Kızımın başını örttürecekler mi?
Balçiçek Pamir'in 'iltifat gibi sorularına' Fatih Altaylı çok 'içten' cevap verdi.
Habertürk'te yayınlanan Balçiçek Pamir ile Söz Sende'nin dün akşamki konuğu gazeteci Fatih Altaylı'ydı. İşte röportajın ilginç bölümleri...
Balçiçek Pamir: Peki şimdi hazır aileden bahsetmişken sizi de çok duygulandırmayayım, üzerinize gitmeyeyim ama bir röportajınızı okumuştum, çocuğunuz olduktan sonra yani kızınız Zeynep ama siz Zezo diyorsunuz...
Fatih Altaylı: Zezo dediğimde kızıyor bana..
Balçiçek Pamir: Kaç yaşında şimdi, Allah uzun ömürler versin?
Fatih Altaylı: O da bir hafta önce sekiz oldu, yediyi bitirdi
Balçiçek Pamir: Diyorsunuz ki röportajda daha yavaş araba kullanıyorum Zezo'dan sonra yazılarım bile daha yumuşadı, hayat sigortası yaptırdım, gelecek planlarım başladı, hakikatten bir çocuk insanın hayatını nasıl değiştiriyor?
Fatih Altaylı: Hayatını değiştiriyor şöyle değiştiriyor... O dediklerim o gün için geçerliydi, daha yavaş araba kullanmam o gün geçerliydi hala geçerli fakat yazılarım yumuşadı kısmını çıkardım oradan çünkü Zezo için yazılarımı tekrar sertleştirdim
Balçiçek Pamir: Neden?
Fatih Altaylı: Zezo'nun yaşayacağı dogrusu mülkü olsun diye...
Balçiçek Pamir: Çünkü insan endişelenmeye başlıyor değil mi?
Fatih Altaylı: Aynen öyle şimdi merake diyorum. Zeynep nasıl bir Türkiye'de yaşayacak? Bizim yaşadığımız kadar güzel bir Türkiye'de yaşayacak mı? Çünkü güzel derken ben ekonomiden bahsetmiyorum, muhakkak ki ekonomi gelişecek. Dünya gelişiyor. Türkiye gelişiyor, başka yerlere gidecek herşey ama Zezo acaba düşündüğünü söyleyebilecek bir Türkiye'de yaşayacak mı? Zeynep'e birileri zorla başını örttürecek mi?
Balçiçek Pamir: O korkularınız var mı gerçekten?
Fatih Altaylı: Olmaz olur mu? Zeynep acaba Türk kadınının benim dönemimde kullanabildiği hakları kullanabilecek mi, toplumda eşit bir muamele görebilecek mi bir kadın olarak bir kız olarak?
Balçiçek Pamir: Çünkü baba olarak herşeyle başa çıkabilirsiniz ama bunlarla çıkılamaz değil mi?
Fatih Altaylı: Onun için Zeynep doğduğu zaman yazılarımı hakikatten biraz daha yumuşatmış, biraz daha ortalama yazar olmuştum ama şimdi yine Zeynep için daha sert yazmaya başladım. Çünkü onun düzgün bir ülkede yaşaması lazım.
Balçiçek Pamir: Peki aile sizin için ne ifade ediyor?
Fatih Altaylı: Aile hayattaki en önemli şey, ondan daha önemli birşey yok. İşinizi kaybedersiniz yenisini bulursunuz, paranızı kaybedersiniz...
Balçiçek Pamir: Siz çünkü en tepeleri yaşadınız, en dipleri de yaşadınız değil mi? Yani bunun bir avantaj olduğuna inananlardanım ben, çünkü dönüp baktığınız zaman kim dost kim değil bunların hepsini görebiliyorsunuz ve eve girdiğinizde herhalde o kadın ve çocuk...
Fatih Altaylı: Ben hiçbir zaman evime iş götürmem. Hande merak edip sormdıkça iş anlatmam, ayrıca işte bir sıkıntı varsa kavga dövüş varsa onu da anlatmam, eve yansıtmam, zaten bende bir stres olmaz mesela Hande hala o geceyi anlatıyor 'ya ben böyle bir adam görmedim hakikatten manyak' diyor. Çünkü işte Sabah Gazetesi'ne el konuldu geçen sene tam bu zamanlarda, ben de akşam eve gittim nereye gideceğim? Sanki hiçbirşey olmamış gibi biz evde kağıt oynuyoruz, yine arkadaşlarımız geldi, misafirlerimiz geldi. Akşam Hande dedi ki 'Fatih normal misin, üzüntün var mı?' Üzülsen ne olacak sanki Fatih çok üzüldü TMSF Başkanı veyahut ona ilk talimatı veren Başbakan 'Ya Fatih çok üzüldü vazgeçelim biz bu işten' demez... Üzülüp üzülmemem hayatta bunla ilgili gerçeği değiştirmeyecek bu hayatın getirdiği birşey ne yapacaksın? Bakacağım bunlarla çalışılır mı, çalışılmazsa bırakacağım dedim...
