Köşe yazılarında Ergenekon yorumu
Ergenekon'da 6. dalga dün geldi. Ardından bugünkü köşe yazılarından seçmeler…
BİR CUNTA MI ÇÖKERTİLDİ. BİR DARBE Mİ ÖNLENDİ?
İbrahim Karagül/Yeni Şafak: Ortada bir “önleyici operasyon” olduğu gerçek ama önlenen ne?
Bunun hükümete karşı olmakla sınırlı olmadığı ortada. Ulusalcılıkla, vatanla milletle ilgili olmadığı da. Bu ülkenin, devletinin kurulu düzenine, sistematik değişimine karşı durumdan vazife çıkarıp kendilerine iktidar bahşedenlerin tehlikeli, endişe verici, kaosa sürükleyici girişimlerinin önüne geçilmesi var ortada. Milleti ve ülkeyi hiçe sayan ama ikisini de kullananların, kendilerini devletin ve milletin sahibi sananların aymazlıkları…
Bir cunta mı çökertildi. Bir darbe mi önlendi? Ortada çok büyük, çok boyutlu bir hesaplaşma var! Bakalım ne göreceğiz.
SON ERGENEKON OPERASYONUNDAN FISILTILAR
Sebahattin Önkibar/Yeni Çağ: Ajitasyon yapmayacağım ama devlet bugün fiilen adeta iki parçadır. Müthiş bir enerji birikimi var. Endişem bu tablonun devlete ve millete bir maliyet getirmesidir.
Hayır, bazılarının beklentisinin aksine ‘müesses nizam’dan bildiri türü bir çıkış beklenmiyor.
Onlar sabır ve sükûnetle dava sonucunu bekliyor. Ankara’da tansiyon dün ilk defa damarları patlatacak sınırlara yükseldi. Allah (cc) bu millete ve devlete zeval vermesin. AKP’nin ülkeyi getirdiği yere bakar mısınız?
ŞİMDİLİK ETKİ VE TEPKİLERLE ENERJİ BOŞALIYOR
Mustafa Özcan/Yeni Asya: Türkiye’de ilk defa bu kadar geniş alana ve geniş zamana yayılan bir restleşmeye tanık oluyoruz. Ve iki tarafın da birbirine misilleme yapacak mecal, kudret ve gücü var. Yandaş çizgiler birbirini bloke ediyor. Şimdilik durum bu minvalde seyrederken zamanla menfez bulamayan ve sıkışan enerji infilak da edebilir. Şimdilik etki ve tepkilerle enerji boşalıyor. Bununla birlikte, boşalma peyderpey ve kısmî olduğundan enerji birikimi de devam ediyor. Dolayısıyla bulutlanma devam eder ve fay hatları ufuk çatlaklarla ve kırılmalarla boşalamazsa bunun sonu sıkışma, tıkanma ve patlamadır.
GÖZALTILAR BİR ZIRH DELİNMESİ
Avni Özgürel/Radikal: Sonuç doğursun doğurmasın, hatta açılacak davanın akıbeti ne olursa olsun, bu gözaltıların bir zırh delinmesi olduğunu görmek lazım. Emekli de olsalar Cumhuriyet tarihimizde ilk kez orgeneral rütbesinde ordu komutanlığı yapmış kişilerin darbe planlamak suçlamasıyla yargı önüne çıkarılıyor olması önemli. Türkiye’nin 1960 darbesi sonrası ilk darbe girişiminin lider kadrosunu affettiğini, o darbeyi destekleyen komutanları görmezden gelmek suretiyle bir sonraki teşebbüslerinden önce darbecilere basın toplantısı düzenleyerek tasarladıkları ihtilal hakkında bilgi verecek cüreti kazandırdığını; keza 12 Mart 1971 muhtırası öncesi aralarında kimi aydınların da yer aldığı destekçilerle birlikte darbe hazırlayan komutanlara soru sorulamadığını unutmamak lazım...
