Made BY AKP Anayasa'sı

Made BY AKP Anayasa'sı

CHP lideri Deniz Baykal gurup toplantısında konuştu ve anayasa taslağının AKP anayassası olduğunu kaydetti

Baykal parti gurubu kürsüsünden iktidara patladı. Anayasa taslağını yerden yere vurdu. Ve taslağın temel amacının devletin temel yapısını değiştirmek olduğunu söyledi:


İŞTE DENİZ BAYKAL'IN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI;

Sultangazi'deki Sultan Süleyman Camii imamı cemevine ziyaret yaptı saldırıyı kınadı. Cem evinde bulunanları sevgiyle kucakladı. Gerçekte bu imamın davranışını olması gerekeni gösteriyor. Bu imamı yürekten kutluyorum. Bu davranış öenmli, bir davranıştır.

Yalancı bahar nedeniyle yaşananlar çiftçilerimize zor anlar yaşatıyor. Tabii afetler karşısında zarar gören çiftçilere yardım vardır. Türkiye'de tarımsal sigortaya girenlerin oranı yüzde 5'tir. Geçmişle hesaplaşmaları gerekmektedir. Geleceğe dair umutlar yitmiştir. Çiftçi eli böğründe kalmıştır. Malatya'da kaysı üreticileri sıkıntı altındadır. Hükümet gerekli önlemi almıyor. Çiftçiyi iyi gününde de kötü gününde de yalnız bırakmamak gerekir.

Eğer büyük devletler baskı yoluyla sorunları çözeceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Hükümetin yanlış politikası sıfır sorun elde etme çabası işleri karmaşıklaştırıyor. SAdece sıfır üreticiyiz başkasından bir adım önde olacağız yaklaşımı benimseniyor.

Bizim dış politikamız sıfır sorun anlayışına dayanmaz. bizim diş politika anlayışımız yurtta sulh cihanda sulh anlayışına dayanır. Ne demek istiyoruz; biz barış istiyoruz. Barışı yurtta da isityoruz cihanda da. bunu söyleyerek bir bağlantıyı sunuyoruz. Dünyada sulh yoksa yurtta sulhu koruyamazsın. ne oldu sıfır sorun politikası...

Ermenilerle ilişkiler konusunda, Ermenistan bağımsızlığını kazandıktan sonra ilk tanıyan ülke Türkiye oldu. Kısa süre sonra Azerbaycan'ı işkal edince bu işgaldir, yanlıştır dedik. Sen böyle yapıyorsun biz de ilişkileri askıya alıyoruz dedik. En doğal adımımızı attık.

bugün bir protokol imzalama aşamasına gelindi. dedik ki bu soruna dikkat edelim. Ermenistan yanlışından dönmeden bu adım atmak yanlıştır dedik. Ermenistan'la barış yaparaken Azerbaycan'ı kaybetmeylim dedik. Azerbaycan Kafkasların en önemli ülkesidir. Bir istikrar unsurudur. Türkiye için bu kadar değerli kardeşi yok sayarak Ermeni ile sorunları çözeceğiz anlayışıyla yola çıkmak yanlıştır dedik.

SANA BUNU YAPMA DEDİK
Başbakan önce tahaddütlerini yaptı arkasından gitti anlaşmada protokolde yer almadığı halde, 'biz bu protokoli ancak Ermenistan karabağ'dan çekilirse imzalarız' dedi. sana bunu yapma dedik. Karabağ şartını koşmuyorsun sonra da ben bunu bekliyorum diyorsun. Yanlış.. tümüyle yanlış...

Artık soykırım heyeti bir bilim heyeti tarafından incelenecektir, biz bunun için bu adımı attık dediler.

Şimdi yanlış yanlışı üretiyor..Şimdi gelinene noktada Ermenistan Anayasa mahkemesi bizim gibi yorumlamıyor. Protokol değiştirildi denildi.. Hiç birisi itibar etmedi..

ABD temsilciler meclisi Ermeni soykırımı'nı onayladı. İsviç kabul etti. biz ne yaptık. ABD'den, İsveç'ten büyükelçilerimizi çektik. Bunlar protokolden böyle oldu. Eğer imzalamazsan, böyle olur diye..

ŞANTAJLA BU İŞ OLUR MU
Sonra Başbakan ERdoğan çıkıp diyor ki, 'Şimdiye kadar 100 bin ERmeni'yi idare ettik, şimdi gönderebiliriz' dedi.. Bakın Başbakan bizi uluslararası arenada bizi zor durumda bırakacak zor bir tutum takındı. Sen yasalara aykırı olarak sadece Ermenistan'dan değil diğer ülkelerden de kaçak insanların gelip çalışmasını gözyummuşsun. Sen ABD'ye İsveç'e karşı önlem alamıyorsun yabancılara rehine muamelesi yapıyorsun, acısını onlardan alırım diye şantaj yapıyorsun...,

Böyle bir söylemin Türkiye'ye saygınlık kazandırması sözkonusu olabilir mi?
Bu kadar tutarlı olduğumuz politikayı dünyada perişan etmek için Başbakan buldu ve uyguladı. Başbakan bu sözüyle bizi sanki haksız bizmişiz gibi duruma soktu. Başbakan'ın tavırlarından ötürü böyle oldu. Çok büyük bir yanlış olmuştur. Başbakan bürük bir çam devirmiştir. Çok büyük bir biçimde gaf yapmıştır.

