Kayserili Diyamandi'nin Yaman Dede'ye uzanan öyküsü kitap oldu
Aslen Kayserili bir Rum olan Diyamandi'nin, Mevlana'yı rüyasında görüp Müslüman olmasından sonra yaşadıkları, yazar Sadık Yalsızuçanlar tarafından romanlaştırıldı - Yalsızuçanlar: - "Kendi ifadesiyle çocukluğundan itibaren gönlünde hakikate karşı derin bi
İSTANBUL (AA) - EKREM KAFTAN - Aslen Kayserili bir Rum olan Diyamandi'nin, Mevlana'yı rüyasında görüp Müslüman olmasından sonra yaşadıkları, yazar Sadık Yalsızuçanlar tarafından romanlaştırıldı.
AA muhabirine roman hakkında açıklama yapan yazar Yalsızuçanlar, romanın kahramanı "Yaman Dede" olarak bilinen Diyamandi'nin, 1887 yılında Kayseri'nin Talas ilçesinde Rum bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldiğini, daha birkaç aylıkken ailesinin Kastamonu'ya göçtüğünü ve ilk eğitimini burada yaptığını belirtti.
Diyamandi'nin çocukluğundan itibaren gönlünde hakikate karşı derin bir aşk ve tutku olduğunu söyleyen Yalsızuçanlar, Diyamandi'nin annesi tarafından zaman zaman kiliseye götürüldüğünü ancak tatmin olmadığını anlattı.
Yalsızuçanlar, şöyle devam etti:
"Ortaokul yıllarında Farsça hocası tahtaya bazı beyitler yazıyor. 'Bir gün farklı bir şey yazdı ve gönlümdeki aşkın iyice coştuğunu ve yandığımı hissettim', diyor. 'Yandım', diye bağırıyor."
"Allah Diyamandi'nin gönlüne bir aşk tohumu atıyor" diyen Yalsızuçanlar, "Hazreti Mevlana, gönlünden çözdüğü bir bağı ona atıyor ve kendisine bağlıyor. Arifler Allah'ın Hay sıfatıyla ebedi sıfatlandığı için, nefislerini Allah'a tasadduk eden insanlar. Mevlana'nın etkisi 6 yüz küsur sene sonra da devam ediyor. Hazreti Mevlana'nın derin öğretisi kendisini yakmış. Bir rüya görür. Rüyasında Hazreti Mevlana'nın başı yana eğik, gözleri kapalı ve ney üflediğini görür, minyatürlerdeki gibi. 'Üflemeyi bitirdi ve derin gözleriyle bana bakarak, (Ayağındaki paslı çiviyi çıkardık artık kendin yürüyebilirsin. Yolun çok uzun ve yalnız yürüyeceksin) dedi' diyor. Bir ömür yanmış Yaman Dede" ifadelerini kullandı.
- "Diyamandi, Mehmet Kadir Keçeoğlu adını alıyor"
Yalsızuçanlar, Diyamandi'nin eğitim yıllarında Arapça ve Farsça'sını çok ilerlettiğini, içindeki hakikat duygusunun büyüyüp güçlendiğini kaydederek, "27 yaşında Tokat'ta Nakşi Şeyhi Ahmet Hilmi Efendi'nin huzurunda Kelime-i Tevhid getiriyor, Müslüman oluyor. Gizli gizli namaz kılmaya, ramazanlarda oruç tutmaya başlıyor ancak, ailesinin Müslüman olduğunu anlamaması için büyük zorluklar çekiyor" dedi.
İstanbul Hukuk Mektebi'ni bitiren Diyamandi'nin 1900'lü yıllarının ilk çeyreğinde, avukatlık ve bilhassa azınlık okullarında Türkçe öğretmenliği yaptığını anlatan Yalsızuçanlar, "Diyamandi Müslüman olduktan sonra Mehmet Kadir Keçeoğlu adını alıyor. 42 yıl sonra Müslüman olduğunu açıklamasıyla Rum Ortodoks cemaatinde muazzam bir tepki oluyor. Ailesi de geriliyor. Patrikhane bir nevi soruşturma başlatıyor, müfettiş gönderiyor. Müfettiş karısından görüş alıyor. Karısına bir Müslüman olmasının ardında bir kadın meselesinin olup olmadığını soruyor. Karısı, 'Birtakım eski kitaplar okuya okuya, sarı kağıtların üzerindeki yazılar kafasını çatlattı' demiş" diye konuştu.
- "Mevlana elindeki o kılıçla başımı gövdemden uçurdu"
Yalsızuçanlar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Mektubunda öğrencisine diyor ki: 'Evladım karım bilse ki Mevlana'yı okuyarak kafam çatlamadı. Mevlana elindeki o kılıçla başımı gövdemden uçurdu'. Daha sonra patrikhane, 'Dinini değiştiren biriyle aynı çatı altında kalamazsınız' diyor. Evini terk etmek zorunda kalıyor. Kızı, babası evini terk ettiği için, uzun süre evlenemiyor. Tırnak içinde 'evde kalıyor' babaya karşı bir öfke birikiyor. Ailesi travma yaşamış. Boşandığı sıralar Bağlarbaşı'nda bir eve yerleşiyor ve bu ev ser-tarik, son Mesnevihan Şefik Can'ın evine çok yakın. Sık sık gelirmiş. Biriyle paylaşmak ihtiyaçtır. Derdi çok derinmiş. Ontolojik bir sorun. Nereden geldim, nereye gidiyorum? Temel ontolojik sorunları yakıcı bir şekilde yaşamış."
Sadık Yalsızuçanlar, Yaman Dede'nin avukatlık mesleğinin yanında Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve kısmen Latince bildiğini söyleyerek, Yüksek İslam Enstitüsü ve İstanbul İmam Hatip Lisesi'nde hocalık yaptığını, çok sayıda öğrenci yetiştirdiğini aktardı.
Yaman Dede'nin kendini gizlemeye çalıştığını, büyük bir entellektüel olduğu halde fazla tanınmamak için basından mümkün olduğunca uzak durduğunu dile getiren Yalsızuçanlar, Yaman Dede'nin ömrüne büyük hizmetler sığdırdığını ve bugünün nesilleri için çok önemli bir örnek kişilik olduğunu sözlerine ekledi.
H Yayınları'ndan çıkan "Diyamandi" isimli roman, Yaman Dede'nin kızına yazdığı mektupların kaynaklık ettiği bir eser özelliği taşıyor.
AA
Kaynak: