İçinizdeki LAİKLİK canavarını durdurun
Değiştirilmesi teklif dahi edilemeyenlerin tartışılmasına da gerek yokmuş.
“Yıkım müteahhitleri...”
“Sivil dikta hazırlığı...”
“AKP’nin arka bahçesi...”
“Laik cumhuriyeti çürütme çabalarına katkı...”
“Darbeci Kenan Evren’in aziz dostu İhsan Doğramacı’nın oğlunun organizasyonu...”
Duyan Ergenekon çetesi yakalandı sanır yeminle.
Peki, aslında ne olmuş?
Ankara’da uluslararası bir hukuk sempozyumu yapılmış.
Konusu, “Anayasalardaki Değiştirilemez İlkeler”.
Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Alman Uluslararası Hukuki İşbirliği Vakfı ile birlikte düzenlemiş. Her iki ülkeden hukukçular konuyu tartışmış, bildiriler sunmuşlar.
Konuşmacılar arasında Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ile yüksek mahkemenin raportörü Doç. Dr. Osman Can da var.
Anayasa konusunda bilimsel bir sempozyumda hukukçular tartıştı diye, basındaki kimi köşelerde infial var günlerdir.
Hem Kılıç ve Can, hem de organizasyonu yapan üniversite ile Alman vakfı yukarıda sıraladığım ifadelerle adeta linç ediliyor.
Çünkü onlara göre, anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen maddelerinin, tartışılması da teklif dahi edilemez.
Mantık basit: Madem değiştirilmesi teklif dahi edilemez, o zaman tartışılmasına da gerek yok.
Velev ki tartıştın Cumhuriyet düşmanısın, AKP’nin adamısın, rejimi yıkım müteahhitliğine soyunmuşsun.
Anlaşılan o ki, Haşim Kılıç sempozyumun ilk gününde, anayasalardaki değiştirilemez ilkeler tartışmasını Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş yıldönümünde konu olarak seçmeyi düşündüğünü belirtip, “ancak bu konuda ne kadar cesaretli olabilirim, biraz endişeliyim,” derken yerden göğe kadar haklıymış.
* * *
Sempozyumun düzenleyicilerinden Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin dekanı Prof. Dr. Osman Gürzumar günlerdir, basında yer alan bazı haber ve köşe yazılarını düzeltmek için uğraş veriyor, açıklamalar yolluyor. Çünkü, “niyet okuma” metoduyla yapılan eleştirilerde ciddi hatalar ve bilgi yanlışları var.
“Niyet okuma” metodunu kullanan isimlerden Oktay Ekşi dün (13 kasım) Hürriyet’teki köşesinde bakın ne diyordu: “Sempozyuma katılan bir kısım ‘sunucu’ların asıl derdi sırf ‘bilimsel bir görüş alışverişi’ olsa mesele yoktu. Oysa hepimiz biliyoruz ki, maksat ‘üzüm yemek’ yani çağımızın Anayasa hukuku sorunlarını görüşmek ve bundan bilimsel sonuçlar üretmek değil, düpedüz ‘bağcıyı dövmek’...”
İnsanın içinden, “hepimiz nereden biliyoruz” demek geliyor ama nafile...
Çünkü Ekşi kristal küresine bakmış bir kere. Ona göre, bu sempozyum anayasanın değişmez ilkelerine zemin hazırlamak için düzenlenmiş, buna uygun isimlerin konuşmacı olarak çağırıldığı, çıkacak sonucun baştan belli olduğu bir organizasyon.
Oysa Bilkent Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gürzumar’ın açıklamasında Ekşi’yi ve onun gibi düşünen köşe yazarlarını mahcup edecek satırlar mevcut, okuyalım:
“Toplantıya katılan Alman bilim adamlarının tamamı, birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Federal Alman Anayasası’nda da değiştirilemez ilkelerin yer aldığını ve bu ilkelerin gerekli ve yararlı olduğunu vurgulamış ve bu ilkelerin demokratik rejim ile çelişki içinde bulunmayıp, aksine bu rejimi korumak için kabul edildiğini açıkça dile getirmişlerdir. Yazılı ve görsel basında, söz konusu Alman bilim adamlarından Prof. Dr. Winfried Hassemer’in anayasalarda yer alan değiştirilemez ilkelerin ‘demokratik rejime aykırı olduğu’nu söylediği ifade olunmaktadır. Toplantıya katılan bütün konuşmacı ve davetlilerin teyit edeceği üzere Prof. Hassemer’e atfedilen bu ifadeler tamamıyla gerçeğe aykırıdır. (...) Toplantıya konuşmacı olarak katılan Türk bilim adamları arasında, anayasa değiştirilirken T.C. Anayasası’nda yer alan değiştirilemez ilkelere de dokunulmasının kaçınılmaz olduğunu, yoruma açık kavramların T.C. Anayasası’nda yer alan değiştirilemez ilkeler kapsamına alınmasının yanlış olduğunu savunanlar olduğu gibi; bir bildiride de bu görüşlerin tam aksi açık ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde dile getirilmiştir. Ayrıca tartışmalar sırasında salondaki bilim adamları ve diğer dinleyiciler, anayasada yer alan değiştirilemez nitelikteki ilkelerin mevcudiyetini savunan değerlendirmeler yapmışlardır. Sempozyum sonunda ortaya çıkan ağırlıklı görüş, değiştirilemez ilkelerin demokratik rejimle çelişmediği ve bunların gerekli olduğu yolundadır.”
* * *
Demek ki neymiş?
Toplantıya katılan Alman hukukçular, değiştirilemez ilkeleri savunmuşlar.
Türk hukukçulardan bazıları karşı fikir de dile getirmekle birlikte, toplantıdan çıkan ağırlıklı görüş “değiştirilemez ilkelerin demokrasiyle çelişmediği ve gerekli olduğu” yönünde olmuş.
Demek ki ne yapmayacakmışız?
Kendi aramızda konuşmayacakmışız. Bir telefon ederek öğrenebileceğimiz bilgileri almayıp, insanları linç etmeyecekmişiz.
Demek ki ne yapacakmışız?
İçimizdeki laiklik canavarını durduracakmışız!