GÖZALTILARLA İLGİLİ ŞAŞKINLIĞA YER YOK
Cengiz Çandar/Referans: Bu “gözaltılar” şaşırtıcı sayılmalı mı? Hayır. Şayet, “Ergenekon örgütlenmesi”nde şu an tutuklu bulunan emekli Tuğgeneral Veli Küçük, “çok önemli şahsiyet” ise, “hiyerarşi”de ondan daha üst rütbede birilerinin olması gerekirdi. O nedenle, “eylemleri ve söylemleri” gayet iyi bilinen adı geçen orgenerallerin böyle bir soruşturmaya konu olmalarında, bizim açımızdan, şaşırtıcı bir yön olamaz. Kaldı ki, doğruluğu teknik inceleme ile kanıtlanmış olan eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’e ait ve “Darbe Günlükleri” diye bilinen ve Nokta Dergisi’nde yayınlanmış olan metinler okunduğunda, dünkü gözaltılardaki isimler ile ilgili şaşkınlığa yer yok. Asıl şaşırılması gereken, bunca zamandır bu isimlere ilişkin herhangi bir soruşturmanın olmamasıdır.
BÜYÜK BİR YÜZLEŞME FIRSATI YAKALADIK
Umur Talu/Sabah: Belki de bu ülke ve tüm taraflar, hatta "iddia makamları"nın kendileri ile zanlıları (hepimiz hep birlikte) büyük bir yüzleşme fırsatı yakaladı.
Hem inançların ve iktidar gücünün kötü ve baskıcı kullanımı meselesinde... Hem de başka inançların, silahın, rütbenin, rejim savunmasının kötü ve darbeci kullanımı ile. Hukukun da hak ile, hakikat ile, hakkaniyet ile yüzleşme fırsatı.
Bir de bizim işimiz, yüzleşme ihtiyacımız var: Her bir yanda, gazeteciliğin iğrenç kullanımıyla!
YARIN BİRİLERİ ÇIKIP DÜDÜK ÇALABİLİR
Mehmet Ali Birand/Posta: Şimdi herkes aynı soruyu soruyor. Nereye gidiyoruz? Bundan sonra neler yaşanacak? Kimselerin doğru dürüst bir tahmini yok. Ancak, tutuklamalar arasında bulunan emekli Orgenerallerin sayılarının artışı, acaba bir şeylerin işareti mi sayılmalı? Acaba “Bu iş TSK’ya kadar uzanacaktır” demek mi isteniyor? Sanki “Siz AKP’yi kapatın, bizim de ne yapacağımızı görün” deniyormuş gibi bir hava esiyor.
Ben korkmaya başladım. Zira gelişmeler tırmanıyor ve kontrolden çıkmış gibi bir görüntü veriyor. Bu tip filmleri eskiden de gördük. İktidar bir şeyler başlatır, bir süre sonra olay öyle gelişir ki, nereye gittiği bilinemez. İş içinden çıkılmaz noktalara gelir… Aynı şekilde, muhalefet ayaklanır ve öylesine bir fırtına estirir ki, olayın kontrolü kaçıverir. Nerde duracağını bilinmez. Bugünlerde işte böyle bir ortamdayız. Yarın birileri çıkıp düdük çalmaya ve oyunu tatil etmeye dahi kalkabilir. İşte o zaman, hep beraber pirincin taşını ayıklayıveririz.
BİRİLERİ GELİŞMELER NEDENİYLE BÜYÜK COŞKU İÇİNDE
Tufan Türenç/Hürriyet: Çığırından çıkarıldığı, hukuk kurallarının zorlandığı bu soruşturma daha ne kadar sürecek? Nereye gidecek? Sonu nasıl bitecek? Çok iyi biliyorum ki, birileri, bugünkü gelişmeler nedeniyle büyük bir coşku içinde. Ama ben bunun hayırlı bir gidiş olmadığını, sonuçlarının ülkemizi telafi edilemez bir noktaya doğru sürükleyeceğini görüyorum. Onun için de ülkem adına çok canım sıkılıyor. İşte "demokrat AKP iktidarı!"nın 6 yılda Türkiye’yi getirdiği nokta burası.
DERİN DEVLET TOPYEKÛN BİR ÖRGÜTLENME İÇİNE GİRMİŞ
Ali Bayramoğlu/Yeni Şafak: Daha önce de yazdığımız gibi “Ergenekon 'Derin Devlet' tir. 'Derin Devlet' 2003 sonrası yeniden örgütlenmiş ve yeni hedefler etrafında harekete geçmiştir. Harekete geçiren unsur 'AKP iktidarı ve AB döneminin başlaması' olmuştur.
28 Şubat'ın büyük asker ağabeyleri, 'sivil' örgütleri, Susurluk grupları, bunların devlet içindeki artıkları, üniversitelere, siyasi partilere, barolara uzanan kalıntıları 2004'ten itibaren bir şekilde temas etmiş ve seferber olmuşlardır.
