsayıldığı, öyle tarif edildiği bir medya görüyorum. Bütün dünya ana dalga medyasına göre; yetişkinlik çok daha kurnaz, çok daha alçak, çok daha hesapçı olmayı gerektiriyor sanki en geniş anlamda.
Türk medyası ise az gelişmiş bir ülkenin medyası. Prematüre bir medya. Çok fazla gazete ve çok fazla televizyon var ama söylenen şeyler hep birbirinin aynısı. Dolayısı ile hem prematüre hem azman bir medya Türk medyası.
-Sizce nasıl/ne şekilde olsa/olunsa daha ideal olunurdu? Sizin önerileriniz neler?
Gazeteciliğin sadece bir meslek olmadığı bir düzen olması gerekiyordu. Ben başladığımda, bu iş sanki bir meslek değildi. İnançlarla ilgiliydi, değerlerle ilgiliydi, bir yaşam biçimiyle ilgiliydi, hayatta bir duruş sahibi olmakla ilgiliydi. Çok kısa sürede bu değişti. Yeniden öyle olmasını isterdim.
-Gazetelerin, televizyonların ve internet basınının gerçeğe yaklaşımı hangi yükseklikte? Sizce bunun alt yapı nedenleri neler olabilir?
Bence kendi bulunduğu koşullar ve kendini tarif edişi açısından zaten bütün gerçeği yansıtıyor. Yani kendi kurduğu gerçekliğin tamamını yansıtıyor ama mesele bu gerçekliği kendisinin kurguluyor olmasında. Bir çok insanın, bizim yazdıklarımızla ilgilendiğini düşünmüyorum. Bir çok insan, bir şey okumuyor. “Türk halkı duyarsız, cahil, hiçbir şey okumuyor” gibi genellemelerin çok insafsız olduğunu düşünüyorum. Okumak, bilmek ihtiyaçtan kaynaklanır. Belki de biz onlara gerçek ihtiyaçlarını sunamıyoruz. Gerçek ihtiyaçlarına sahici arzlarda bulunamıyoruz. Bunu hesaba katmalı. Bu kadar da mağrur olunmaz. Medyadan büyük Allah var yani! Medyatava