Kabakcı, Narsizm’in tedavisi açık adres verdi
AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı, çağımızın en büyük hastalığı olan Narsizm’den insanlığın ancak Hz. Mevlana’nın tevazu ve hoşgörü kimliğine tutunarak kurtulunabileceğini söyledi
AK Parti Konya Milletvekili ve TBMM İdari Amiri Mustafa Kabakcı, gazetemizi ziyaret etti. Yayın Grubu Başkanımız Adem Alemdar ve Yazı İşleri Müdürümüz M. Ali Köseoğlu ile bir süre sohbet eden Kabakcı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı, gündeme dair samimi açıklamalarda bulundu. AK Parti İl Başkan Yardımcısı Serhan Güngör, İl Yönetim Kurulu üyeleri Mehmet Ünüvar ve Serdar Küçük’ün eşlik ettiği Kabakcı, Türkiye'de siyasi, ekonomik ve kültürel değerlerin korunması ve geliştirilmesinde çok önemli eksikliklerin bulunduğuna işaret etti.
ÇAĞIMIZIN EN BÜYÜK PUTU NARSİZM
Çağın en büyük hastalığı olarak nitelendirdiği narsizmden (özseverlik, kişinin kendisine tapması) insanların ancak Mevlana’nın hoşgörü ve tevazusuna tutunarak kurtulabileceğini vurgulayan Kabakcı, “Ben yavaş yavaş insanlığın Narsizm hastalığına doğru yöneldiğini görüyorum. Narsizm, insanların kendilerine tapmaları anlamına geliyor. Çağımızın en büyük putu da Narsizm… Ama her hastalık gibi bunun da bir tedavisi var. Eczanesi Konya, reçetesi de Hz. Mevlana… Ne diyor Mevlana: ‘Ölmeden önce ölmek.’ Bu sözün inceliğini anladığımız zaman ne halde olduğumuzu daha net göreceğiz” dedi.
TAZİYE VE DÜĞÜN EVLERİ NARSİZMİN BİR SONUCUDUR
Narsizm hastalığının siyasilerle sınırlı tutulmaması gerektiğini, toplumun belirli kesimlerinde de sıklıkla görüldüğünü vurgulayan Kabakcı, birbirine ihtiyacı olmayan bir toplum oluşturulmak istendiğini ifade ederek, bunun da bir Narsistlik olduğuna dikkat çekti. Kabakcı, “Bunun en bariz örneği taziye ve düğün evleridir. Evim kirlenmesin diye ne düğün alayı kurulur ne de taziye kabul edilir. Düğünler düğünevlerinde, cenazeler de taziye evlerinde kabul edilir. Birbirine ihtiyaç duymayan nesillerin oluşturulmak istenmesi de bir yerde Narsistliktir” diye konuştu.
LOKANTALARDA İFTAR AÇMIYORUM, YEMEĞİN DE BİR RUHU VAR
Kabakcı, evlerde yapılan ikramların, ruhsuz olarak değerlendirdiği lokanta ikramlarından daha makbul olduğunu dile getirerek cümlelerine şöyle devam etti: Ben Ramazan aylarında yapılan yemek davetlerinin birçoğunu reddediyorum. Çünkü yemeğin de bir ruhu olduğuna inananlardanım. Onu yapan kişinin yemeğe ruh halini yansıttığını düşünürüm. İnsanlar Ramazan aylarında evim kirlenmesin derdine düşerek lokantada yemek ikram ediyorlar. Benim lokantada yemek yemeye ihtiyacım yok. Ben asıl sohbetin ve muhabbetin derdindeyim.
KONYA’YA GELEN İNSANLAR DERTLİ
Konya’ya gelen insanların anlamlı manzaralar görmek istediğini ifade eden Kabakcı, Konya kültürünü ve folklorunu yerinde öğrenmek isteyen yerli ve yabancı turistlere bunu ehil kişilerce aktarmanın formülünü açıkladı. Kabakcı, “Öncelikle insanların Mevlana Hazretleri’ni ticari bir meta olarak görmekten vazgeçmesi gerekiyor. Örnek veriyorum; Mengüç Caddesi’nde yapılan binalardan birisine Seyit Küçükbezirci oturmalı ve insanlara Konya folklorunu anlatmalı. Birisine Nevin Halıcı oturmalı, insanlara Konya’ya has yemekleri anlatmalı. Ali Osman Koçkuzu oradaki evlerden birine oturmalı o da Mesnevi’yi anlatmalı. Bunları ben her platformda anlattım. Yine anlatmaya da devam ediyorum.Konya’ya gelen insanlar dertli. Nefes almak için gelen insanlara anlamlı şeyler göstermeliyiz” ifadelerini kullandı. Memleket.com.tr
