Kim Ne Dedi ? …

Kim Ne Dedi ? …

Gezi sözcüsü Erdoğan'la görüşen Başbakan Erdoğan, ABD'li gazeteci Erdoğan'a demeç verdi

 

Ömer Faruk Gergerlioğlu

Gezi olayları vicdan ekseni yerine taraftarlığı öne çıkarıyor  

2. haftasını doldurmak üzere olan Gezi parkı ve yayılan olaylar tehlikeli bir kamplaşmayı sağlıyor. Gezi parkı olayları kimin galip geleceği üzerine kurgulanıyorsa bu herkesin mağlubiyeti ile sonuçlanacaktır, bu tehlike görülmüyor.

Gezi parkındaki direniş,  iktidarın olayı önemsemeyen, buyurgan dili nedeniyle bugünlere geldi. Olayın başında iktidarın demokratik bir hoşgörü ile çözebileceği bir konu şu an artık her kesimden insanın çok büyük bir üzüntüyle seyrettiği karşılıklı şiddet olayları ile izleniyor. İçinde yaşadığımız barış sürecini bu aralar dile getiren yok, farkında mısınız? Aylardır merhametin, kardeşliğin hakim olduğu iktidarın  dili yerini "ben devletim, dağılın" a bırakmışsa durum vahim demektir. Devlet kendi içinde bocalıyor ve Arınç, Gül çizgisine rağmen Tayyip Erdoğan'ın üslubu baskın çıkıyorsa barış dilini konuşma imkanı kalacak mıdır? Demokrasi , barış süreci diyen demokrat diller artık hakaret ağırlıklı bir dili benimsemişse barış diline iktidarı çağırma hakkını kendilerinde bulacak mıdırlar?  Oysa biliyoruz ki bu toprakların en büyük derdi yıllar sonra bir ihtimal olarak belirmiş barışı yakalamaktır. "Barış ve demokrasi birlikte mi olmalıdır,  barış mı demokrasi mi önde olmalıdır" tartışmalarının önemli olduğu görülmüştür, evet ama şu an o eski tartışmaları bile aradığımız bir ortam oluşmaktadır. "Güzelliklerden güzellik beğen" anlamındaki tartışma karşılıklı kutuplaşma ortamıyla berhava olmak üzeredir.

 

 

Hakan Aksay

Gezi sözcüsü Erdoğan'la görüşen Başbakan Erdoğan, ABD'li gazeteci Erdoğan'a demeç verdi

Gezi Parkı direnişçilerinin lideri Tayyip Erdoğan, Başbakan Tayyip Erdoğan ile görüştükten sonra bir basın toplantısı yaptı ve ülkedeki huzurun bir an önce tesis edilmesi için eylemlerin sonlandırılacağını, parkın derhal boşaltılacağını bildirdi. Gezi eylemcilerinin sözcüsü Tayyip Erdoğan, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın kendilerine Topçu Kışlası ile ilgili bazı tarihî sırları ve özel anılarını açıklaması karşısında toplantıya katılanların göz yaşlarını tutamadıklarını ifade etti.

Gezi direnişçileri ile sıcak bir şekilde vedalaşan Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bir sonraki gündem maddesi, Amerikalı gazetecilere verilecek demeçti. Başbakan'la bir araya gelen ABD'li televizyon ve gazete yöneticileri adına bir açıklama yapan ünlü talk show sunucusu Tayyip Erdoğan, mülakattan son derece memnun ayrıldıklarını söyledi. Popüler Amerikalı gazeteci, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye Başbakanı ile görüşmeden önce biz de ülkeniz aleyhine yürütülen uluslararası komploya alet olmuştuk. Ancak kendisi o kadar kalbî ve kapsamlı açıklamalar yaptı ki, hepimiz bundan böyle ülkenizin dostu olarak bu tür karalama çabalarının karşısında yer alma ve 'What's happening in Turkey?' kampanyasına karşı örgütlenme kararı aldık.”

