Osman Demirci
KONYASPOR'DA TEHLİKE ÇANLARI DEĞİL, ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR!
Konyaspor'da kötü gidişat devam ediyor...
Her hafta yeni bir umut, her maç öncesi yeni bir beklenti, her 90 dakikanın sonunda ise aynı hayal kırıklığı!
Trendyol Süper Lig'in 8. haftasında Diyarbakır deplasmanına çıkan yeşil-beyazlılar, Amedspor karşısında sahadan 1-0 mağlup ayrıldı. Ev sahibi ekibe galibiyeti getiren golü 86. dakikada oyuna sonradan dahil olan Mbaye Diagne kaydetti.
Konyaspor ise sekiz hafta sonunda 5 puanda kaldı.
Şimdi sormak gerekiyor:
Bu takım ne zaman kazanacak? Bu kötü gidişat nasıl durdurulacak? Ve en önemlisi, Konyaspor'un sahadaki gerçek kimliği ne olacak?
DİYARBAKIR'DA BASKI VARDI, KONYASPOR'DA ÜRETİM YOKTU!
Diyarbakır'da futbol adına güzel bir atmosfer vardı.
Amedspor taraftarları tribünleri doldurmuş, takımlarına büyük destek vermişti. Ev sahibi ekip de bu desteği arkasına alarak karşılaşmaya ön alanda baskıyla başladı.
Konyaspor ise rakibinin baskısını kırmak ve hızlı hücumlarla sonuca gitmek istedi.
Ancak istemek başka, bunu sahaya yansıtabilmek başka!
İlk yarı golsüz sona erdi. Konyaspor zaman zaman savunma disiplinini korusa da hücum organizasyonlarında etkili olamadı. Topu rakip kaleye taşımakta zorlanan, hücumda yeterince çoğalamayan bir takım görüntüsü verdi.
İkinci yarıda da değişen fazla bir şey olmadı.
Amedspor golü arayan, pozisyon üretmeye çalışan taraftı. Konyaspor ise rakibini durdurmaya çalışırken kendi hücum gücünü ortaya koyamadı.
Nitekim 86. dakikada Dia Saba'nın ortasında Diagne kafayı vurdu ve maçın sonucunu belirledi.
Futbolda son dakikalarda gol yemek mümkündür.
Ancak mesele sadece yenilen gol değil.
Mesele, 90 dakika boyunca rakip kalede yeterince tehlike oluşturamamak!
İLHAN HOCA, SAVUNMA TAMAM DA HÜCUM NEREDE?
Teknik Direktör İlhan Palut, Amedspor karşılaşması öncesinde savunma sağlamlığını korurken hücumdaki agresifliği artırmak istediklerini dile getirmişti.
Peki sahada ne gördük?
Savunmada direnmeye çalışan fakat hücumda etkisiz kalan bir Konyaspor.
Artık şu gerçeği kabul etmek gerekiyor:
Sadece savunma yaparak bu ligde ayakta kalamazsınız.
Elbette takım savunması önemlidir. Elbette deplasmanda kontrollü oynamak anlaşılabilir. Ancak Konyaspor gibi köklü bir camianın futbol anlayışı yalnızca rakibini durdurmak üzerine kurulamaz.
Deniz Türüç, Muleka, Gonçalves, Bardhi ve diğer hücum oyuncularının bulunduğu bir kadrodan daha fazla üretkenlik beklemek yanlış mı?
Bu futbolcuların yeteneklerini sahaya yansıtacak organizasyonlar nerede?
Konyaspor neden rakip ceza sahasında daha fazla görünemiyor?
Neden hücumda bu kadar zorlanıyor?
Bunlar artık geçiştirilecek sorular değil.
İlhan Palut'un teknik bilgisine, geçmişte yaptıklarına ve Konyaspor camiasındaki yerine saygı duyulmalı.
Ancak geçmiş başarılar bugünün eksiklerini konuşmaya engel olmamalı.
Teknik direktörlük yalnızca takımı sahaya çıkarmak değil, sorunlara çözüm üretme sanatıdır.
Ve Konyaspor'un bugün en büyük ihtiyacı da budur.
SEKİZ HAFTA, BEŞ PUAN! BU TABLO KİME YAKIŞIYOR?
