Kutlu Bir Doğum İçin...

Hipokrat “Ağrı dindirmek Allah sanatıdır” diyor. Tıp bu noktada ilahi bilgilerden biri. Özellikle de doğum. Eğer bir tek doğum vakasına tanıklık etseniz, ondaki mucizeyi keşf etseniz, Allah’a bir kez daha iman eder, inanırsınız. Doğduğunda elini bile kıpırdatmaktan aciz, yedirmezseniz karnını doyurmaktan aciz bebek doğmak için neler yapmakta.Doğumun en kutsalı, en mucizevîsi bu hafta gerçekleşti. Tüm kâinat ağacının vermek için beklediği, olgunlaştırdığı meyve bu hafta içinde bundan 1400 yıl önce doğdu ve âlemlere rahmet oldu. “O olmasaydı âlemleri yaratmazdım” diye Rabbül aleminin övdüğü ve methettiği Hz. Resul. Rabbül alemin bir hadisi kutside “O’nu (Hz. Muhammed) mübarek kıldığım kullarıma peygamber yaptım” diyor. Yani Müslümanlar Allah’ın mübarek kulları. Sadece bu övgü bile gözyaşı dökmeye, mutlu olmaya yetmez mi? Ona ümmet olmak şerefine erenlere ne mutlu.Kutlu doğum haftasının her Müslüman’a hayırlı olmasını ve yeni bilgilerle donanmak için bir fırsat olmasını diliyorum. Çünkü sevmek için bilmek, anlamak için de öğrenmek gerek. “Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” Öğrenmek ve öğrendiklerini anlatmak emr-i ilahi. Her Müslüman’a görev. Çünkü “Âlimlerin uykusu cahillerin ibadetinden daha önemli.”Cibril-i Emin vasıtasıyla gelen ilk emir olarak “Oku” diyor. Okut değil. Yani peygamberde olsa okumak ilk emir. İlk mucize de burada zaten. Okumayı bilmeyen bir peygambere ilk emir oku. “Oku, yaradan rabbinin ismiyle oku”.. Okut dese idi, İslam topluma, oku dediği içinde insan inen bir din ve emir oluyor. Bu sebepten bahane üretmek yok. Suçu başkalarının üzerine atmak, bahaneler uydurmak yok. Her inanan okuyacak ve okuduğunun hakkını da verecek, anlatacak yani tebliğ. Bedir savaşı kazanılmış, ordular galip. Yenilenin mal olarak yenenden pek farkı yok. Çünkü kavga mal için, mülk için değil. Serbest kalmaları için Efendimizin tek şartı var. Okuma yazma bilen esirler şayet okuma yazma bilmeyen Müslümanlara öğretmen olurlarsa serbest kalacaklar. Öğretenler öğretmen olacak. Bu sebepten değil midir Resule “muallim” demek. Yine Bedir Savaşı kazanılmış. Esirler sıra sıra bağlanmış ve duruyorlar. Efendimiz karşılarında ve gülüyor. Esirler kızgın. Hem esir etti hem de karşımızda gülüyor, alay ediyor diyorlar. O gurur değil miydi Kureyş’i inkar ettiren, bile bile karanlığa atan. Efendimiz gülüyor, müşriklerin düşünceleri de malum. Diyor ki “Vallahi, sizin düşündüğünüz gerekçelerle gülmüyorum. Siz karanlık ve kurum dolu bir bacanın içindesiniz. Ben sizi kurtarmak ve aydınlık ve huzur dolu, yemyeşil, içinden ırmaklar akan cennete götürmek istiyorum. Sizi zincirlere bağlatmış sürüyorum. Siz hâla bizi niye böyle güzel bir yere götürmek istiyorsun, biz bu karanlık yerden memnunuz diyorsunuz. Ona gülüyorum. Yok mu kurtulmak istiyen..” İşte binlerce yıldır cevap bulamayan soru da bu. Yok mu kurtulmak isteyen? Yok mu huzur isteyen?İslam toplumları okumuyor. Çevrenize bakın, kaç kişi, dinini kitabı olan Kur’an-ı Kerim’i okumuş. Üstelik asıl olanı değil de meali bile olsa okumuş. Yorumunu kendi benliğinde yapmış, hıfzetmiş. Son derece az.İşte bu sebepten her konuda fikir söyleyen ama bilgi üretmeyen bir toplum olduk. Akıllı her konuda kendini yetiştiren, akılsız da her konuda konuşandır derler. Öyle olmaya başladık.Umarım ve diliyorum ki bu senenin Kutlu Doğum Haftası böyle bir çabanın başlangıcı olur. Okumanın ve İslâm’ın ilk emrine uymak için bir başlangıç olur. Aydınlık gelecekler ancak böyle bir çabanın sonucunda kurulabilir. Eğer bu çaba yoksa yine sonuç hüsrandır. Unutmayın ki sizin bıraktığınız bu boşluklar başkaları tarafından, başka bilgilerle doldurulacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.