Derin devlet son yıllarda illegal ve legal yapılarıyla topyekûn bir örgütlenme içine girmiş, Cumhuriyet'i 1950 öncesi modeline göre yeniden inşa etmeye soyunan bir 'büyük koalisyonun motor gücü' haline gelmiştir. Bu çerçevede sokağa inmiş, tetiğe dayanmış, silahlanmaya başlamış, darbe planları yapmaya soyunmuştur…” Generallerin gözaltına alınması işte bu tespitleri doğrulamıştır…
İKİ TARAF DA BELDEN AŞAĞI VURMAKTAN HİÇ ÇEKİNMİYOR
Cüneyt Ülsever/Hürriyet: Bir taraf ülkeyi: a) içe kapamaya, b) AB hedefinden uzaklaştırmaya, c) demokrasiden koparmaya, d) milletten kurtarmaya, e) özgürlüklerden esirgemeye çalışıyor.
Diğer taraf da a) ülkeyi muhafazakarlaştırmaya, b) demokrasiyi yalnız kendine yontmaya, c) sadece kendinden olanlara kadro vermeye, d) din ve vicdan özgürlüğünden Alevileri muaf tutmaya, e) tabanı Milli Görüş’e teslim ederek seçim kazanmaya, f) sureti haktan AB’den yana görünmeye, g) devlet bankası parası ile medya satın almaya, h) her türlü imkanda malı götürmeye çalışıyor.
Beni en çok bizi sadece ikisinden birisini seçme mecburiyeti varmış, başka çare yokmuş gibi davranmaya zorlayanlar kızdırıyor.
HUKUKA İNANCIMI GİDEREK YİTİRİYORUM
Can Dündar/Milliyet: Şu anda yaşanan, asırlık bir hesaplaşmanın son raundunda tarafların birbirlerine düello teklifidir. Seçilen silah, hukuktur. “Seninkiler benim partimi kapatırsa benimkiler de seninkilerin ipliğini pazara çıkarır” hesaplaşmasından ne kapatılmak istenen parti ne de hedef alınan çete zarar görür. Zarar görecek şey sadece yargıdır.
Ben, dün Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararında ne hissettiysem, bugün bu soruşturmada aynı hisleri taşıyorum. Hukuka inancımı giderek yitiriyorum. Bütün izah çabalarını da “Bilgisayara virüs girdi, amcalar onu temizleyecekler” yalanı gibi dinliyorum. Ağustos erken bastırdı Ankara’ya... Sıcak... Ve korkarım daha da sıcak olacak.
AKP KORKUYLA TERBİYE ETMEYE ÇALIŞIYOR
Güngör Mengi/Vatan: Nazi suçlularını yargılayan Nürnberg ve DP iktidarını yargılayan Yassıada mahkemeleri bile bu kadar gecikmemişti. Darbe için suç örgütü kuranlar varsa tabii ki yargılansın. Ama iddia, laik cumhuriyeti savunanlara gözdağı vermek amacıyla şantaj silâhı olarak kullanılmasın.
İddianamenin gecikmesi bu şüpheyi doğuruyor. Yeterli delil vardı ki onca kişi tutuklandı. O deliller dava açmak için niye yeterli olmuyor? Davayı en kısa zamanda açar, yeni deliller bulundukça ek iddianame ile yargılamayı genişletirsiniz. Muhaliflerini korkuyla terbiye etmeye çalışan AKP adaleti kullanmaktan vazgeçmelidir!
YAPILAN BU “ÖN VURUŞA” NE ANLAM VERMELİ!
Altemur Kılıç-Yeni Çağ: Genelkurmay’ın, TSK içindeki yılanları, köstebekleri bulup açıklamasını beklerken, yapılan bu “ön vuruşa” ne anlam vermeli! Başsavcı, arapsaçına dönen ve en güçlü bilgisayarın bile, içinden çıkamayacağı soruşturmalar içinde bunalınca, içinden çıkamayınca -yetkisini bilmem ama- haddini mi aştı? Ve acaba bu tutuklamalar Başbakan’ın, hükümetin, Adalet Bakanı’nın bilgisi dairesinde, hatta talimatlarıyla mı yapıldı?
Başbakan, daha önce, Ergenekon çetesi araştırmalarının, kendi talimatıyla başlatılan bir “Beyaz Eller” operasyonu olduğunu söylemişti! Hükümetin bu tutuklanmalardan haberdar olup olmadığı da bir soru işareti...
Memleket