Kadına yönelik şiddet devam ediyor

Kadına yönelik şiddet devam ediyor

Avrupa'da karısına şiddet uygulayan bir erkeğe ciddi yaptırımlar söz konusuyken Türkiye'de adeta şiddet uygulaması için tekrar evine gönderiliyor.

Konya'da, bünyesinde kadın ve erkek sığınmaevleri bulunan Şefkat-Der'in Genel Başkanı Bulan, yaptığı açıklamada Türkiye'de şiddet gören kadınların sayısının her geçen gün arttığını ancak bunların güz yüzüne çıkmadığını, resmi rakamlara yansımadığını belirtti.

 

Şiddet görenler arasında eğitimli, zengin ailelere mensup kadınların da azımsanmayacak ölçüde olduğu ifade eden Bulan, ''Şiddet gören birçok öğretmen, doktor ve memur bize telefon açıp içini döküyor. Psikolojik olarak rahatlamaya çalışıyor ama bu insanlar çeşitli nedenlerle polise başvurmuyor'' dedi.

 

Bulan, Türkiye'de şiddet gören kadının aile ve toplumsal baskı nedeniyle polise başvurmaktan çekindiğini belirterek, şöyle konuştu:

''Avrupa'da karısına şiddet uygulayan bir erkeğe ciddi yaptırımlar söz konusuyken Türkiye'de erkek, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılarak adeta şiddet uygulaması için tekrar evine gönderiliyor. Karakola başvuran birçok kadın eşiyle barıştırılarak işlem yapılmadan evine tekrar gönderiliyor. Ailesine durumu iletse 'kadının yeri evi, biz de gençliğimizde dayak yedik' denilerek tekrar kocasının yanına gönderiliyor veya mağdur kadın, komşularının, iş arkadaşlarının kendisini dışlayacağı düşüncesiyle utanıyor ve polise başvuramıyor.''

 

Aile baskısı, toplumsal baskı ve kanunlardaki boşluklar nedeniyle şiddet gören Türk kadınının derdini kimseye söyleyemediğini bildiren Bulan, bu gibi durumlarda şiddet uygulayan kocanın cezasının paraya çevrilebildiğini, ertelenebildiğini veya serbest bırakılabildiğini, bunlara Avrupa ülkelerinde rastlamanın mümkün olmadığını söyledi.

 

Hayrettin Bulan, birçok kadının da fiziksel şiddetten daha ağır bir şiddet türü olan psikolojik şiddete maruz kaldığını öne sürerek, ''Birçok erkek de karısına 'Seni annenin yanına gönderirim', 'Aleme rezil ederim' gibi ifadelerle psikolojik şiddet uyguluyor. Böyle bir şiddete maruz kalan kadının ruh sağlığı bozuluyor. Bu tür şiddet de Türkiye'de ciddi oranlara ulaşmış durumda. Toplumun hemen her kesimde kadına yönelik bu tür şiddet uygulanıyor'' diye konuştu.

 

Bulan, kadına yönelik şiddetin önlenebilmesi için kanunlardaki boşlukların giderilerek caydırıcılığın artırılması, insanların bilinçlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

    

''BAZEN ANLIK ÖFKEYLE UFAK ŞEYLER BÜYÜTÜLEBİLİYOR''-

    

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Hakeri ise Avrupa'da da kadına yönelik şiddetin oldukça fazla olduğunu ancak en küçük bir olayda dahi ağır cezalar uygulandığını söyledi.

 

Türkiye'de ise polisin genelde ağır şiddetin olmadığı durumlarda uzlaştırıcı yola başvurduğunu ifade eden Hakeri, ''Türkiye'de polisin genel eğilimi, iş yükünün ağır olması nedeniyle uzlaştırıcı rolü üstlenerek eşleri barıştırmak. Bu aslında çok da yanlış bir şey değil. Çünkü insanlar bazen bir anlık sinir ve öfkeyle ufak şeyleri büyütüp polise gidebiliyor. Bu anlamda polisin, ağır şiddet içermeyen olaylarda uzlaştırıcı yolu seçmesi, mahkemelerin ve adli mercilerin meşgul edilmemesi adına da doğru bir yaklaşım'' diye konuştu.

 

Hakeri, kanunlar çerçevesinde ağır şiddetin olmadığı durumlarda yargılamaların tutuksuz olarak sürdürülebildiğini kaydederek, bunun sonucunda bazen serbest kalan kocanın evine döndüğünde eşine daha ağır şiddet uygulayabildiğini bildirdi.

AA