Lice'de yaşanan gelişmeler

Lice'de yaşanan gelişmeler

AK Parti'li Ensarioğlu: "15 gün orada karayollarını kapatanlar aslında bu olaylara davetiye çıkardılar. Her gün elimiz yüreğimizdeydi, bu işin olacağını adımız gibi biliyorduk"

TBMM (AA) - ALP ÖZDEN/EMİN AVUNDUKLUOĞLU - AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu, Lice'de yaşanan gelişmelerle ilgili olarak, "15 gün orada karayollarını kapatanlar aslında bu olaylara davetiyi çıkardılar. Her gün elimiz yüreğimizdeydi, bu işin olacağını adımız gibi biliyorduk" dedi.

Ensarioğlu, AA muhabirinin soruları üzerine Lice'de yapılan protestoların şeklinin düşündürücü olduğunu ifade etti

Devletin karayolunun kapatılamayacağını ifade eden Ensarioğlu, "Burada vatandaşı mağdur ederseniz devlet buna müsaade etmeyeceğini bilirsiniz. Birkaç saat kapatabilirsiniz, söylemek istediğinizi söylersiniz ama siz devletin karayollarını hendek kazarak tamamen kapatamazsınız, buna hiçbir devlet müsaade etmez" dedi.

Ensarioğlu, 15 gün karayollarını kapatanların bu olaylara davetiyi çıkardıklarını belirterek, "Her gün elimiz yüreğimizdeydi, bu işin olacağını adımız gibi biliyorduk. Bir yerde bir provokasyon gelecek, bu böyle sürmezdi" dedi. Ensarioğlu, şunları kaydetti:

"Ancak bunu uyuşturucuyla tarif edebilir miyiz, bilemiyorum. Çünkü iki insan öldü geçen yıl da bir insan öldü. Bu insanların ölümü ortadayken böyle bir tahlil yapmak ölenlere saygısızlık olur ama tabi ki bölgedeki uyuşturucu gerçeği de bilinen bir şey. Orada devlet otoritesini zayıflatıp geçiş yollarını daha rahat kılmak gibi bir hedef de var mı perde arkasında, olabilir.

Çözüm süreci iyi gidiyor, çözüm sürecinde sorun yok ama çözüm sürecinin iyi gitmesini istemeyenler de sorun var. Çözüm sürecini engellemek isteyenler sorun çıkarıyor. Yoksa çözüm sürecinin baş aktörleri belli. Başta Başbakan ve hükümet, devlet bu iradeyi göstermiştir ve bunu başlatmıştır. Diğer aktör Öcalan da bütün açıklamalarında umutlu olduğu, iyi gittiğini söylüyor. Böylesi bir dönemde, yeni bir evre, olumlu gittiğini söylediği bir dönemde, 'provokasyon uzak durun, iyi gidiyor' dedikten sonra olaylar yavaşlamadı daha da hızlandı, bu manidardır."

 

-"Hassas süreçlerdir, enfeksiyona açıktır"-

 

Örgütün içinde barışı istemeyen kesimlerin bulunduğunun altını çizen Ensarioğlu, İmralı ve Kandil'den farklı açıklamaların geldiğinin anımsatılması üzerine, "Örgütün eskiden beri açıklamaları İmralı'ya göre daha serttir. İmralı daha sorumluluk makamında olduğu için daha makul tavsiyeler de bulunuyor ve sonuçta Öcalan'ın dediği olur ama önemli olan bu tür süreçleri iyi yürütebilmektir. Hassas süreçlerdir çünkü enfeksiyona açıktır" dedi.

Çözüm sürecini başlatan ve yürütenin Başbakan Erdoğan olduğunu dile getiren Ensarioğlu, "O yüzden Erdoğan'ı bölge halkı partili olan olmayan herkes sever ve bu ülkenin başında kalmasını da ister. Çünkü onun olmadığı bir Türkiye'de çözüm sürecinin akıbeti de meçhuldür" diye konuştu.

Galip Ensarioğlu, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci turda Kürt halkının çoğunlukla Erdoğan'a oy vereceğini söyledi.

Ensarioğlu, "Kandil'in Öcalan'a direndiği haberinin" anımsatılmasına, "Çaktırmadan direnebilirler. Açık direnç gösteremezler. Örgütün yapısında bu yoktur. Açık direniş olmaz. Çaktırmadan, kendince haklı gerekçeler bulmaya çalışarak, toplumun duyarlı olduğu konuları öne çıkararak bir şeyler yapmaya çalışırlar" karşılığını verdi.

"Hatay'da MİT'e ait tırlarının durdurulması gibi benzer bir durum Lice'de de olabilir mi?" sorusuna karşılık Ensarioğlu, "Olabilir. Bu ülkede paralel yapının bütün eylemlerinin hedefinde aslında çözüm süreci var. Türkiye'de, Gezi, 17 Aralık ve sonrası gelişen bütün olayların hedefinde çözüm süreci, petrol anlaşmaları ve İran ambargosu meselesi var. Burada da piyon, paralel yapıdır. Fırsat bulursa tabi ki müdahale yapar. Bu paralel yapı geçmişte Ergenekon'dur şimdi cemaattir, bunları tabi ki tasfiye edeceğiz, devleti ayıklayacağız. Tek bir devlet olacak bu ülkede; şeffaf, görünür ve hizmetkar olacak" diye konuştu.

