KIPIRDANMA her yerde başlamış!

KIPIRDANMA her yerde başlamış!

TSK'ya en yakın yazar "Erdoğan'ın işi çok zor" dedi darbe tehdidinde bulundu.

M.Ali Kışlalı / Radikal

 

Erdoğan'ın işi çok zor

 

Erdoğan türbanı kamuoyuna kabul ettirme mücadelesinde kendini en güçlü

hissettiği noktada, İspanya'da başlattığı hata yüklü kampanyasıyla kendini ve partisini çıkmaza soktu.

 

Şimdi işi çok zor.

Bir yanda milyonlarca kendisine oy vermiş seçmenine moral vermesi, işlerin iyiye gideceğine inandırması gerekiyor.

Diğer taraftan da, karşı karşıya kaldığı tehlikenin boyutlarını fark ettiğinden, iç-dış tüm olanakları harekete geçirip, bir savunma mekanizması oluşturmaya çalışıyor.

 

Bu ikili cephedeki çalışmaları ve konuşmaları dikkatle izlendiğinde, sergilediği çelişkiler kolayca görülüyor.

İşini zorlaştıran unsurlardan biri de, artık bunca gerçek niyetini ortaya koyan söylemlerinden ve adımlarından sonra, anayasal rejim ruhuna bağlı olduğu iddialarının inandırıcılığını tamamen yitirmiş olması.

Anadolu'nun çeşitli köşesinde, partisinin toplantılarında yaptığı konuşmalar ciddiye alınıp irdelense ortaya, her hatalı adımında kendisine hatırlatılacak neler çıkacak. Ama şimdi panik içinde söyledikleri değil,seçim zaferi akşamı söyledikleri bile artık inandırıcılık taşımıyor.

Gençlik kolları toplantılarında Onuncu Yıl Marşı'na başvurması bile kimseyi şaşırtmıyor.

 

Bu manzarayı seyredenlerden 'Denize düşen yılana sarılır' diyenler de oluyor.

Erdoğan'ı bu noktaya getiren hususlar arasında imam-hatip okulu kaynaklı hukuk formasyonunun acaba hiç mi etkisi yok?

Hâlâ kendisini, her sözünü onaylayarak alkışlayan taraftarlarına, Adnan Menderes'i hatırlatan mahut yaklaşımla, "Siz her şeye muktedirsiniz. Sizin

isteğiniz olur" da diyebiliyor.

 

Böylece hâlâ anayasal rejimin 'kuvvetler ayrımı' denen prensipler üzerine kurulu olduğundan habersiz görünüyor.

Erdoğan'ın işini zorlaştıran önemli unsurlardan biri de, bir türlü içine sindiremediği anayasal rejimin, asker dışında etkili başka kurumlarca da korunmakta olduğunun görülmesidir.

Askerin mevcut koşullar karşısında arka plana çekilmesi, ortaya, şimdiye kadar çıkmayan anayasal kurumların çıkmasına ve sorumluluk üstlenmelerine olanak sağlamıştır.

 

Geçen yılın milyonların katıldığı gösterilerinin rejime sahip çıkma içgüdülerini harekete geçirmediği söylenebilir mi?

Üniversitelerde, hukuk fakültelerinde harekete geçen açık uzman kaygılarının sorumluluk ve yetki sahibi kurumlar için de itici güç olmadığı düşünülebilir mi?

İşte bütün bunlar şimdi Erdoğan'ın hesaba katması gereken 'anayasal rejimi savunma cephesi'nin yeni harekete geçen unsurlarını oluşturmaktadır.

AKP iktidarına karşı Deniz Baykal galiba bugünlerde en etkili muhalefetini yapıyor. Erdoğan'ın hesaplaşmasının Cumhuriyet'in kazanımları ve anayasal rejimle olduğunu vurguluyor.

 

Erdoğan istediği kadar, eleştirileri reddetsin.

İstediği kadar bu rejime ve değerlere sahip çıktığını söylesin.

Söylediklerine kim inanır?

Kendisine oy verip şimdi de meydanlarda ne söylese alkışlayanlar mı?

Yoksa rejime her geçen gün daha kararlı ve açık tavırla sahip çıkmakta olanlar mı?

Erdoğan'ın işi zor...

Çok zor.

Çünkü şimdiye kadar Cumhuriyet'e ve rejime sahip çıkmayı sadece askerden beklemiş kitleler ve kurumlar kıpırdanıyor.