Kekemelik hastalık mı?
İstenmeyen ve başarıyı engelleyen bir konuşma tarzı olarak bilinen kekemelik kişi için olduğu kadar, yakınları, iş arkadaşları ve ailesi içinde önemli bir sorundur. Dr. Faik Özdengül, toplumda doğuştan bir eksiklik gibi algılanan kekemeliğin aslında bir h
Mustafa VAROL
İstenmeyen ve başarıyı engelleyen bir konuşma tarzı olarak bilinen kekemelik kişi için olduğu kadar, yakınları, iş arkadaşları ve ailesi içinde önemli bir sorundur. Dr. Faik Özdengül, toplumda doğuştan bir eksiklik gibi algılanan kekemeliğin aslında bir hastalık olduğunu söyledi. Kekemeliğin derecelerinin farklı olduğu belirten Özdengül, "Öylesine ağır konuşma zorluğu çekenler vardır ki, ismini bile söylemekte zorlanırlar. Kasılır, tikleri artar, dövünür, uğraşır durur. Kekemelik bazı zamanlar ise heyecanlı, gergin anlarda, telefon başında başlayan, hatta bazı kelime veya harflerle açığa çıkan bozukluklar olarak ortaya çıkar" dedi. Ne türden olursa olsun, kekemeliğin organik nedenlere dayanmaması halinde tedavisinin mümkün olabileceğini kaydeden Özdengül, "Kişinin konuşma merkezine hipnotik yaklaşımla erişildiğinde psişik nedenlere dayanan konuşma bozuklukları düzeltilebilmektedir. Buradaki kıstas ve yapılan görüşmelerde dikkat edilen konu, kişinin zaman zaman şarkı söylerken, şiir okurken ve rahat zamanlarında güzel konuşup konuşmadığıdır. Yapılacak beyin grafikleri ve laboratuar araştırmalarıyla organik nedenlere dayanıp dayanmadığı öğrenilebilir. Dil, dudak, diş yapısında kusur var mı, ses tellerinde konuşmaya bağlı hastalık var mı, araştırılır. Hepsi olumlu sonuç vermişse, sorunun çözülmesi mümkündür" şeklinde ifade etti. Hipnoza hazırlanıp alınan, konuşma zorluğu çeken kişiye üç seans uygulandığına dikkat çeken Özdengül, "Birinci bölümde moral desteği ve başarma imajı verir. İkinci bölümde ise hipnozu daha da derinleşerek "Benden sonra tekrarla" komutuyla devam eder. Bu işlem tamamlanınca üçüncü bölüme geçer. Başaracaksın anlayışıyla telkinleri özetleyerek tekrarlar. Uygun metotlar altında hasta hipnoza alınarak sakinleştirilir ardından konuşmayla ilgili özgün telkinler başlar" ifadelerine yer verdi. Konuşma zorluğunun iki farklı nedenle oluştuğunu belirten Özdengül, konuşmasına şöyle devam etti: Organik nedenler: Beyin yapısındaki sorunlar, ses tellerinin yapısal kusurları, ağız, dil, diş dudak kuburları. Bu tür nedenlerle yapıdan kaynaklanan tıbben organik kusurların çözümü ancak o sorunun çözümüyle konuşma işleminin düzelmesini sağlar. Hipnoz bu tür organik kusurlarda moral desteğinin ve kişisel eforun gelişmesini sağlar. Psişik nedenler: Yapısal olarak kusurlu olmayıp, psişik nedenlerle konuşmayan, takılan ve kekeleyen kişiler bu grubu oluşturur. Bu nedenleri açtığımızda, taklit, dikkati çekme, korku ve travma gibi başlıklar konuşma zorluğunu geliştirir.