Huzurevleri de kapansın, yuvalar da...

Huzurevleri de kapansın, yuvalar da...

Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Paslı, Memleket Yazı İşleri Müdürü Köseoğlu’nun yazısına katkıda bulundu.

Sosyal Hizmetler İl Müdür Yardımcısı Cemil Paslı, Memleket Yazı İşleri Müdürü M. Ali Köseoğlu’nun önceki gün kaleme aldığı “Keşke bütün huzurevlerini kapatabilsek” başlıklı yazısına cevabi katkıda bulundu. Paslı, M. Ali Köseoğlu’na gönderdiği mektupta, “Sadece Huzurevlerini değil, Çocuk Yuvalarını, Yetiştirme Yurtlarını ve Yatılı Özürlüler Rehabilitasyon Merkezlerini de kapatabilsek” diyor. İşte Cemil Paslı’nın düşünceleri…

 

HUZUREVLERİNİ KAPATMAK, ÇOK GÜZEL BİR DİLEK AMA…

 

Çok kıymetli arkadaşım M. Ali Köseoğlu’nun “Keşke bütün huzurevlerini kapatabilsek” başlıklı yazısını okudum. Bu dileğe, temenniye katılmamak mümkün değil. Sadece Huzurevlerini değil, Çocuk Yuvalarını, Yetiştirme Yurtlarını ve Yatılı Özürlüler Rehabilitasyon Merkezlerini de kapatabilsek ama…

Yüce Allah dünyayı imtihan salonu olarak yaratmış ve burada hangi kulunun daha güzel, en güzel davranışı (Kuranı Kerim,67/2)   yapacağını görmek istiyor. Bu derin hikmetin gereği olarak hayırla şerri, iyiyle kötüyü ikisini de yaratıyor. Biz insanlardan kalbimizi, aklımızı, vicdanımızı ve bize verilen bütün kabiliyetleri kullanarak hayrı, doğruyu, iyiyi seçmemizi ve yapmamızı istiyor.

Babamız Âdem’in ilk oğullarından Kabil’le başlayan bir tarihi süreç var. Tüm insanlık boyunca Habillere düşen Kabillerin zulmünden, yanlışlarından, kötülüklerinden insanlığı korumak, muhafaza etmek olmuştur. Yüce Allah’ın istediği de budur. İmtihanın gereği de budur. Yüce Allah isteseydi tüm insanları melek gibi yapardı. Ama o zaman insanın yaratılmasına gerek olmaz çünkü melekler zaten vardı.

 

İşte bizim yatılı olarak hizmet verdiğimiz sosyal hizmet kuruluşları insanlığın bu kadim gerçeğinin ürünü. Biz milyarlarca kez dilek tutsak, gece gündüz durmadan dua etsek bazı gerçekleri, bazı hikmetleri değiştiremeyiz.

Hakikat şehrine yolcu değilsen,

Ne yolcuyu eyle ne yolu incit

Eğer çekemezsen gülün nazını

Ne dikene dokun ne gülü incit.

 

O halde bize düşen nedir? En güzeli, en doğruyu, en mükemmeli isteyeceğiz, dua edeceğiz. Ama realiteyi, gerçeği de göreceğiz. Bu gün yukarıda saydığımız Yatılı Sosyal Hizmet kuruluşları ülkemizin bir gerçeği.

Biz sosyal hizmetler çalışanları bütün gücümüzle bu kuruluşlarda kalanların sayılarının azaltılmasına çalışıyoruz. Çocuk Yuvamızın kapasitesini 180 den 110 a düşürdük. Sadece ekonomik gerekçe ile gelen hiçbir çocuğu veya genci yurt ve yuvamıza almıyoruz, ailesinin yanında destekliyoruz. Yine kendi öz bakımını yapamayan ağır özürlülerimize net asgari ücret tutarında maaş bağlıyoruz. "Yaşlı Bakım Ücreti” çalışması yakında hizmete girecek.

 “Koruyucu ve Önleyici Sosyal Hizmetler” asıl önceliğimiz. Yani insanımızın dezavantajlı duruma düşmesini engellemek için Aile Danışma Merkezi, Çocuk Gençlik Merkezi, Toplum Merkezi gibi kuruluşlarla çalışıyoruz. Diğer ilgili resmi ve sivil toplum kuruluşlarıyla koordineli halde çalışıyoruz.

Memleket Gazetemizde yayınlandı. “İnsanız. Ya yaşlanacağız. Ya da…”  başlıklı yazımda bir çağrıda bulunmuştum. Merhum Necip Fazıl Kısakürek üstadın dediği gibi ellerimi iki yana açarak “Ey ahali, ey halkım, ey milletim, ey gençler orta yaşlılar: Kimse genç ölmek istemiyor. Dolayısıyla yaşlanmak, yaşlı olmak istiyor. O halde lütfen yaşlandığımızda insanların bize nasıl davranmasını istiyorsak biz de yaşlılarımıza öyle davranalım. Çocuklarımıza gösterdiğimiz ilgi, alaka, şefkati onlardan esirgemeyelim. Çocuklarımıza evimizde ayırdığımız “Çocuk Odası” gibi özel mekânı yaşlılarımıza uyarlayarak onlar için de “Yaşlı Odası” oluşturalım. Hatta gazetemiz benim yazımı “Evlerde Neden Yaşlı Odası Yok?” şeklinde yayınlamıştı. Kısaca yaşlıyı bütün imkân ve gücümüzü kullanarak “insanın küçük bir cenneti” olan ve yeri hiçbir şeyle doldurulamayacak olan aile sıcaklığından koparmamaya çalışalım.

 

Huzurevlerine gelince… Konyamızdaki huzurevimiz bildiğimiz anlamda huzurevi değil. Bizim “Yaşlı Bakım Rehabilitasyon Merkezi” dediğimiz daha çok ağır ve yatalak yaşlılara hizmet eden ve tüm Türkiye’ye hitap eden bir kuruluş. Türkiye’nin en büyük YBRM.

Özellikle Rehabilitasyon Merkezinde yaşlısı olan yaşlı yakınları ve bize düşen se: Burayı Hastanenin Geriatri servisi gibi görmek. Yani buralara Hastane mantığı ile bakmak. Nasıl siz hastanede bir yakınınız olunca en az haftada bir çiçeğiniz hediyenizi alır onu ziyaret edersiniz, hafta sonları izin alıp eve götürürsünüz zira bu da tedavinin bir parçasıdır. Lütfen huzurevindeki yaşlılarımızı da böyle değerlendirelim. Huzurevlerini bilgisayarlardaki “geri dönüşüm kutusu” gibi görmeyelim. Onlar bizim geleceğimiz, onlar bizim geçmişimiz, onlar bizim her şeyimiz. Yüce Allah “Yaşlı bir insan elini kaldırırda benden bir istekte bulunursa onu geri çevirmekten hayâ ederim” diyor. Bir de bu yaşlı kimsesiz olursa onun yâri, yaranı, hamisi bizzat Allah’tır.

 

 

M. Ali Köseoğlu’nun ilgili yazısı