 

 

 

Nilüfer Göle

AKP meydan demokrasisinden yana değil, sokaktan yana ağırlık koydu

Meydan ile sokak birbiriyle karıştırılır. Sokaktan farklı olarak meydan kitlesel değil, kişisel bir görünüm sunar. Vatandaşın ben diyebildiği bir şahıs hareketidir. Nitekim Gezi’ye katılanların profillerini, teker teker yüzlerini, sözlerini, kişiliklerini seçebilir, farklı tercihlerini öğrenebiliriz.

Sokak hareketlerine katılanlar yüzlerini birbirlerine değil liderlerine dönmüşlerdir. Hep birlikte, bir ağızdan, yürüyerek kitlesel bir eylem sunarlar. Sokak hareketini tek tip kalabalıklar, çoğunluklar oluşturur. Meydan hareketini oluşturanlar ise aktif azınlıklardır.

Meydan gençliği eski güç odaklarına yenik düşebilir, meclistekiler de gençliğe sağır kalabilir. Meclistekilerin meydandaki vatandaşlara kulak vermeleri, meydandakilerin de seçilmişlere saygı duyması gerekir. Kendi iktidar ve özgürlük alanlarını sınırlamaları, dillerini, ellerini, tutabilmeleri zorunludur.

AKP miting çağrısıyla ağırlığını meydan demokrasisinden yana değil, sokaktan yana koydu. İktidarda olan bir partinin sokak çağrısı kendi içinde bir tezattır. Bu; iktidarların kendi siyasi örgütlü gücünü meclis ve sandıkla sınırlı tutmayıp, sokağa taşırması anlamına gelecek.

 

Halid Şener

Taksim Olayları, Güdümlü Medya ve Erdoğan

Amerika ve Batı toplumunun en büyük talihsizliği doğdukları andan itibaren güdümlü medyanın etkisinde olmalarıdır. Siz CNN veya BBC`nin Suriye`den 9 saat canlı yayın yaptığını gördünüzmü? Myanmar`dan bir saat canlı yayın yaptığına şahit oldunuzmu? Yıllarca müslümanların katledildiği ülkelerden bu manada bir yayın izlemişmiydi dünya? Daha bir çok insani felaketlerin yaşandığı coğrafyalardan bu manada canlı yayın yaptığını duydunuzmu? Bumudur insani duyarlılık? Oradaki marjinal gruplar aynı terörü New York`ta, Londra`da, Parist`e, Berlin`de yapabilirlermiydi?

Amerika ve Batı  toplumunun en büyük talihsizliği doğdukları andan itibaren güdümlü medyanın etkisinde olmalarıdır. Taksim olaylarını CNN dün tam 9 saat kesintisiz yayın yaptı. Hem kameramanın aktardığı görüntüler hemde sunucunun görüntüsü sanki Türkiye`de bir iç savaş çıkmış gibi bir manzara ortaya koyuyordu. ‘Gezi Parkı’ olayları başladığı günden beri CNN, FOX TV, BBC, DW, VOANEWS gibi Batılı medya kuruluşları Türkiye'yi adeta Tahrir meydanına benzeterek "Türk Baharı"  propagandası yapmaya ısrarla devam ediyor. Bunlar batı televizyon ve gazetelerinin ne ilk yalanları nede son yalanları olacak. Siz CNN veya BBC`nin Suriye`den 9 saat canlı yayın yaptığını gördünüzmü? Myanmar`dan bir saat canlı yayın yaptığına şahit oldunuzmu? Yıllarca müslümanların katledildiği ülkelerden bu manada bir yayın izlemişmiydi dünya? Daha bir çok insani felaketlerin yaşandığı coğrafyalardan bu manada canlı yayın yaptığını duydunuzmu? Bumudur insani duyarlılık?

 

 

S.Serra Erdoğan

Ey Vandal !

Kimisi de diyor ki ''olası referandum da koyunlar da oy verecek''. Yarın çıkıp bir vatandaş da dese ki; ''hayır o oylamada anarşist domuzlar da oy verecek, ben istemiyorum oylama yapılmasını, direkt olarak hükümetin dediği olsun''. Bunu derse ne cevap vereceksin vatandaşı küçümseyen ey vandal?

