Laikliği 'düzen'ler manipüle ediyor
Ulusalcı Serdar Akinan'dan krizle ilgili yarı bel altı bir ekonomi-politik analiz..
Serdar Akinan - Akşam
'Düzen' değişecek. Küresel ölçekte “düzen ve düzülen” açısından son durum nedir?
Dünyada en az 11 trilyon doların buharlaştığı söyleniyor. Bu rakamsal veri çok önemli...
Bu küresel krizdeki vahim boyut neye yol açacak?
“Düzen” değişecek.
Mesele, küresel ölçekte “düzen ve düzülen” açısından kabaca şu:
New Hampshire’ın küçük bir kasabasındaki Mount Washington otelinde 1944 yılında Bretton Woods anlaşması imzalandı.
2. Paylaşım savaşı sürerken 44 ülkeden 730 delege o otelin çatısı altında kurallar ve kurumları yeniden tanımlandı.
Bu anlaşma uluslararası para sistemini yeniden oluşturdu ve ancak 1971 yılında bu anlaşma da çöktü ve dolar krallığını “de facto” ilan etti.
Sopa ondaydı ve para basarken hesap sorulamazdı...
1950’lerden beri bizim memlekette ne olduysa hep bu “düzen”e entegre üst yapılar süreci belirledi.
Askeri de, kompradoru da, siyasetçisi de, sözde aydını da (hele şimdi), sağcısı da solcusu da bir şekilde hep bu “düzen”e uydu...Veya tasfiye oldu...
LAİKLİK'İ 'DÜZENLER' MANİPÜLE EDİYOR
Yani Türkiye’nin kalıtsal yapısal sorunları olan “üniter yapının korunması” ve “laiklik ilkesinin tanımı” konuları hep bu “düzen”in manipüle ettiği aktörlerle yönettiği manivelalar oldu.
Ne Menderes’i, ne Demirel’i, ne Çiller’i, ne Yılmaz’ı, ne Özal’ı, ne de Erdoğan’ı bu “düzen”le aynı karede görmediğiniz bir denklem hiç ol(a)madı... Olamazdı...
AKP’nin 2001 krizi sonrası sahne alması ve diğer aktörlerin “yeni” rolleri de hep bu sürecin parçası oldu.
Oysa şimdi bu kriz en baba iktisatçılar tarafından “krizlerin anası” olarak tanımlanıyor.
Kasım ayında Washington’da dünyanın en büyük ekonomileri toplanıyor.
BRIC ülkeleri denen Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin dışında aralarında Türkiye’nin de olduğu bir “kriz zirvesi” yapılacak.
Bu yeni Bretton Woods’un ilk adımı olacak.
KURAL DEĞİŞİYOR
Rusya bu zirveye gitmeden işaret fişeğini attı, “Dolar referans para olmaktan çıkacak”.
“Düzen” Irak’ta, Afganistan’da ve Pakistan’da savaşı resmen kaybetti.
Finansal sistem yeniden tanımlanacak. Para ve politik güç el değiştirecek.
Belki yeni bir dünya merkez bankası kurulacak... Referans değişecek.
Peki, bu bizim için ne anlama geliyor?
Referans değişirken oyuncuların rolleri de kaçınılmaz olarak değişecek.
Bugüne kadar masada kartları dağıtan el hep aynı idi.
O el değişiyor...
Futbol oynuyorduk, artık basketbol oynayacağız...
Kurallar değişecek.
Türkiye’de “düzen”in tetiklediği iki ana fay hattındaki mevcut durum ne?
DTP kendini kapattırıp seçimleri boykot etmek ve bölgede tansiyonu yükseltmek istiyor. En büyük fay hareketleniyor... Bölgeden çekilen fotoğraf karesi bundan ötürü hızla “intifada” oluyor.
Laiklik gerilimi üzerinden yığınları yanına çeken AKP, süratle reel krize evrilen bu süreçte tam bir “siyasi katatoni” yaşıyor.
Bu dönüşümü doğru okuyan var mı?
Valla, Başbuğ’un “Barzani ile görüşülebilir” açılımı, doğruysa, tam da böylesi bir pozisyon... Çok çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Dünya 2009’da yeni bir “düzen”e geçmiş olacak.
Türkiye, bu “rol” değişiminde ekonomik olarak pek bir şey yapamaz.