Ligin henüz başında olduğumuzu söyleyenler olacaktır.
Doğrudur.
Önümüzde uzun bir maraton var.
Ancak sekiz haftada toplanan sadece beş puan, hafife alınabilecek bir tablo değildir.
Konyaspor artık düşme hattının sıcaklığını fazlasıyla hissediyor.
Her kaybedilen hafta, gelecek haftaların baskısını artırıyor. Her puan kaybı, futbolcuların özgüvenini biraz daha zedeliyor.
Daha da önemlisi, kazanamamak bir alışkanlığa dönüşme tehlikesi taşıyor.
Bir takımın kaybetmesi kadar tehlikeli olan şey, kaybetmeye alışmasıdır.
Konyaspor'un böyle bir lüksü yok!
Bu kulübün geçmişi, taraftarı, şehirdeki karşılığı ve Süper Lig'deki yeri çok daha fazlasını gerektiriyor.
TARAFTAR YÜZLERCE KİLOMETRE GİDİYOR, TAKIM SAHADA KARŞILIĞINI VEREMİYOR!
Diyarbakır'daki karşılaşmanın en anlamlı görüntülerinden biri yine Konyaspor taraftarlarına aitti.
Konya'dan kilometrelerce yol kat eden yeşil-beyaz sevdalıları, takımlarını deplasmanda yalnız bırakmadı.
Ev sahibi taraftarların oluşturduğu yoğun atmosferde kendi takımlarının sesini duyurmaya çalıştılar.
Onlar üzerlerine düşeni yaptı.
Yol gittiler, zaman ayırdılar, fedakârlık gösterdiler.
Peki sahadaki futbolcular?
Taraftarın istediği her maç galibiyet değildir.
Ama mücadele ister.
Cesaret ister.
Formanın ağırlığının hissedilmesini ister.
En önemlisi, sahada kazanmak için gerçek bir irade görmek ister.
Tribünde fedakârlık varsa sahada da karşılığı olmalı!
YÖNETİM DE BU TABLONUN DIŞINDA DEĞİL!
Bütün sorumluluğu teknik direktöre yüklemek kolaycılık olur.
Konyaspor'un mevcut durumunda yönetimin de cevaplaması gereken sorular var.
Sezon planlaması ne kadar doğru yapıldı?
Kadro mühendisliği takımın ihtiyaçlarına ne ölçüde karşılık verdi?
Hücumdaki üretkenlik sorunu neden hâlâ çözülemedi?
Teknik heyete ve futbolculara gerekli şartlar sağlandı mı?
Bu soruların tamamı açık biçimde değerlendirilmelidir.
Çünkü futbol yalnızca 90 dakikadan ibaret değildir.
Sahadaki sonuç, çoğu zaman saha dışında yapılan planlamanın da aynasıdır.
Başarı ortaksa başarısızlığın sorumluluğu da ortaktır.
ARTIK SÖZ DEĞİL, SAHADA CEVAP ZAMANI!
Konyaspor'un önünde Gençlerbirliği karşılaşması var.
Bu maç, yalnızca yeni bir lig mücadelesi olarak görülmemeli.
Kötü gidişatı durdurmak, kaybolan özgüveni yeniden kazanmak ve taraftara umut vermek için önemli bir fırsat olarak değerlendirilmeli.
Ancak bunun için bir şeylerin değişmesi gerekiyor.
Daha cesur bir futbol.
Daha etkili hücum organizasyonları.
Daha fazla sorumluluk alan oyuncular.
Ve maçın gidişatına gerçek anlamda müdahale edebilen bir teknik anlayış.
Konyaspor'un ihtiyacı olan şey yalnızca üç puan değil, sahada yeniden kimlik kazanmak.
Diyarbakır'da kaybedilen maç geride kaldı.
Ama o maçın ortaya çıkardığı sorunlar hâlâ ortada duruyor.
Şimdi İlhan Palut'un, futbolcuların ve yönetimin bu tablo karşısında nasıl bir reaksiyon göstereceğini göreceğiz.
Çünkü Konyaspor için artık tehlike çanları çalmıyor. Alarm zilleri çalıyor!
Ve unutulmasın...
Konyaspor'un kaybedecek puanı da, boşa harcayacak zamanı da kalmadı!