Kubilay’ın başı kesilmedi
ABD’nin ilk Türkiye Büyükelçisi Joseph Grew’in anılarının derlendiği ‘Yeni Türkiye’ isimli kitap piyasaya çıktı. Cumhuriyet’in ilk yıllarına damgasını vuran birçok olaya, farklı bir pencereden bakan büyükelçi Grew’in ki
Cumhuriyet’in ilk yıllarına damgasını vuran birçok olaya, farklı bir pencereden bakan büyükelçi Grew’in hatıralarının en çarpıcı bölümünü ise ‘Menemen olayı’ oluşturuyor. Grew, bu bölümde Menemen’de Kubilay’ın başının kesilmediğini, dönemin yöneticilerinin Cumhuriyet devrimlerini yerleştirmek için olayı abarttığını öne sürüyor.
Grew’in 27 Ocak 1931’de dönemin ABD Dışişleri Bakanı Stimson’a gönderdiği kriptoda, Menemen olayına ilişkin ilginç bir iddia var. Grew, Türk tarihçilerinin aksine, Devrim Şehidi Kubilay’ın kafasının kesilmediğini öne sürüyor. Kitapta, Menemen olayı şöyle anlatılıyor:
“23 Aralık günü sabahın erken saatlerinde Nakşibendi tarikatına mensup Derviş Mehmet diye birinin liderliğindeki altı-yedi silahlı fanatikten oluşan bir grup, Menemen’in şehir meydanına geliyor. Bunlar, dualardan oluşan bir hazırlıktan sonra Manisa’dan yola çıkıp yürüyerek bu noktaya gelmişler; yol üzerindeki kasabalarda inanç sahiplerine vaazlar vermişler. Söylediklerinin isyana teşvik niteliğinde olduğu bildirilmekte; şeriata dönüşü, peçe ve fesin geri getirilmesini, Arap harflerinin yeniden benimsenmesini savunuyorlar; kısaca cumhuriyetin en fazla gurur duyduğu inkilaplara karşı nutuk atıyorlardı... Bir takım uyuşturucu maddeler ve oruç ile tahrik olmuş vaziyette, bir tür zikir gösterisine başlıyorlar. Meraklı kalabalık, etraflarında halka oluşturuyor. Kalabalığın tavrı dervişlere karşı sempatik mi, yoksa lakaydi mi; öğrenmek mümkün olmadı. Yine de kalabalığın içinde uyumakta olan fanatizmin, tahrikçilerin ateşli çağrılarıyla uyandığı farz ediliyor.”
KUBİLAY İHTİYAZSIZ HAREKET ETTİ
“Bu noktada genç bir ihtiyat zabiti, Kubilay sahneye çıkıyor. Oraya bir askeri birlikle mi gönderildi, yoksa sadece meydandan geçmekte miydi; çelişen haberler mevcut. Her halükarda, üniformasının kendisini koruyacağına güvenerek, tahrikçilere tek başına yaklaşıyor ve Derviş Mehmet ile tartışmaya başlıyor. İhtiyatsızca hareket ettiği hususunda görüş birliği var. İddiaya göre Derviş Mehmet tarafından vuruluyor. Akabinde bir gece bekçisi Derviş Mehmet’i vuruyor ve ardından o da vuruluyor. Hükümet yanlısı gazeteler, Kubilay’ın başının kesildikten sonra bir sırığa takılarak dolaştırıldığı ve fanatik dervişlerle yardakçılarının kanını içtikleri konusunda ısrar ediyor, ama bu haberlerin gerçekliğinden şüphe etmek için yeterince sebep var. Bu zaman zarfında askeri yetkililere haber veriliyor ve makineli tüfek eşliğinde bir manga jandarma olay mahaline geliyor; çıkan çatışmada dervişlerden üçü öldürülürken, biri kaçıyor.”
KAMUOYU İLGİ GÖSTERMEDİ
“Manisa, Menemen ve Balıkesir’de sıkıyönetim ilan edildi. 100’den fazla kişi divan-ı harbe verildi, bunlardan 15-20 kadarı hocaydı. Basın, ölü kahraman Kubilay’ı, halkın coşkusunu uyandırmak ve Türk gençliğine -özellikle ordu içindeki genç nesle- Cumhuriyete sadık kalması yolunda nasihatte bulunmak amacıyla kullanmıştır. Kubilay’ın deli cesaretiyle hareket etmiş olduğu yolundaki kanaatin aksine, hükümet kahramanlığı üzerinde duruyor. Şerefine mitingler tertip edildi. Yine de kamuoyu ilgisiz kalmayı sürdürüyor. Anlaşıldığı kadarıyla, bir zamanlar öğretmen olan bu genç subay hakkında bariz bir coşkuya rastlanmıyor. Buna mukabil hükümet ve ordu ziyadesiyle ilgili. Halkla hükümet arasında geniş bir uçurum var.”
Akşam