Kurtulmuş: Endişe verici adımlar atıyoruz

Kurtulmuş: Endişe verici adımlar atıyoruz

HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, ''Esad yönetimi gibi bütün zalim yönetimler, tek tek gidecektir. Ancak, bizim bu konuda göstermiş olduğumuz çifte standart endişe vericidir'' dedi.

Partisinin İstanbul İl Başkanlığı binasında düzenlenen bölge toplantısında konuşan Kurtulmuş, Türkiye'nin gündeminin sürekli değiştiğini, önemli konuların bir süre tartışıldıktan sonra kenara bırakıldığını savundu.

Türkiye'nin gündemindeki konulardan bir tanesinin de Suriye'deki gelişmeler olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:

''Maalesef Suriye konusuhızlı bir şekilde ısıtılmaya ve Türkiye'nin Suriye'deki çatışmaların içine çekilmesine gayret ediliyor. Komşularla sıfır problem ilkesiyle yola çıkan Hükümet, ne yazık ki özellikle Suriye konusunda çok ciddi zikzaklar çizmeye devam etmekte ve bu anlamda da anlaşılmaz adımları atmaya hazırlanmaktadır. Daha önceki senelerde kardeş, dost müttefik olan Esad ve yönetimiyle ne olduysa daha sonraki dönemlerde, neredeyse savaş aşamasına gelen birtakım ilişkilerin içerisine girdik. Dış politika 'dün dündür, bugün bugündür' ilkesiyle yönetilemez. Dış politika diğer siyasal alanlarında olduğu gibi özellikle ilkelerin çok belirgin bir şekilde yer alması gereken bir alandır.''

Suriye'nin daha önceki yıllarda da insanlara zulümler uyguladığını, bu zulümlerin giderek arttığını dile getiren Kurtulmuş, ''Ancak Suriye halkının sesi çıkmıyordu ya da uluslararası kamuoyu Suriye'deki bu zulümlere karşı sessizdi. Bundan 6 ay önce gayet iyi ilişkilerimiz olan Suriye'deki yönetim aynıdır, Türkiye'deki yönetim de aynıdır. Biz burada despot yönetimlerin devam etmesi gerektiğine ilişkin bir şey söylemiyoruz. Esad yönetimi gibi bütün zalim yönetimler, tek tek gidecektir. Ancak problem bizim bu konuda göstermiş olduğumuz çifte standart ve endişe verici adımlardır'' diye konuştu.

Numan Kurtulmuş, Suriye'nin bölgede kapsamlı bir çatışmanın ilk kapısı olarak görüldüğünü ifade ederek, şu görüşleri savundu:

''Suriye'de mezhep çatışmalarının olması fevkalade mümkündür. Bunu önlemek için Türkiye, bölgedeki bütün ülkeleri yanına alarak, Suriye'de bütün tarafların kabul edebileceği kapsamlı bir barış programını uygulayabilir, Arap Birliğini, İslam Konferansı Örgütünü, İran'ı ve bütün diğer ilgili tarafları işin içine çekerek gerçekten halka dayalı bir demokrasinin kurulmasının önünü açabilirdi. Bu çerçevede Suriye gibi ülkelerde azınlığa dayalı rejimlerin en büyük korkuları, yıkıldıktan sonra bir devri sabık yaratılmasıdır. Türkiye bir devri sabık yaratılmayacağı ve bir derin hesaplaşmanın içerisine girilmeyeceği konusunda Suriye'deki ilgili bütün tarafların hepsine öncülük ederek, barış masasına oturtabilirdi. Ancak bunları yapmadılar. Vizyon sahibi olmak, bunu yapmak demektir.''