Kürdistan'ı isteyen Kürtler ahmak mı?

Kürdistan'ı isteyen Kürtler ahmak mı?

Kuzey Irak Kürtlerinin bekası, 'bağımsız bir Kürdistan'dan mı geçiyor? Bir Kürt milliyetçisinin gözünden ‘Ahmak-Akıllı Kürt’ analizi

Cevdet AKÇALI/Yeni Şafak

 

Kürtlerin akıllısı ve ahmağı

 

Akıllı veya ahmak Kürt deyimi bana ait değildir. Kürt yazarlarından ve bölücü olduğunu saklamayan Musa Anter'e aittir. Bu yazar bir makalesinde, Kürt milliyetçisi olduğunu, söylüyor ve yazısını şu cümle ile bitiriyordu:

 

"Kürtlerin haklarını onların kendi devletlerini kurmalarını savunuyorum amma, ben İstanbul'u Türklere bırakıp da Çemişgezek'te yaşamak isteyen aptal Kürtlerden değilim."

 

Bölücü Kürt milliyetçilerinin önüne çıkan en büyük engel de bu cümlede gizli: İstanbul'u Türklere bırakıp, dağ başlarında yaşama korkusu…

 

Musa Anter'in cümlesinde asıl üzerinde durulması gereken ikinci bir nokta vardır: Akıllı ve ahmak Kürt ayırımının yapılmış olması. Bu kriteri Irak'ın kuzeyinde yaşayan Kürtlerin reisleri Barzani ve Talabani'nin davranışlarına uyguladığımız zaman onların da akıllı veya ahmak Kürtlerden olup olmadığı ortaya çıkacaktır.

 

Barzani ve Talabani'nin en büyük ideali, Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devleti kurmaktır. Bunu inkar eder görünseler de, her davranışlarıyla nihai hedeflerini bu olduğu apaçık ortaya çıkmaktadır. Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devletinin kurulması, Irak'ın toprak bütünlüğünün parçalanması demektir. Bu böyle olunca, Barzani veya Talabani, kendi bağımsız devletlerini kurmaları, Irak'ın zengin ve mümbit topraklarını Araplara bırakıp Kuzey Irak'ta yaşamak manasına gelmektedir.

 

Bu durumda, adı geçen yazarın deyimiyle, Barzani veya Talabani Basra'yı, Bağdat'ı ve daha sayılamayacak kadar önemli yerleri Araplara bırakıp, Kuzey Irak topraklarında yaşamayı kabul edecek kadar ahmak mıdırlar?

 

Bugün Irak yönetiminde Kürtlerin etkilerini dikkate alalım. Ve kuzeyde bağımsız bir devlet kurdukları zaman, etkilerinin ne olabileceğine dair tahminlerde bulunalım.

 

Talabani, Irak Cumhurbaşkanı'dır. Irak bölünmüş olsaydı, Talabani'nin bu makama gelmesi mümkün müydü?

 

Irak'ta yapılan seçimlerden sonra, ülke yönetimine hakim iki büyük güç ortaya çıkmıştır: Bunlardan birisi Kürtler, diğeri Şii Araplar. Bu iki grup birleşirse Irak'taki bütün siyasi gücü ellerinde toplayabilirler. Kuzey Irak'ta kurulacak bağımsız bir devlet, Kürtlere bu kadar büyük güç kazandırabilecek midir?

 

Dünya ekonomisine damgasını vurmuş birçok zengin ve etkili kişi vardır. Bunlar dünyanın çelik kralı, tütün kralı, vs. gibi adlarla anılırlar. Bunları, ekonominin kralı haline getiren şey, kontrol ettikleri şirketlerdir. Bu konuda dikkati çeken nokta, bu ekonomi krallarının sahip oldukları şirketteki hisselerinin yüzde on veya yüzde yirmiyi geçmemiş olmasıdır. Bu insanlar, bu kadar küçük hisselerle, geriye kalan yüzde seksen veya doksan hissenin kontrolünü ellerinde tutmaktadırlar. İşte asıl mesele bu beceriyi gösterebilmektir.

 

Demokratik ülkelerde nadiren iktidar partileri yüzde ellinin üzerinde oy alarak iktidara gelmişlerdir. Demokrasilerde seçim kuralları öyledir ki, bazen yüzde 10 veya yirmi oy alan bir partiye tek başına ülkeyi idare etmek imkanını verir. Yeter ki, kabul edilmiş olan seçim kuralları aynen uygulansın.

 

Bu yönüyle bakıldığı zaman, Talabani ve Barzani ve onun mensubu olduğu Kürt azınlığı Irak yönetiminde etkili kılan iki unsur vardır: Bunlardan birincisi, Irak'ın toprak bütünlüğünün henüz bozulmamış, ikincisi ise tam manasıyla olmasa bile demokratik usuller dahilinde bir seçimin yapılmış olmasıdır. Irak'ta bu iki şart olmasaydı, Talabani bir Cumhurbaşkanı değil, bir aşiretin reisiydi.

 

Barzani ve Talabani'nin iç dünyasında, Irak'ın kuzeyinde bağımsız bir Kürt devleti kurmak ideali yatmaktadır. Zaman zaman bunu açıklamaktan da çekinmemektedirler. Bu idealin peşinde koşmak ise, Anter'in dediği gibi, koskoca Irak'ı Araplara bırakıp, Kuzey Irak dağlarında yaşamak manasına gelir ki, bu düpedüz ahmaklıktır. Irak'ın komşuları için en önemli şey toprak bütünlüğünün korunması ve Irak'a demokrasinin gelmesidir. Bu iki kural sadece komşularının değil, bizzat Talabani ve Barzani'nin savunması gereken kurallar olmalıdır.

 

Talabani de herhalde Irak Devlet Başkanlığı'nı bırakıp, kuzeyde bir aşiretin reisi olmayı tercih edecek kadar ahmak değildir.