'Kocaman bir belirsizlik içindeyiz'

'Kocaman bir belirsizlik içindeyiz'

Hakan Albayrak, Kandil Dağı operasyonunun ülkedeki yankılarını analiz ediyor...

Hakan Albayrak-Yeni Şafak

 

Daha incelikli bir siyaset bekliyorduk

 

Kandil Dağı'nda olup bitenler hakkında esaslı bir fikrimiz yok. Hiç kimsenin yok

 

Kandil Dağı'nda olup bitenler hakkında esaslı bir fikrimiz yok. Hiç kimsenin yok.

"BBG Evi" deniliyor, ama Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bombardımanında PKK'ya ne kadar zarar verildiği, verilen zararın telafisinin mümkün olup olmadığı bilinmiyor.

Kocaman bir belirsizlikle karşı karşıyayız.

Yine de "Bu iş bitti" havası yayılıyor.

Genelkurmay, bu havayı yayıyor.

Hükümet, bu havayı yayıyor.

Basın, bu havayı yayıyor.

 

Geçmişteki sayısız sınır ötesi harekâtın sorunu çözmeye yaramadığı aşikâr olduğu halde, kamuoyunda böyle bir kanaat oluşturuluyor.

"Bu sefer durum farklı, bu sefer Amerika'dan istihbarat alıyoruz, bu sefer kaçacak delik bulamayacaklar" deniliyor ve dedirtiliyor.

İyi ama o Amerikan istihbaratı Irak'taki Amerikan kuvvetlerini bile nihai çözüme götüremedi ki!

 

Onca tecrübeden, onca yanılgıdan, onca acıdan -ve ayrıca da onca itiraf ve özeleştiriden- sonra hâlâ "Bu işi temiz bir bombardımanla halledebiliriz" noktasında olmamız ne hazin.

Halbuki, son zamanlarda, o noktayı geçtiğimize dair işaretler alıyorduk.

Daha doğrusu, aldığımızı sanıyorduk.

Emekli generaller "yanlış yaptık" diyorlardı…

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni bir eve dönüş yasası çıkarabileceklerini ve bu yasanın eskilerinden daha etkili olabileceğini söylüyordu…

Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, insan hakları gibi kavramların terör örgütüne kaptırılmasından şikâyet ediyordu…

 

Öte yandan, Kuzey Irak'taki Bölgesel Kürt Yönetimi'nin kademeli olarak tanınacağı (dolayısıyla Kürtleri derinden yaralayan "çapulcu" edebiyatından vazgeçileceği) yönünde haberler alınıyordu…

 

Bütün bunlar bizde 'daha sofistike bir siyaset' beklentisi doğurmuştu.

Nazik bir dille kaleme alınmış geniş kapsamlı bir eve dönüş yasasıyla barışa bir şans tanınmasını bekliyorduk mesela.

 

Falanca Demokratik Toplum Partisi mensubu ne yaparsa yapsın, filanca Demokratik Toplum Partisi mensubu ne derse desin, bu parti üzerindeki ağır psikolojik baskının –hiç değilse bu partiye oy veren yüz binlerce insanımızın hassasiyetlerinin hatırı için- kaldırılmasını bekliyorduk.

 

Bebek katili Ehud Barak'ı bile Ankara'da el üstünde tutarak ağırlamakta beis görmeyen hükümetin, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'ye uyguladığı anlamsız boykotu nihayet kaldırarak onu Ankara'ya davet etmesini, Kürt Yönetimi'yle karşılıklı güvensizliği -ve nezaketsizliği- sona erdirmeye matuf bir tavır sergilemesini, bu suretle Kürt-Türk ayrışmasına hizmet eden psikolojik bir duvarı yıkarak etnik/ulusal fitnelerin önüne geçmesini bekliyorduk.

 

Bu adımlar atılsaydı, terör sorunu bitmese bile iyice marjinalleşebilirdi.

Sınır ötesi harekâta gerek kalmayabilirdi.

İcabında yine yapılırdı sınır ötesi harekât; ama o zaman siyasi ve psikolojik zemini daha sağlam olurdu.

 

Yeni Şafak