Instagrama Bakarken Ben!

Meşhur fotoğraf paylaşma uygulamasını biliyorsunuz hani şu yemekleri bozmadan fotoğraflayıp sonra da takipçilerimizle paylaştığımız yer.

Evet tabii ki, Instagram!

Kafayı sosyal medyayla bozmuş falan değilim. Kafayı sosyal medyayla bozan, yemeğe oturunca beslemeyi unutup fotoğraf çeken adamdır benim gözümde.Hayır, tabii ki ye iç, ama mutfak atölyesine çevirme be o sayfayı!

Ne zaman o mecraya girsem çok acayip hayatların fotoğraflarını görüyorum. “Bunlarınki hayatsa bizim yaşadığımız ne?” sorusunu soruyorum sonra kendime. Adam 52. katta havuzu var yüzüyor mesela, bizim memlekette 52 katlı bina yok. Gülme işte, öyle.

Biz elektrikler gitti diye apartmanın karanlığında, anahtarı bulup kapımızı açmaya çalışırken, kadının biri evindeki jeneratörünün fotoğrafını çekiyor arkadaşlarını telefon şarj etmeye davet ediyor. Biz hala doğru anahtarı arıyoruz falan o sıra!

Birisi bir gün Dubai’de bir gün İtalya’da bir gün Van’da ettiği kahvaltıdan fotoğraf paylaşırken biz de o fotoğraflara bakıp hayatımızda hiç göremediğimiz ve muhtemelen de göremeyeceğimiz sofralara “Bu nasıl bir yaşam tarzı?”deyip bu soruya cevap arıyoruz.

Birileri ‘Aşk ile Yaparken’ işlerini boğazda kahve içerken poz verirken, birileri de ancak bir AVM’nin asansör aynasında “Nasıl bakarsan bak aşk ile bak” pozu verebiliyor ancak. Güldün ama gülme! Gerçeklerin acı tarafı ağır basar çünkü. Bu arada oynadığım bir reklamdan milyarlar kazansaydım ben de ne yaparsam yapayım aşk ile yapardım. Ancak bir ayı zor kaparken ne yaparsam yapayım aşk ile yapamıyorum işte ne yaparsın?

Gözleri fal taşı gibi açılmış, önündeki camdan dışarı kafasını uzatmış bir kedi fotoğrafı görürseniz altına benim için “Instagrama Bakarken Ben!” yazabilir misiniz? Memnun olurum. Bir gün insanların bizimkinden çok daha farklı hayatlarını görürken hayretlerimi bir yerlerde unutmaktan korkuyorum. Enteresan ve sanırım sıradan vatandaşlar için her zaman ulaşılmaz hayatlar olarak kalacaklar. Ya da sadece bir fotoğraf karesinden ibaret olacaklar!

“Sende hep kendinden iyisini düşünüyorsun” diyenler olabilir içimizde. Kendimizden aşağıyı da düşünüp halimize elbette şükür ediyoruz. İşin kötüsü birileri açken birilerinin hatunlarla köpük banyosu yapmasına hiçbir şey yapamıyor oluşumuz.

Birileri ölürken, birilerinin dünyanın ‘cennetin fragmanı’ gibi olan mekânlarında tatil yapıyor olmaları… Hani ne bileyim… Denecek bir şey bulunamıyor.

Köy okulları, çatıları tamir edilen huzur evleri, dağ başına giden fedakâr öğretmenler… Oralarda arada sırada bunları da hatırlatan birilerinin var olması güzel.

Sanırım dünyanın düzeni hiçbir zaman değişmeyecek. Birileri fotoğraflarını paylaşacak birileri de hiç sahip olamayacağı şeylere bakıp şaşım şaşım şaşıracak. Birileri de o fotoğrafları hiç göremeyecek. Çünkü bir gün içinde sadece içtiği çamurlu su olduğundan, yakın bir tarihte öleceğini bilecek ve o günü bekleyecek.

Velhasıl bu karmaşa ancak ölünce çözülecek. Ve daha çok söz söylenecek hiçbir işe yaramayan…

Memleket 12 yaşında!

Bir yılı aşkındır bünyesinde kalem oynattığımız, etkinliklerine dâhil olduğumuz Memleket Gazetesi 12. yılını kutluyor. Doğru habercilik ve çarpıcı röportajlarıyla her zaman bir adım önde olan Memleket, uzun yıllar yayın hayatına devam edip Konya’ya, Konyalıya kaliteyi sunacaktır.

Kaliteli yazarlarıyla, yaptıkları haberlerle Konya’nın nabzını tutan gazete daha çok uzun yıllar yayın hayatına sürdüreceğe benzer. Başta Memleket Ailesi olmak üzere tüm okurların ve takipçilerinin yeni yaşını kutluyorum. Doğru çizgide, dürüst ve ahlaklı yayınlarıyla daha nice 12’lere… 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.