İHL'ler kızlarımızı korur mu?

İHL'ler kızlarımızı korur mu?

Aileler, kızları için neden son yıllarda imam hatip liselerini tercih etmeye başladı?

Ahlak ve kızlarımız

 

Serdar Turgut - Akşam

 

Kızlarını bir şekilde okutmak isteyen ama onları doğal olarak korumak isteyen aileler, son yıllarda imam hatip liselerini tercih etmeye başladılar.

 

Türbanın önüne çıkan engellerin bir bir yıkılması, bu kararın aileler tarafından verilmesini kolaylaştırdı sanıyoruz

 

İmam hatip okullarındaki öğrenci sayısında yükseliş ve bu sayı içinde kız öğrenci oranındaki artış hızı (kısa sürede yüzde 30’dan yüzde 60’a) bize sürpriz gelmedi.

 

Bu haber, bir süredir değinmek istediğimiz önemli bir konuyu gündeme getirme vesilesi oldu.

 

Türkiye’de ‘ahlak’ kavramını kızların örtünmesiyle bağlantılı gören ve örtünmeyen kızları ‘ahlaksız’ gibi göstermeye çalışan bir zihniyetin var olduğu gerçek.

 

Hayatımızın magazinleşmesi, iletişim organlarında çıkan haber ve resimlerin katkısıyla da güçlendirilen bu söylem, topluma örtünmeyen kızların ‘ahlaksız’ olmaya daha yakın durduğu fikrini yaydı.

 

Kızlarını bir şekilde okutmak isteyen ama onları doğal olarak korumak da isteyen aileler, son yıllarda imam hatip liselerini tercih etmeye başladılar.

 

Seküler toplumun türbanın önüne çıkardığı engellerin bir bir yıkılması, bu kararın aileler tarafından verilmesini kolaylaştırdı sanıyoruz.

 

‘Ahlak’ın ne olduğu, nasıl anlaşılması üzerine bu toplumda fazla kafa yorulmadığı bir gerçek. Biz bu işin felsefi boyutlarını düşünmeye hiç gerek duymadık. Böylece imam hatip okullarını ‘ahlak’ ile özdeşleştiren yaklaşımları çok kolayca yapılabiliyoruz.

 

Bu yaklaşımın cahilce olması ve tehlikeli hale gelmesi, dışladıkları kitleler ile alakalı.

 

Bu görüşte olanlar, normal okullara giden öğrencileri ‘potansiyel ahlaksızlık’ ile suçlamak gibi büyük bir haksızlığın ve evet; bir hakaretin içindeler.

 

Konuyla bağlantılı bir örnek vermek istiyorum. Çok önemli bir işadamı arkadaşım, İstanbul’da çok önemli bir okulun kurucusu ve destekçisi. Kendisi her yıl özellikle fakir kız öğrencilere hiçbir karşılık beklemeden burs veriyor. Şimdi çok zengin ama eskiden fakir bir ailenin çocuğuyken, şimdi katkıda bulunduğu eğitim kurumu onu bursla okutmuş. O da manevi borcunu burslar vererek ödemek istiyormuş. Yani ortada sadece vicdani bir mesele var; o kadar... Verilen burs da mükemmel: Doğu illerimizde çok fakir olan aileler seçiliyor, çocuklarına liseyi bitirinceye kadar burs imkanı açılıyor. Bu insanlar o kadar fakirler ki; sofralarına yiyecek koymakta bile zorlanıyorlar. Birden önlerine çocuklarını kurtarabilmek için büyük fırsat geliyor. İşte bu sistem bir süre öncesine kadar pürüzsüz işliyormuş. Ben de gittim ve burslu okuyan öğrencileri gördüm. Hepsi de maşallah çiçek gibilerdi. Ama son zamanlarda aileler burs teklifini reddetmeye başlamışlar.

 

Düşünsenize; size böyle bir teklif geliyor ve ‘istemeyiz’ diyorsunuz. Arkadaşım nedenleri araştırmış, aileler İstanbul’daki bu okula çocuklarını ‘Din eğitimi yok’ diye göndermiyorlarmış.

 

Bu gerekçe beni son derece üzdü. Dünya standartlarında eğitim veren bir okulda okuyup ve belki de hayatını kurtarma şansını çocuğunuza tanımak yerine ‘Din eğitimi yok’ gerekçesiyle bunu reddetmek bana inanılmaz geliyor. Bunun dindarlıkla filan alakası yok. Bu geleceğin gençlerine yapılmış aktif bir kötülüktür, o kadar...

 

Bu neden oluyor? İmam hatiplerde kız öğrenci sayısında patlama neden oluyorsa bu da o nedenden oluyor. ‘Ahlak’ı din ile özdeşleştirirseniz bu yanlışı yaparsınız. ‘Ahlak’ kavramı sadece dinden ibaret değildir. Çok daha geniş bir tanımı olması gerekir. Çok dindar olduğu halde çeşitli ahlaksızlıklr yapabilen insanlar da vardır, din ile hiç alakası olmadan ahlaklı yaşam sürdüren insanlar da.

 

Ancak sizler indirgeyici ve dolayısıyla bazılarını dışlayıcı tanımlar yapmaya başlarsanız, toplumda anomaliler çıkmaya başlar, huzursuzluk yaşanır.

 

Sonuç itibarıyla; imam hatiplerde kız öğrenci sayısındaki artış tek başına karşı çıkılacak bir şey değildir. Aksine biz bunu olumlu buluyoruz. Kız çocukları okula gitsin de hangi okul olursa olsun, bizim için fark etmiyor. Dahası, dinini öğrenmek her vatandaş için gereklidir. Çünkü öğrenirlerse, ileride dini inançları sömürerek siyaset yapmaya çalışanları hemen tanıyıp afişe etmek gücüne sahip olabilirler.

 

Ancak ‘ahlaklı toplum’ yaratmak kimsenin tekeline bırakılacak iş değildir. ‘Ahlak’ı tek bir göstergeye dayayıp adımlar atmak, bir toplumu içten içe kemiren bir hastalık haline gelebilir.

 

Bu konularda diyaloğa, konuşmaya ve biraz da felsefe okumaya ihtiyacımız var. Teolojiyi de öğrenelim Nietzsche’yi de... İkisini bir arada yapabilen insanlar oldukça da belki ‘ahlak’ tanımını yapmaya girişebiliriz.

 

Başka okulları ahlaksızlığa açık olarak niteleyip çocuklarını imam hatipe gönderen insanlar, ne yazık ki şu aşamada bu bilgi birilkiminden yoksunlar.

 

Gelin siz bizim çocuklarımıza ve ailelerimize hakaret etmekten vazgeçin de konuşalım olur mu?