HDP'nin devreden çıkmak gibi bir şansı bulunmadığını; Başbakan Erdoğan'ın "muhatap almaktan vazgeçilebileceği" yönündeki sözlerinin, "HDP'ye olaylara biraz daha müdahil olması için tavsiye" olduğunu ifade eden Ensarioğlu, Diyarbakır'da eylem yapan annelere ile ilgili bir soruya üzerine de  "Eylem yapan annelerin çözüm sürecine katkıda bulunduğunu düşünüyorum. Neticede ilk defa oluyor bu. Bu güne kadar çocuğu dağa çıkanlar kendince meşru gerekçeler ortaya koyuyordu. Kürt halkının hakları için çıktığını söylüyordu. Bugün çözüm sürecini başlatan bir iktidar var. Aileler, dağdakiler insin diye mücadelenin devam ettiği bir dönemde çocuklarının dağa çıkışına anlam veremiyor ve çocuklarını istiyor" dedi.

 

-"Olaylar cumhurbaşkanlığı seçimiyle doğru orantılı"-

 

AK Parti Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar da Türkiye'nin kritik bir dönemden geçtiğini, "Erdoğan'sız Türkiye projesi" üretenlerin, cumhurbaşkanlığı seçimini olumsuz etkilemek için her türlü enstrümanı kullandığını söyledi..

"Gezi olayları ve 17 Aralık sürecinin ardından şimdi Kürtleri kullanmaya çalışıyorlar" diyen Tayyar, tırmanan terör olaylarının cumhurbaşkanlığı seçimleri ile doğru orantılı olduğunu vurguladı. Tayyar, şunları ifade etti:

"Bayrak indirmede provokasyonun bir parçası. Dar anlamda da Lice, uyuşturucu kaçakçılığının önemli merkezlerinden birisi. Özellikle Diyarbakır ve Bingöl arasında kenevir ekiliyor ve çözüm süreci döneminde orada ciddi operasyonlar yapıldı. Ekinlere izin verilmedi, ekenlerle ilgili ciddi yaptırımlar uygulandı. Onun için dar anlamda çözüm sürecinde yönetilen uyuşturucu operasyonu Lice ve çevresinde biraz tansiyonu yükseltti. Dış odakları ve yerli uzantıları da orada yükselen tansiyonu yönetmeye çalıştılar yani cumhurbaşkanlığı seçimini olumsuz etkilemeye yönelik kullanmaya çalıştılar. Onun için ben cumhurbaşkanlığı seçiminden bağımsız olmadığı düşünüyorum. Eğer çözüm süreci sabote edilebilirse bunlar kazançlı çıkacaklarını varsayıyorlar. Dolayısıyla Gezi olaylarının ve 17 Aralık'ın arkasında hangi irade varsa son dönemde tırmanan Lice olaylarının da arkasında aynı iradenin olduğunu düşünüyorum.

Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar, 17 Aralık türü olmasa da Türkiye'nin değişik bölgelerinde paralel yapının etkili olduğu alanlarda bu tür operasyonlar olabilir. Ağırlıklı olarak yurtdışı merkezli, yurt dışından kaynaklanan bazı operasyonları yürütebilirler. Mesela, sayın Başbakanımız da bunu açıkladı; Başbakanımız ve ailesinin videosunu, bir filmini dağıtmak, göstermek şeklinde. Yani Başbakan'ı cumhurbaşkanı seçtirmemeye yönelik ne kadar imkanları varsa, mühimmatları varsa, sonuna kadar bunu kullanırlar."

 

-"Erken seçim"-

 

Kürt kökenli vatandaşların Cumhurbaşkanlığı seçiminde Başbakan Erdoğan'a destek vereceklerini düşündüğünü dile getiren Tayyar, "Doğu ve Güneydoğu'da, hatta vatandaşlarımızın bir kısmının 'Tayyip Bey aday olursa çözüm süreci acaba arzu edilen şekilde ilerlemeyebilir mi' diye bir kaygıları da var. Yani çözüm sürecini çok önemsemiş vaziyetteler. Ama sayın Başbakanımız aday olduğu andan itibaren ben sadece doğuda ya da Güneydoğu'da değil Türkiye'nin her tarafında Kürt kökenli vatandaşlardan çok ciddi destek olacağını düşünüyorum" dedi. 

"HDP, seçimlerde doğrudan karşıt bir bloğun içinde yer almaz ama doğrudan destekleyici bir tavır da almayabilir" ifadesini kullanan Tayyar, "Sayın Başbakanımızın mutlaka aday olması gerektiğini düşünüyorum" dedi. Tayyar, şunları söyledi:

"Başbakan Erdoğan aday olursa ve seçilirse Meclis'i çok acil olağanüstü toplantıya çağırıp erken seçim kararı almak gerekir. Bu yılın sonuna doğru Kasım ayında. Çünkü biz 330'un üzerinde milletvekili çıkaramazsak anayasayı değiştiremeyiz. Yeni bir anayasa yapmak için cumhurbaşkanını seçmiş bir siyasi parti olarak yeni anayasa için halktan ivedi bir şekilde yeni bir kredi açmalarını isteyebiliriz. Çünkü aradan 1 yıl geçerse yeni bir anayasa yapma iradesi zayıflayabilir. Onun için bizim çok ivedi bir şekilde erken seçim alma kararı almamız da gerekebilir. Bu benim kişisel kanaatim. Partinin bu yönde belirlenmiş bir görüşü yok. Sayın Başbakanımız da seçimlerin her zaman zamanında yapılacağını kaydediyor. Recep Tayyip Erdoğan aday olur ve ilk turda kazanırsa 11 Ağustos'ta Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırmak gerekir diye düşünüyorum."

 

Kaynak:Haber Kaynağı