Gezi direnişçileri ne kadar iki yüzlü olduklarını bizlere kanıtladı..

Orası senin özgürlüğünle alakalı değil sadece. Başkalarının da orada söz hakkı var. Umuma açık bir yer ile alakalı yapılır referandum olacaksa. Kimsenin kişisel özgürlük alanına halel getirdiği yok. Umuma açık ne demek bilirsiniz herhalde. Sizin olduğu kadar, sizden farklı düşünenlerin de orada söz söyleme hakkı var.

Demokrasi demokrasi diye yırtınıp, ''sandı kurulamaz, istemezük'' diye kazan kaldırmak da tam size yakışır bir davranış biçimi zaten.

Ondan sonra da ağlayın durun ''faşizm'' diye. Kimisi diyor ki ''orası yeşillik, ağaçlar kesilmesin''. Kimisi diyor;''mesele park meselesi değil, mesele demokrasi'2. önce bir karar verin. Madem istek ve talepler gezi parkı ile alakalı değil, derhal o parkı terk edin. Niye polisi parka sokmuyorsunuz? Parkta yatıp kalkıyorsunuz?

 

Mustafa KARAALİOĞLU

Gezi Parkı’nın sembolü sizce kim?

Gezi Parkı’nın sembolü, kırmızılı siyahlı kadınlar değil, Kabataş’ta 6 aylık bebeğiyle dayak yiyen, yerlerde sürünen ve ağır hakarete uğrayan Z.D. isimli genç kadındır. O kadının 2013 yılının Haziran ayında uğradığı saldırı, hakaret ve insanlık dışı muamele parktaki ağaçlardan, kışladan, AKM’den daha önemlidir. Nasıl bir insanlık erozyonu ve nasıl bir öfke ile baş başa yaşadığımızın resmidir o sahneler.

Unutmayalım... Genç bir kadına, altı aylık bebeğine saldıran, döven, küfürler yağdıran kadın ve erkek suretinde olsa da insanlıktan çıkmışlarla birlikte yaşıyoruz.

Kadınlar küfürlerle, alkışlarla erkeklere tezahürat ediyor, erkekler de vuruyor.

Kadını dövüyor, bebeğini tartaklıyor, küfürler yağdırıyorlar ve sonra da Gezi Parkı’na çıkıp eyleme katılıyorlar.

Bu ülkenin sağduyu sahibi insanları, politikacıları, vatandaşları da onların eylemini, demokratik bir haktır, söylediklerine kulak vermek lazım diyerek günlerce savunuyor.

Kendi yaşam tarzının namı yürüsün diye günahsız bir kadına, bir bebeğe saldıracak kadar başkasını umursamayan bir güruhu...

Kendi evi ayakta kaldıktan sonra Türkiye’nin yanmasını umursamayan benciller sürüsü...

Dindar olana karşı sınırsızve önlenemeyen bir nefret, kendisine benzemeyene karşı dizginlenemeyen bir düşmanlık...

Bunlarla da birlikte yaşıyoruz.

Elbette tek mağdur o değil ama Z.D. gibisi yok... Kırmızılı kadın, siyahlı kadın kameralara pozverebiliyor, biber gazı altında yaşadığı anlar ölümsüzleşiyor. Fotoğraf verebildikleri için onları tanıyoruz ama Z.D. hemcinsleri kadar şanslı değil! Çünkü, kırmızılı ve siyahlı kadın en azından fotoğraf verirken, o sahilde bebeğiyle birlikte dayak yiyordu. Bırakın fotoğrafını gazetelerde, televizyonlarda adı bile yazılamıyor...

 

Şevki Yılmaz

Teşekkürler Gezi Park!

Bismillahirrahmanirrahim

Yaratıcımız, yaşatıcımız ve yöneticimiz Allah dilerse akan sular durulur. Geceyle gündüzü, gündüzle geceyi döndürür. Şerleri dilerse hayra çevirir. Sineklerin eliyle Nemrutları susturur. Kızıldeniz’i Musalara Otoban Firavunlara kabir yapar. Yılanların ve akreplerin zehriyle hastaları diriltir. Ülkemizi karıştırmak isteyen dış ve iç ihanet odaklarına, dilerse, güvendikleri eliyle Gezi parkta haddini bildirir. Ve o izin verdiği eylemlerle iktidar ve muhalefete de mesajını iletir.

