"Konya ilerici bir şehir"

"Konya ilerici bir şehir"

Gerçek Hayat'tan Bekir Fuad, derginin bu haftaki sayısında yazarımız Mustafa Yiğit'le "Konya, Mevlana, Memleket yani Türkler" konulu bir söyleşi yaptı. Damakta tad bırakan bu söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz…

Her Ramazan'da uğramadan edemediğimiz, en güzel iftarları ve Ramazan muhabbetlerini yaptığımız bir şehre bu Ramazan'da da gitmek nasip oldu. Mevlana diyarı Konya'da dostlarımızla bereketli bir iftar sofrasında buluştuk. Onlarla çok tatlı bir sohbetle kendimizden geçtik. İftar soframızdaki dostlardan biri de Mustafa Yiğit'ti. Mustafa Yiğit'le; Ramazanı, Konya'yı, düşünce hayatını, Mevlana'yı, meşhur hızlı tren projesini ve daha pek çok şeyi konuştuk. Konya şekeri tadında bir muhabbete buyurmaz mısınız?

BEKİR FUAT

Konya'da Ramazan nasıl geçiyor?

En az İstanbul kadar güzel geçiyor. Gerçi ruhu olan bütün şehirlerde Ramazan güzeldir. Biliyorsun, Ahmet Hamdi Tanpmar da Beş Şehir de Konya'nın ruhundan bahseder.

Nedir Konya'nın ruhu?

Konya, insanı ya kendine çeker, kaybolursun içinde. Evlenir-barklanır, çoluk çocuğa karışırsın bu şehirde. Ya da hiç kabul etmez seni, duramazsın, biran önce çeker gidersin, Kimileri için gerici, kimileri için ilerici ama hep ilgi çekici bir yer Konya.

Çekip gitmek yakışır mı; Mevlana "Ne olursan ol gel" demiyor mu?

Mevlana da kabul etmez aslında her insanı. Mesela umutsuzlarla işi yoktur O'nun. Bu kapı umutsuzluk kapısı değildir der. Her daim umudunuzu diri tutacaksınız der.

Peki bîr Konyalı için Mevlana neyi ifade eder?

İnanç turizmini ifade etmiyor herhalde. Bu tabirin Mevlana için kullanılmasını da çok üzücü buluyoruz. Bu durum O'nun dolar, euro şeklinde ekonomik bir değer olarak algılanmasına yol açıyor. Hatta Türk lirasına basılan Mevlana resmine da bu nedenle hiç sıcak bakmadığımı kendi adıma söylemek isterim. Hep inanç turizmini hatırlatıyor bu resim bana. Oysa Mevlana beyitleriyle, bize bıraktığı düşüncesiyle bir önemli bir değer olmalı.

Senin için nasıl bir anlamı var Celaleddin Rumi'nin?

Bunu bir Mevlana beyitiyle cevaplayayım istersen, "Sebat-ı yok bu alemin ona kim itimat eder, Terah gelir ferah gider, Ferah gelir terah gider." Evet benim için bu mısralardaki yüce anlamdır Mevlana. Yani bu alemde sevinç ve kederin iç içe olduğunu o yüzden çok fazla tasalanmaya gerek olmadığını, bu dünyaya bağlanmanın da o kadar matah bir şey olmadığını söyleyen bir Allah dostu. Onu bu şekilde anlıyorum. Hayatın da böyle yaşanması gerektiğini düşünüyorum. Velhasıl ilahi diyalektiğe boynumuz kıldan ince.

Konya ilerici bir şehir demiştin ya, yanlış duymadım değil mi?

Evet bunda şaşılacak bir şey yok. Biliyorsun medyamız her yıl En'leri yayınlar. Ve her nasılsa en çok içkinin tüketildiği, en çok edebe aykırı yayınların satıldığı yer de Konya'dır. Yani Konya'yı en ilerici şehir ilan eder bizim medya. Ben de onlara atfen söyledim. Öteden beri hep böyledir bu. Konya'yı işlerine geldiği gibi ele alır bizim anlı şanlı medyamız.

Peki şehir sakinleri rahatsız mı bundan?

İnanır mısın artık hiç aldırmıyorlar. Hatta yine şampiyon olmuşuz diye dalga geçiyorlar.

Bu şehirde bîr gününü nasıl geçirir insan?

Konya düz ve sakin bir şehir. O yüzden zaman da çok sakin akar. Kendini ona bırakırsın. Büyük şehrin telaşını burada görmezsin. Ancak Büyüksehirlerin bütün imkanlarına sahipsindir, bir tek deniz yok işte. Gerçi Antalya'ya 2.5 saatlik bir yol. İstediğimiz zaman sıcak denizlere kolayca inebiliyoruz

Sahi Konya'nın bir yol hikayesi vardı, Konya-Ankara arası hızlı tren projesi. Ne oldu ona?

Yol hikayesi, yılan hikayesine döndü. Düşünebiliyor musun, bir saatte, hem de güvenli bir şekilde yolculuk yapabileceğin bir yolculuğa bir türlü izin çıkmıyor. Kimi diyor bunun arkasında uluslararası şirketler var, kimi diyor otobüs firmaları. Anlayacağın git-gel hala Konya 6 saat.

Memleket'in durumu nasıl?

Gazeteden söz ediyorsun herhalde.

Ee tabi gazeteyi konuşalım. Ardından memleket muhabbetine gireriz...

Günlük yerli gazete. Gazetenin başlığında yazıldığı gibi yerli olmaya özen gösteriyor. Konya'nın ve Türkiye'nin nabzını dünyanın merkezînden tutmaya çalışıyor.

