Kart, Bakan Davutoğlu’na Almanya’daki ırkçı saldırıları sordu

Kart, Bakan Davutoğlu’na Almanya’daki ırkçı saldırıları sordu

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle Almanya’daki ırkçı saldırıları sordu.

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle Almanya’daki ırkçı saldırıları sordu. Kart, önergesinde şu görüşlere yer verdi:  “Bilindiği gibi, Almanya’da 10 yıl kadar evvel muhtelif tarihlerde vuku bulanırkçı saldırılar sonucunda 9’u Türk olan 10 kişi öldürülmüştür. Uzun yıllar boyunca bu cinayetlerin failleri meçhul kalmıştır. Nihayet, kamuoyunun ve sivil toplumun duyarlılığı sebebiyle, bu cinayetlerle ilgili olarak Almanya’da yargılama sürecinin başladığı bilinmektedir. Yargılama sürecine dayanak teşkil eden soruşturma aşamasında, delillerin karartılmadan toplanıp – toplanmadığı yönünde ciddi kuşkuların bulunduğunu yeri gelmişken ifade ediyoruz.

Türkiye Kamuoyu, doğal olarak bu saldırılara karşı büyük bir tepki göstermiş olup,infial içindedir. Bu olayın fail ve sorumlularının ( Kamu Yönetimi bünyesinde nüfuz suiistimali ve ihmallerinin olup-olmadığının)ortaya çıkartılması zorunluluğu vardır. Zira, maddi gerçeğin ve faillerin ortaya çıkartılması halinde , bundan böyle benzeri olayların önü de kesilmiş ya da asgariye indirilmiş olacaktır.

Bu sebeple, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, davaya ivedi olarak müdahil olmasıgerekmektedir. Ölenlerin , Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı olduğu, Almanya’da 3 milyon civarında vatandaşımızın bulunduğu gözönüne alındığında; Türkiye Cumhuriyetinin, Devlet olarak davaya müdahil olmasını gerektiren sosyal, siyasi ve hukuki sebeplerin varlığı açıktır. Keza, uluslararası hukuk kapsamında, müdahale talebinin pekalaBirleşmiş Milletler ile birlikte ya da aracılığıyla gerçekleştirilmesinin de mümkün olduğu bilinmektedir.

Hal Böyle İken; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin mezkûr ceza dosyasına müdahale talebinde bulunmadığı yönünde bilgiler kamuoyuna yansımış ya da bu yönde tereddütler doğmuştur.

Öte yandan; Deniz Feneri, Milli Görüş ve benzeri davalardan dolayı Alman Hükümetiyle zaman zaman ciddi ihtilaflar yaşayan vesiyaseten zor durumda kalan, bu durumukarartmak isteyen Hükümetin; bazen ticari ödünler yoluyla bazen de siyasi polemikyaparak, Alman Makamlarını bloke ettiğigerçeğinin de bu süreçte gözönüne alınması gerektiği kanısındayız.

Buna göre;

-- Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Almanya’daki mezkûr davaya“müdahil olma” talebinde bulunmuş mudur? Bu yönde bir çalışma yapılmakta mıdır?

--Keza, Birleşmiş Milletler mevzuatı çerçevesinde müdahil olma şartları yönünden gerekli inceleme ve değerlendirme yapılmış mıdır? Yapılmadıysa, bundan böyle yapılacak mıdır?

Irkçı cinayetler için, müdahale talebinde bulunuldu mu?”