Ermenista'la ilişkilerin düzelmesi için Ermenistan'da adım atmalıdır. Bu ders umarım alınmıştır.

Hükümet nihayet ağzındaki baklayı çıkardı. Uzun süre konuşulan konuyu gündeme getirdi. Bizim için sürpriz değil. Bu hükümetin niyetinin yargıyı ele geçirmek olduğunu ifade ediyorduk. bize AKP çevreleri diyordu ki daha ortada tasarı yok, niye karşı çıkıyorsunuz diyorlarıydı. Çarşambanın gelişi salıdan bellidir. Açıkça görüldü. Bu iktidarın yargıyla problemi var. Sadece yargıyla prıblemi yok; anayasamızın temel ilkeleriyle, cumhurin temel anlayışıyla sıkıntısı var uyuşmazlığı var. bu Anayasaya göre görevi aldım, demiyor. Ben devleti yeniden tanımlayacağım diyorlar. Eğer devlet yeniden yapılanacaksa bunun yolu bellidir. Elbirliğiyle, işbirliğiyle, katkı vererek, sürekli halkın desteğini arkasından hissederek meşru bir sürecin içerisinde çıkar.

Ben yüzde 47'yle gelmişim, oyum azalıyor, acaba ben gitmeden partisel çıkarıma göre devleti düzenlemeye çalışsam kim karşı çıkar diyorlar. Şu anda halkımızın ülkeyi yönetenlerden ne beklediği ortadadır. Anayasa Mahkemesini HSYK'yı kendi kafana göre yapılandır, parti kapatma konusunu işlemez durumuna getir.... AKP ne dedi gelirken; İşsizlik bitecek dedi, bitmedi artmadı; tarihi rekor kırdı.

Çok büyük bir yoksulluk sorunu yaşıyoruz. Bugün herkes işini yaparken kaygı yaşıyor: Bugün bunu yazarsam hükümet ne der, ayağımı kaydırırlar mı diyorlar. Yolsuzluklar dizboyu arttı...

Türkiye Yunanistan'dan pamuk alır duruma geldi.

AKP'DE KORKU BACAYI SARDI
TEKEL işçileriyle uğraşıyor, mahkemelerle uğraşıyor. Daha dur senin mahkemeyle ilgilenmen gerekecek günler gelecek. Şimdi iktidardasın sen. Şimdiden korku bacayı sardı. Bu anayasa değişikliği tasarısı bir AKP prodüksüyonudur. Bir made in AKP'dir. bir AKP üretimiyle karşı karşıyayız. Sadece 70 milyonu değil doğmamış çocukları da ilgilendiriyor. Sadece meclistekileri değil, herkesi ilgilendirir. Bu kadar geniş anlamı olan anayasal düzenlemeyi siz nasıl olurda kendi parti mutfağının iç işidir dersiniz. Hangilerine el atalım hangilerini değiştirelim kimsenin bilgisi yok. Ne esnafın, ne iş adamlarının bilgisi var. Kim biliyor başbakan ve yanındakiler. O imza atanlarda bilmiyor nasıl bir anayasa değişikliği olduğu. 3 gün süre size diyor. EEE başka isteğin. Bu anayasa olmaz. Olursa bu millet tarafından benimsenmez.

AKP'NİN DAYATTIĞI BİR ANAYASADIR
Önümüzde bir taslak var. AKP'ninsiyasi desteğii kaybetmeye başladığını ve giderayak bir parlamentonun halk desteği kaybolmuş bir siyasi parti yönetiminin kendi hesapları Türkiye'ye dayattığı bir anayasasıdır.

12 Anayasası gitsin diye AKP anayasası getirmeyiz. Bu anayasa AKP anayasası da ne oluyor peki AKP anayasası oluyor, yargı yargı olmaktan çıkıyor ve AKP yargısı halini alıyor. Yargının siyasi kontorl denetimine girmesini ne 12 eylül ne de daha önceki müdahaleler bu düşünceyi aklına getirmemişlrdir.

CAMİ-YARGI-SİYASET
Israrla birşey söylüyorum; Siyaseti mahkemeye, camiye, tsk'ya sokmayın. Bunlar bizim barış içerisinde yaşama gerekçelerimizdir. Cami bütün müslümanlarındır bir kişinin değildir.

Bu iktidar daha kısa bir süre önce 'dini siyasete alet eden. Laikliğe aykırı eylemlerin odağı olan bir parti' oldu. İlan edildi.

Kışlayaı partileştirmeyin, partimin ordusu yapmaya kalkmayın. Müdahale etmeyin. Nerden çıkarıyorsun böyle bir şey yok imkanını kaybediyoruz. bunun da vahim sonuçları doğar. Kışla da bizim kışla olur, kimsenin sesi çıkmaz, içine sindiremeyenleri sindiririz ve duruma hakim oluruz diyorlar...

Mahkeme siyasi partinin mahkemesi olmasın. Şimdi burada sistemli bir girişimle karşı karşıyayız. Kendi yargısını kendi adli düzenini kurmaya başlamıştır. İşin özü AKP'nin kendi yüksek yargısını kurma teşebbüsüdür.

Bu iktidarın seçtiği üç tane konu var gerisi yemeğin yanındaki garnitürdür, kenarsüsüdür. İşin özü 3 temel konudur.

Anayasa Mahkemesi, HSYK ve Siyasal Partileri denetlemeyi yargıdan alıp yani siyasi partiyi denetimden koparma girişimdir. Eğr bu anayasa geçrese bu AP'nin anayasası olacaktır.

3 meclis seçecek, 16 üyeyi Cumhurbaşkanı seçecek. Cumhurbaşkanı 5 üyeyi doğrudan kendisi seçecek. İki tane de vatandaşlar arasından doğrudan seçecek. Böylelikle 16 kişinin 7'sini uygun gördüğü gi,bi belirleyecek. Geriye kalan 9 üyeyi de 3 tanesini yargıtay'dan seçecek, danıştay'dan 2 kişiyi seçecek, bir üyeyi Askeri idare mahkemesinden seçecek. 3 üyeyi de YÖK'ten seçecek. Yani RTÜK'ten almayı unutmuşlar... Böylece Cumhurbaşkanı 16 kişiyi 7'si doğrudan seçecek. Bu seçim sonucunda arkadaşlar hesap yapmışlar, 4 tane hukukçu olma zorunluluığu var.

Diyebilirsiniz ki Cumhurbaşkanı Türkiye'nin ortak anlayışını kucaklayacaktır. bundan neden rahatsız oluyorsunuz? güvenin diye düşünmek mümkündür. Ama ne yazık ki yaşadığımız deneyim bunu göstermiyor. Önce YÖK başkanı.... Sonra Erciyes'te AKP'li milletvekillerinin uygun gördüğü isimler seçildi.

BUNLAR YÜCE DİVAN KORKUSUDUR
Cumhurbaşkanı demişti ki yetkiler fazal ben istemiyorum demiş ama 16 üyeyi Cumhurbaşkanı'na neden seçtiriyorsunuz.

Ben bu mahkeme yappısının yarının Anayasa Mahkemesi'nin sayın Cumhurbaşkanını yargılama konumu var.... bilin Başbakan'ın düşüncesinin altında yatan gerçekleri görün, yüce divan korkusunu önlemek için getirilen bir adımdır...

Bu anayasa değişikliği hukuk kaygısıyla ortaya çıkmış bir proje değildir.
siyasi partilerin kapatılmasının izni artık TBMM'den çıkacak. Hukuk gerektirse dahi, kapatılamayacak. bunu benzetemeye ifade etmek gerekirse, çok açık bir şekilde Tilkiye kümesteki tavukları emanet etmektir. Sen mahkum olmuşsun... Bir daha olmayayım diyorsun... Bunun için kendi anayasamı kurarım diyorlar.

Peki maddeleri neden ayrı ayrı getirip oylatmıyorsun. bunun demokrasi anlaşıyla, milli iradeyle, bu oylama tarzının bir ilişkisini düşünürmüsünüz... bunun inandırıcı hiç bir yanı yoktur. Herkesin çok iyi bilmesi gerekiyor...

Hukuku ifade edenleri siz kendi siyasi hesaplarınıza göre değiştiriyorsunuz...Bu düzenleme bildiğimiz cumhuiyetin özünü oluşturan darbe dönemlerinde dahi saygı duyulan yargı bağımsızlığı tahrip edilecektir.Değiştirilmek istenen şey yargı kubbesidir. Sivil darbe süreci bu anayasa değişikliğiyle noktalanacaktır.

Anayasayı kendimize göre tarif edersek artık hukuk ve siyaset bugüne kadar karşı karşıya kalmadığı tartışmaları yaşamak durumunda kalacaktır. Bu durum çok büyük sıkıntılar yaratacaktır... bu gerçekleşirse cumhuriyet cumhuriyet olmaktan çıkacaktır.

Basıjn susturulmuş, korkutulmuş, yazamaz çizemez halde. Üniversite, iş dünyası teslim alınmış. Eğer alırsanız biliniz ki bildiğiniz Türkiye bitmiştir demektir.