Yeryüzünün Nemrut ve Firavunları her şeyi planlamışlardı. Ülkemizi Afganistan, Irak ve Suriye’ye çevirmek istiyorlardı. Tam üç asırdır Medeniyeti, ekonomisi ve ahlaki değerleri işgal edilmiş Türkiye’miz bugünkü iktidar eliyle Emperyalist Prangaları kırmaya başlayınca, dıştaki efendiler içimizdeki yeniçerileri yeniden harekete geçirdiler. Başlarını yeniçeri ocağı CHP’nin çektiği “İstemeyüüüz” naralarıyla gaza gelerek “Hızımızı kesecek hızlı Tren istemeğüüz! Köprü istemeğüüz! Yol istemeğüz! Tüp bebek olur, ama Tüpgeçit istemeğiiz!” ve “Kelle isterüüz!” naralarına Osman Gazi Edebi güzelliğiyle ve 4. Murad’ın devlet kararlılığıyla cevap verilmesi dış güçlerin oyunlarını şimdilik (!) bozuverdi.

Alkol uyuşturucu ile Şeytan’a bağımlı hale getirilen zalim, kapitalist rejimin kurbanları mazlum zavallı gençlere acıyorum. Toplumda itibarsız hale getirilen, hayattan ve mutluluktan koparılan, neden ve niçin bağırdıklarının farkında olamayan sokağın ve eylemin gençlerine acıyorum.

İktidar ve sivil toplum örgütlerine kendilerine daha çok sahip çıkılması gerçeğini gösterdikleri için de Gezi Park’a teşekkür ediyoruz!

 

 

 

Abdurrahman Dilipak

 

Dua ve slogan!

Onların birçok şeyi var, bizim ise yalnız Allahımız! Ki O, kadiri mutlaktır. (Mutlak iktidar sahibidir) O, “ol” der ve o olur! Kadere, rızga, ecele hükmedendir O! O, gören, bilen, duyan, kalpleri çeviren, dilerse kafirleri bile dinine hizmetkar kılan, tuzak kuranların oyunlarını bozan. Bizi yeryüzünün varisi kılmak, yeryüzünü bize mescid kılmak isteyen O’dur, O! Bizim sadece Allahımız var. Onların ise birçok şeyi, put, İlah ve Rab edindikleri o kadar çok şeyleri var ki! Şeytan onlara “yeryüzünde bir cennet ve sanki ebedi bir hayat vaad ediyor”

Onların silahları ve sloganları, bizimse dualarımız

Onlar diyorlar ki, “biz ıslah edicileriniz”. Bize “gerici” diyenler onlar, “O gericilerin inandıkları gibi mi inanacağız” diyorlar. İyi bilelim ki, asıl gericiler kendileridir, fakat farkında değillerdir.. Onların gözleri var görmez, kulakları var duymaz, kalpleri var hissetmez!

Onlar şunu görmüyorlar, dua silahtan daha güçlüdür! Fe sübhanallah!

Erdoğan’ın sırrı, gücü burada gizli..

O sır, onun işini kolaylaştırıyor, onu engellemeye çalışanların işlerini sarp kayalara sardırıyor..

Hele biraz daha dürüst, cesur ve bilgili olsak, işi ehline versek, daha neler yapabiliriz.. Ufak hesaplardan kurtulsak ve her şeyi Ankara’dan beklemekten vazgeçsen.. Sorumluluk üstlenebilsek.

Onun için telaşa gerek yok.  “Bu da geçer ya hu”

Sabredin, “görelim Mevlam neyler” deyin. O şerleri hayreyler, sen sanma ki, gayreyler, neylerse güzel eyler!

İnsanoğlu çok aceleci..

Ve de kan dökücü..

 

 

Derleyen; Müjdat GÖKÇE