Kendimi, çok yalnız hissediyorum!

Kendimi, çok yalnız hissediyorum!

Hem Kanal 7'den Hürriyet ve CNN Türk'e geçişi, hem de yaşadığı dönüşüm ile tartışmaların odağında kalan Ahmet Hakan, sömürgeci yaklaşımdan da, tahakkümcü bakıştan da şikayetçi.

-90'larda TGRT'de başlayan, uzun yıllar Kanal 7'de devam eden televizyon haberciliğinin ardından şimdi medyanın 'amiral gemisi'nde köşe yazarlığı ve CNN Türk'te program yapıyorsunuz. Bu bir kariyer planlamasının sonucu mu?


Tamamıyla rastlantısal. Planladığım bir şey değil, kendiliğinden gelişti.


-Mesleğe başladığınızda ne demiştiniz kendinize? 'Başaracağım, bu işin kralı olacağım' gibi bir şey demiş miydiniz?


O yıllarda ideolojik nedenler benim açımdan daha ağır basıyordu. Medya belli bir yaklaşıma sahipti ve bu beni çok rahatsız ediyordu. Kişisel anlamda bir yerlere gelme hırsından ziyade, teksesli medya düzeni içinde değişik bir şey yapabilir miyiz, sorusuyla denemeler yaptım.


-Başardığınızı düşünüyor musunuz?


Kanal 7'de 10 yıl çalıştım ve bu denemenin büyük ölçüde başarıya ulaştığını düşünüyorum. Orada yapmak istediğimiz; medyada farklı bir ses olmak ve böyle olunabileceğini göstermekti.


-Kanal 7 sonrasında hayatınızda bir değişiklik oldu mu? Ekonomik açıdan mesela..


Hürriyet ve CNN öncesinde, Kanal 7'de ve Sabah'ta çalışıyordum. Medya sektöründe çok büyük paralar dönmesine rağmen benim maaşım öyle değildi ama iyiydi yine de. Bir değişim olmuş değil o yüzden. Aynı yerde oturuyorum, aynı arabaya biniyorum, aynı arkadaşlarımla görüşüyorum.


Haksızlık yapıldığı duygusuyla dopdoluyum


-Dahil olmak, kabul görmek, beğenisine mazhar olmak istediğiniz bir çevre var mı gerçekten?


(Avrupa Yakası'ndaki Selin'i taklit ederek) Laik kesim beni kabul etsin diye çırpınıyorum. Dermişim... İnanın yok böyle bir şey.


-Sıkılıyor musunuz sürekli olarak kendinizi açıklamak durumunda kalmaktan?


İnanılmaz sıkılıyorum.


-Niye boş vermiyorsunuz o zaman. Başkalarının sizi anlaması, onaylaması çok mu önemli?


Yanlış anlaşılmak iyi bir şey değildir. Haksızlık yapıldığı duygusuyla dopdolu olmak şeklinde izah edebileceğim bir duygu bu.


-Kendinizi yalnız mı hissediyorsunuz?


Çok yalnız hissediyorum.


-Daimi öteki gibi mi?


Ötekilikten çok huzursuz olmakla ilgili. Huzursuz bir tipim ben. Bir yere giriyorsun orada çeşitli akımlar var, tatmin olmuyorsun çıkıyorsun. Sonra başka bir yerde, yine aynı şey. Herkesin hayatında buna benzer evreler olur. Bazıları o cemaatlere girerler ve öylece kalırlar. Bazıları da huzur bulamaz. Ben öyleyim ve hâlâ da devam eden bir durum bu.


-Gündemdeki isimlerle konuşuyorsunuz. Bu isimler sizi mi seçiyorlar yoksa CNN Türk'ü mü?


Bunu ölçmek mümkün değil ama Kanal 7'de de herkesi ekrana çıkartabiliyorduk.


-Köşe yazarlığında hızlı polemikçi çıktınız. Polemiğe girmediğiniz kimse kalmadı neredeyse!


Polemikçi değil de gerekli cevapları veren diyelim. Ben durup dururken kimseyle ilgili bir yazı yazmadım. Eleştirileri cevapsız bırakmamaya çalıştım sadece, fırsat olarak gördüm çünkü.


-Nasıl bir fırsat olarak gördünüz?


Kendimi ifade etme fırsatı olarak. Malum Türkiye'de önyargılar çok fazla. O önyargıların üzerine gitmek bakımından işime geldi ama durup dururken racon kesmeye çalışmadım. Ben sataşmadım yani.


Hıncal Uluç yapay yazar


-Eski bir birikimin sonucuyla hükümler verdiğiniz de oldu. Mesela Hıncal Uluç için 'avam zevkler gurusu' diye yazdınız.


Hıncal Uluç yazılarımla ilgili hükümler verdi, ben de bu hükümlerin yanlış olduğunu anlatan yazılar yazdım. Fakat sonu gelmedi bir türlü. Bir değerlendirme yapmak ve dur bakalım demek gerekiyordu. Hıncal Uluç yazdıklarını okutabilen bir yazar ama yekuna baktığımızda gördüğümüz şudur: Hıncal Uluç seçici olmayan, övgüde de yergide de yapay yazılar yazan biri. Ben de bunun ifade edilmesi gerektiğine inandığım için yazdım.


-Yazar olarak kendinizi beğeniyor musunuz?


En beğendiğim, sürprize açık olmam. Bir gün siyaset, ertesi gün bambaşka bir şey yazabiliyor olmamı önemsiyorum ve bu renkliliğin, çeşitliliğin üzerine gitmeyi istiyorum.


Misyon sahibi değilim


-Ekşi sözlükte sizin için "İslam'ı yobazların elinden kurtaracak, reforme edecek yeni dünya neslinin ilk fertlerinden biri" deniliyor...


Hiç katılmıyorum. Hayatımın hiçbir döneminde misyon sahibi olmadım. Ne böyle bir iddiam, ne birikimim, ne yaklaşımım, ne de amacım var. Yanlış bir değerlendirme. Yeni Şafak