Nasıl yani? Dünyanın merkezi Konya mı diyorsun?

Nasrettin Hoca'ya sorarlar dünyanın merkezi neresidir diye. O da cevap verir tam burası, ayağımın altı. Nasıl olur, nerden biliyorsun bunu Hoca derler. O da inanmazsanız ölçün der. Evet siz nereden bakarsanız dünyanın merkezi de orası olur. Biz Konya'dan bakıyor ve dünyanın merkezi olarak da burayı görüyoruz. İnanmazsan ölçersin.

Memleket'in en çok okunan yazarı diyorlar senin için...

Estağfirullah. Sadece Memleket'in en çok okunan yazarlarından biriymişim. Öyle diyorlar.

Sadece Memleket'e yazmıyorsun herhalde...

Şu sıralar millethaber.com'da bir şeyler yapıyoruz. Bir de Sivas'ta dostlarımızın çıkardığı Suhan var. Bunlar yetiyor.

Ne yazıyorsun daha çok?

Önemsiz olmayı. Ne zaman önemli olmayı önemsemezsek, o zaman çok önemli işlere imza atarız. Sıradan insanların hayatları da hayattır. En az Tayyip Erdoğan, Tarkan, Ata kadar mühimdir sokaktaki adamın hayatı. Aslında kısaca biz Türkler'i yazıyorum. Sen, ben, İsmet Özel anlayacağın.

Türkler önemsiz mi yani?

Son zamanlarda etrafımıza bakarsak öyle. Şimdi ülkede o kadar çok millet piyasaya çıktı ki, Türkler'in esamesi okunmaz oldu. Bunların içinde Türkler Müslüman olmaktan her zaman şeref duymuş. Oysa yeni türeyenler Müslümanlıktan gocunuyor gibi. O yüzden ben bu güzel milletin serüvenini yazmaya devam edeceğim. Bir millet Müslümanlıkla birlikte anılmıyorsa orada başka şeyler aramak lazım, bunu bilip, bunu söylüyorum.

AB'ye nasıl bakıyor Konya?

Bu biraz fil ve kör hikayesine benziyor. Çoğumuz AB'yi bilmiyoruz. Bildiğimiz medyadan yansıyanlar. Orada uzakta bir birlik var, neyin birliği kimin birliği bilen yok. Gitmesek de gelmesek de o AB, bizim AB'mizdir diyen bir medyamız ve hükümetimiz var. AB müktesebatı nedir desen bir Konya'lıya, bilmez herhalde. Açıkçası ben de bilmiyorum.

Tayyib Bey'e sorsak bilir mi?

Onun durumu bizden kötü. Ömer Çelik ve Egemen Bağış'la muhterem Ahmet Davutoğlu arasında kalmış yalnız bir adam. Keşke şu üç yıldır yaptıkları takiye olsa ve Türkiye'ye "ceee" dese ne güzel olur.

Şehrinizde kitap, kültür hayatı nasıl?

Konya kültür hayatının önemli şehirlerinden biri olmuştur her zaman. Biliyor musun, en es ki matbaalardan biri Konya'da kurulmuş. Yine sahaflık da çok gelişmiş bu şehirde. İstanbul, Ankara, İzmir gibi pek çok yeri geziyorum, maalesef oralarda sahaflar yok olmaya yüz tutmuş. Burada kitap hayatı daha çok Rampalı Çarşı'yla canlı tutuluyor. İnşallah bu hep böyle devam eder.

Neler okuyorsun, gündeminde hangi kitap var?

Erol Güngör'ün İslam'ın Bugünkü Meseleleri'ni yeniden okuyorum. Konyalılar Erol Güngör'e ayrı bir muhabbet duyarlar. Burada Rektörlük yaparken tüm Konyalılar'ın ve cami cemaatinin büyük sevgisini kazanmış. Erol Güngör'le beni tanıştıran Türkeli Kitabevi'nin sahibi Mevlüt Abi'ydi ve bu kitabı bana hediye eden de odur. "BiIiyor musun Mustafa kardeş bu kitap hala aşılamadı, bu kitabı iyi okumak gerek" diye tembihlemişti. Bir de İsmet Özel'in 40 hadisi var elimde.

Eklemek istediğin bir şey var mı?

Ramazan ve önümüzdeki bayram hepimize hayırlar ihsan etsin. Geçmiş zamanlarda Konya'dan çok büyük alimler, düşünürler çıkmasına, alime, okura hürmet gösterilmesine rağmen son zamanlarda tüm Türkiye'de olduğu gibi Konya da bu konuda kötü bir dönemi yaşıyor. Pop star furyasından alime hürmete yeniden dönülür inşallah.

Erbakan Hoca'nın eşi Nermin Hanımefendi'nin vefatı Konyalıları epey üzmüştür herhalde...
Mutlaka. Ancak ölüm hak. Nermin Hanım'a Allah rahmet eylesin, Erbakan ailesine de Allah sabırlar versin.

Gerçek Hayat'ı nasıl buluyorsun?

Adı üstünde gerçekleri yazıyor. Hem de hayatın içindeki gerçekleri. Beğenerek okuyorum. Bazen de eleştirel bakmaya çalışıyorum, ama açıkçası eleştirecek pek bir şeyini de göremiyorum. Her çeşit hayırlı fikir orada kendini ifade etme imkanını buluyor görebildiğim kadarıyla. Konya'da çok fazla okuyucusunun olduğunu söyleyebilirim.