Türkiye, Osmanlı bakiyesi kimliğini, kendi arasında, özgüvenle; “yeniden” ve “süratle”, doğru tanımlama cesareti gösterebilirse çok şey yapabilir...
Dünyada en az 11 trilyon doların buharlaştığı söyleniyor. Bu rakamsal veri çok önemli...
Bu küresel krizdeki vahim boyut neye yol açacak?
“Düzen” değişecek.
Mesele, küresel ölçekte “düzen ve düzülen” açısından kabaca şu:
New Hampshire’ın küçük bir kasabasındaki Mount Washington otelinde 1944 yılında Bretton Woods anlaşması imzalandı.
2. Paylaşım savaşı sürerken 44 ülkeden 730 delege o otelin çatısı altında kurallar ve kurumları yeniden tanımlandı.
Bu anlaşma uluslararası para sistemini yeniden oluşturdu ve ancak 1971 yılında bu anlaşma da çöktü ve dolar krallığını “de facto” ilan etti.
Sopa ondaydı ve para basarken hesap sorulamazdı...
1950’lerden beri bizim memlekette ne olduysa hep bu “düzen”e entegre üst yapılar süreci belirledi.
Askeri de, kompradoru da, siyasetçisi de, sözde aydını da (hele şimdi), sağcısı da solcusu da bir şekilde hep bu “düzen”e uydu...Veya tasfiye oldu...
LAİKLİK'İ 'DÜZENLER' MANİPÜLE EDİYOR
Yani Türkiye’nin kalıtsal yapısal sorunları olan “üniter yapının korunması” ve “laiklik ilkesinin tanımı” konuları hep bu “düzen”in manipüle ettiği aktörlerle yönettiği manivelalar oldu.
Ne Menderes’i, ne Demirel’i, ne Çiller’i, ne Yılmaz’ı, ne Özal’ı, ne de Erdoğan’ı bu “düzen”le aynı karede görmediğiniz bir denklem hiç ol(a)madı... Olamazdı...
AKP’nin 2001 krizi sonrası sahne alması ve diğer aktörlerin “yeni” rolleri de hep bu sürecin parçası oldu.
Oysa şimdi bu kriz en baba iktisatçılar tarafından “krizlerin anası” olarak tanımlanıyor.
Kasım ayında Washington’da dünyanın en büyük ekonomileri toplanıyor.
BRIC ülkeleri denen Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin dışında aralarında Türkiye’nin de olduğu bir “kriz zirvesi” yapılacak.
Bu yeni Bretton Woods’un ilk adımı olacak.
KURAL DEĞİŞİYOR
Rusya bu zirveye gitmeden işaret fişeğini attı, “Dolar referans para olmaktan çıkacak”.
“Düzen” Irak’ta, Afganistan’da ve Pakistan’da savaşı resmen kaybetti.
Finansal sistem yeniden tanımlanacak. Para ve politik güç el değiştirecek.
Belki yeni bir dünya merkez bankası kurulacak... Referans değişecek.
Peki, bu bizim için ne anlama geliyor?
Referans değişirken oyuncuların rolleri de kaçınılmaz olarak değişecek.
Bugüne kadar masada kartları dağıtan el hep aynı idi.
O el değişiyor...
Futbol oynuyorduk, artık basketbol oynayacağız...
Kurallar değişecek.
Türkiye’de “düzen”in tetiklediği iki ana fay hattındaki mevcut durum ne?
DTP kendini kapattırıp seçimleri boykot etmek ve bölgede tansiyonu yükseltmek istiyor. En büyük fay hareketleniyor... Bölgeden çekilen fotoğraf karesi bundan ötürü hızla “intifada” oluyor.
Laiklik gerilimi üzerinden yığınları yanına çeken AKP, süratle reel krize evrilen bu süreçte tam bir “siyasi katatoni” yaşıyor.
Bu dönüşümü doğru okuyan var mı?
Valla, Başbuğ’un “Barzani ile görüşülebilir” açılımı, doğruysa, tam da böylesi bir pozisyon... Çok çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Dünya 2009’da yeni bir “düzen”e geçmiş olacak.
Türkiye, bu “rol” değişiminde ekonomik olarak pek bir şey yapamaz.
Türkiye, Osmanlı bakiyesi kimliğini, kendi arasında, özgüvenle; “yeniden” ve “süratle”, doğru tanımlama cesareti gösterebilirse çok şey yapabilir...