İstiklal Harbi'nde Dergahlar: Altın Çuvalları Efsanesi mi, Acı Gerçekler mi?

İstiklal Harbi'nde Dergahlar: Altın Çuvalları Efsanesi mi, Acı Gerçekler mi?

TYB Konya Şubesi’nin düzenlediği konferansta konuşan Prof. Dr. Hülya Küçük, Milli Mücadele’de tasavvuf ehlinin saklanan tarihi ve stratejik rollerini belgelerle anlattı.

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Konya Şubesi, Karatay Belediyesi’nin katkılarıyla tarihin perde arkasında kalmış çok önemli bir konuyu gündeme taşıdı. Mevlana ve ailesinin Konya’ya geliş yıldönümü vesilesiyle düzenlenen "İstiklal Harbinde Mevleviler ve Bektaşiler" başlıklı konferansta, tasavvuf ehlinin Türk istiklalinin kazanılmasındaki tarihi rolleri masaya yatırıldı. Prof. Dr. Murat Ak’ın düzenlediği programda, Necmettin Erbakan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Küçük çarpıcı açıklamalarda bulundu.

TBMM’nin Kuruluşunda Çelebilerin Stratejik Rolü

Milli Mücadele'nin başlangıcında hareketin tek bir merkezden yönetilmesi adına mebusluk makamının öncelikle din adamlarına verildiğini belirten Prof. Dr. Hülya Küçük, meclis yapısındaki bu ağırlığın stratejik bir hamle olduğunu vurguladı.

Bu doğrultuda Abdülhalim Çelebi ve Ahmet Cemalettin Çelebi başkan vekili seçildi. Abdülhalim Çelebi, 120 mebustan 91'inin oyunu alarak birinci başkan vekili olurken; Bektaşi Çelebisi Ahmet Cemalettin Çelebi 30 oy aldı. Ahmet Cemalettin Çelebi'nin yoğun bir cilt hastalığı nedeniyle evinden çıkamayacak durumda olmasına rağmen, Alevileri sürece dahil etmek ve kontrolü sağlamak amacıyla mecliste tutulduğunu ifade eden Küçük, Abdülhalim Çelebi’nin ise isyanlarda arabuluculuk yaparak çok aktif bir rol oynadığını belirtti.

"Altın Çuvalları" Efsanesine Karşı Yoksulluk Gerçeği

Tarih yazımında sıkça dile getirilen "dergahlardan çıkan altınlar" anlatısının gerçeği yansıtmadığını dile getiren Küçük, belgelerin çok daha dramatik bir tabloyu ortaya koyduğunu söyledi. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Hacı Bektaş ziyaretinde "arabalara yüklenen çuval çuval altınlar" olduğu iddiasını yalanlayan Küçük, şu sözleri kaydetti:

"Çuval çuval altın yoktu, adamlar açlıktan ölüyordu. Hacı Bektaş yakınlarındaki tuz madenindeki haklarını, 'tuz paylarını' bile en küçük oranına kadar istiyor; biriken eski haklarının peşine düşüyorlardı. Dünya Savaşı’ndan yeni çıkılmıştı ve kimsenin maddi yardım yapacak hali yoktu. Dergahlardan asıl istenen maddi destek değil, askeri güç için insan kaynağıydı."

Kadınların Dayanışması ve Mevlevi Dergahlarının Maddi Gücü

İstiklal Harbi yıllarında Mevlevi dergahlarının, Bektaşi tekkelerine kıyasla maddi açıdan biraz daha iyi durumda olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Küçük, bu durumu Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kadınlar Kolu Katibesi Saime Ayoğlu’nun hatıralarıyla örneklendirdi.

Ayoğlu’nun, cemiyet reisi Zekiye Hanım’ın "şeyh hanımı" olması sebebiyle, onun "forsundan ve parasından" faydalanmak için reis yapıldığını bizzat aktardığını belirten Küçük, Mevlevi dergahlarının arka planda mücadelenin finansmanına ciddi katkılar sunduğunu ifade etti.

Velet Çelebi ve Ankara-İstanbul Arasındaki Çizgi

Mevlevi liderlerinden Velet Çelebi’nin Milli Mücadele dönemindeki faaliyetlerine de değinen Küçük, onun 1919'da başlayan mücadeleye rağmen ancak 1921'de Ankara'ya geçebildiğini belirtti. Velet Çelebi'nin cephe veya savaş organizasyonlarından ziyade akademik sahada kaldığını söyleyen Küçük, meclis özgeçmişinde kendisini "Türk dili uzmanı" olarak tanımlayan Çelebi’nin daha sonra devletleşme sürecindeki Türkçe komisyonlarında görev aldığını hatırlattı. Küçük, aynı sınıftan olan Bektaşi Sami Rıfat'ın ise hem dil çalışmalarında bulunup hem de mitinglerde halkı savaşa çağıran ateşli konuşmalar yaptığına dikkat çekerek aradaki çizgi farkını ortaya koydu.

İstanbul Bektaşileri ve "150’likler" Tartışması

Milli Mücadele döneminde tüm grupların aynı çizgide buluşmadığını belirten Prof. Dr. Hülya Küçük, İstanbul merkezli bazı Bektaşilerin Hürriyet ve İtilaf Fırkası taraftarı olduğunu ifade etti. Özellikle Kiraz Hamdi gibi isimlerin kurduğu "Tarikat-ı Salahiye" gibi yapıların Milli Mücadele aleyhine çalıştığını ve bu gruptan bazı isimlerin vatan hainliği gerekçesiyle "150’likler" listesine girerek sınır dışı edildiğini belirtti. Mevleviler arasından da bu listeye girenler olduğunu söyleyen Küçük, dönemin tarafgir yapısı nedeniyle Fahrettin Erdoğan veya Hüsamettin Ertürk’ün anılarına ve Bektaşi kaynaklarındaki bilgilere ihtiyatla yaklaşılması gerektiğinin altını çizdi.

Program, Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Temizel'in, Prof. Dr. Hülya Küçük'e Katılım Beratı takdim etmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.