Balçiçek Pamir: Ama sizin üzüntüleriniz farklı. VTR'lerde izlerken keskin üslup diyorlar, korkusuz diyorlar, sert diyorlar vesaire ama işte anneannenizde gözünüz dolabiliyor ve Canaydın'la ilgili bir konuşma yaparken de ekranda bayağı bayağı ben onu seyretmedim ama...
Fatih Altaylı: Hayatta herşey gidiyor para gelir gider önemli birşey değil, makam gelir gider önemli birşey değil ama o ev insanlarla olan dostluk, bunlar bir yere gitmez bunlar kalır yani bunlarla varsınız. Yani sizi insan yapan şu kameradan ayıran, şu masadan ayıran özellikler, bunlar yani. Ne olur yani işte Sabah'ta bıraktım yani uymuyor bıraktım yani ben doğduğumda Genel Yayın Yönetmeni olmak için mi doğdum, zengin olmak için mi doğdum veya işte Mercedes'le dolaşmak için mi doğdum?
Bunlar gelir geçer yani Mercedes'le dolaşırken de ben Fatih Altaylı olurum ne bileyim 68 Anadol'la dolaşırken de olurum. Önemli olan benim ne olduğum başkalarının bana nasıl baktığı, benim nasıl yaşadığım, kaç para kazandığım değil ki. Keyfim yerindeyse bunun da parayla bir alakası yok. Ama aile önemli yani ailede mutsuzsanız mutsuzsunuzdur, tabiİ eş de şu açıdan çok önemli.
Mesela ben dediğiniz gibi işte tepeye çıkıyorum aşağıya iniyorum bir daha çıkıyorum bir daha iniyorum. Bilemeyiz ne zaman nereye çıkıp nereye ineceğimizi. Eve dödüğünüzde eğer eşiniz size destek oluyorsa ve sizin ona sağladığınız imkanlarla değil de sizinle ilgiliyse sorun yok ortada. Bugün yüz milyar lira para kazanabilirim yarın yüz lira bile kazanamayabilirim. Eşim açısından bunun bir önemi yoksa yüz milyarı da yüz lirayı da benle eşit derecede mutlulukla paylaşabiliyorsa gerisi hikaye.
Dolayısıyla en büyük korkunun ailenin bitmesi olabilir ancak.
Aileye birşey olmadıkça gerisi hikayedir. Sevdiklerinize birşey olmadıkça gerisi hikayedir. Herşey gelir geçer.
Balçiçek Pamir: Peki şimdi ben üsluptan bahsederken, sizin hakikaten de duygusal bir tarafınız var ve genelde bence çok hoştu
Fatih Altaylı: Bazen fazla, bunu bir arkadaşım söyledi bana senin suratın çok kötü' dedi. 'Suratın o kadar kötü ki içindeki yumuşaklığın kullanılmasını belki bir yönde o engelliyor' dedi. Çünkü saflığım da vardır bazı yönlerde yani ne malımın kıymetini bilirim ne birşeyin, gel benden birşey iste ben veririm yani benim hayırım filan insanlara kolay yoktur.
Balçiçek Pamir: Peki bir taraftan da öz eleştiri istiyorum, şöyle ki öz eleştiri çok da insanın canını yakmışsınızdır. Haklı ya da haksız...
Fatih Altaylı: Yakmışımdır yani bende ne facialar yaşadım. Bir gün uçakta Metehan Demir'le gidiyoruz. Yanımda da iki tane genç çocuk oturuyor, işte 'nasılsınız Fatih bey?' 'iyiyim, siz nasılsınız?' diyerek konuşuyoruz.
'Fatih bey, biz sizi ailecek okuyoruz' dedi. 'Beğeniyor musunuz?' dedim
'Benim babam bürokrattı bir gün sabah kahvaltı ediyoruz, gazeteyi aldı baktı birşey yazmışsınız düştü öldü' dedi. Ben de ölüyordum az kalsın. Adam yazıları okumuş yazılanlar da doğru yani yanlış birşey değil okumuş kalp krizi geçirmiş.
Balçiçek Pamir: Peki yanlış da olabilirdi bazen insan değil mi yani? Peki nasıl bir yük böyle bu?
Fatih Altaylı: Düşünün böyle birşey olabilir mi? Dedim ki 'şaka yapıyorsun herhalde'. 'Yok Fatih Bey doğru söylüyorum' dedi. Yanımda Metehan var ne yapacağını şaşırdı, koltuğun altına mı girsin diye ondan sonra çocuklarla konuştuk falan ondan sonra dedi ki 'Fatih Bey yanlış anlamayın dedi yazdığınız yalandı falan demiyorum ama babamın ölümüne sebebiyet verdiniz' dedi. Çocuk da makul bir çocuktu anladığım kadarıyla...