Konya için kritik aşı açıklaması! Yeni varyantları geliyor
Türkiye’de endemik olarak görülen şap hastalığı, hayvan sağlığını ve verimliliği ciddi biçimde etkiliyor. Uzmanlar, hastalıkla mücadelenin en etkili yolunun düzenli aşılama ve biyogüvenlik önlemleri olduğunu vurguluyor.
Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesinden Dr. Murat Kaan Durgut, Türkiye’nin şap hastalığının endemik görüldüğü ülkeler arasında yer aldığını belirtti. Hayvan hareketliliği, göç ve ticaretin hastalığın yayılımını hızlandıran başlıca etkenler olduğunu ifade eden Durgut, üreticilerin bu konuda dikkatli olması gerektiğini söyledi.
Ağız ve Tırnaklarda Ağır Lezyonlar Oluşuyor
Hastalığın klinik seyrine ilişkin bilgi veren Durgut, virüsün ağız boşluğunda ve tırnak aralarında içi sıvı dolu veziküller oluşturduğunu belirterek, “Bu lezyonlar açıldığında ciddi yaralar, yüksek ateş, iştahsızlık ve verim kayıpları ortaya çıkar” dedi.
Yeni Varyantlar Hastalığı Daha Ağır Seyrettiriyor
Son dönemde görülen vakaların daha ağır seyretmesinin yeni varyantlarla ilişkili olduğuna dikkat çeken Durgut, önceki aşılama çalışmalarının bu varyantlara karşı yeterince etkili olamadığını söyledi. Durgut, “Şap hastalığı rüzgârla kilometrelerce uzağa taşınabilir. Bu nedenle yetiştiriciler, hastalığı gördükleri anda veteriner hekimlere ve ilgili resmi kurumlara bildirimde bulunmalıdır” ifadelerini kullandı.

Aşı Takvimi ve Korunma Yöntemleri
Hastalığın kontrol altına alınmasında düzenli aşılama ve biyogüvenlik önlemlerinin belirleyici olduğunu vurgulayan Durgut, aşı takvimine ilişkin şu bilgileri paylaştı:
Annesi aşılı olmayan hayvanlarda: 2 haftalıktan büyük tüm hayvanlara şap aşısı
Annesi aşılı olanlarda: 2 aylıktan büyük hayvanlara şap aşısı
Bir ay sonra: Mutlaka güçlendirme dozu
Ayrıca antibiyotiklerin, yalnızca ikincil bakteriyel enfeksiyonları önlemek amacıyla destekleyici olarak kullanılabileceğini belirtti.
Türkiye’nin Şapla Mücadelede Güçlü Altyapısı Var
Türkiye’nin şap hastalığıyla mücadelede önemli bir altyapıya sahip olduğunu ifade eden Durgut, “Ülkemiz, 1967 yılında Şap Enstitüsünün kurulmasıyla birlikte şap aşısını kendi imkânlarıyla üretmeye başlamış ve bu alanda dışa bağımlılığı ortadan kaldırmıştır” dedi.
Uzmanlar, üreticilerin aşı takvimine uyması, biyogüvenlik kurallarını uygulaması ve erken bildirim yapmasının, şap hastalığının yayılımını önlemede kritik rol oynadığını vurguluyor.