Hürriyet yazarları yine hazımsız
Hükümet'in hazırlattığı Yeni Anayasa bildik adamların kuyruklarına basıyor...
HÜRRİYET YAZARLARI ÇILDIRMIŞ GİBİ...
“Cumhuriyet’in talihsizliği” yazısında Tufan Türenç AK Parti iktidarının Yeni Anayasa ile özgürlükleri tamamen budayacağını yazdı: “Türkiye’de karşı karşıya olduğumuz tablo siyasi İslam’ı çağrıştırıyor. Başörtüsü siyasi bir simgedir... AKP’nin yeniden iktidara gelmesini ve İslamcı Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmasını kaygıyla izliyoruz... Erdoğan kuşku uyandıran bazı politikalara imza attı. Bunlara örnek göstermek gerekirse AKP’li belediyelerin son zamanlarda yaygınlaşan içki yasağı uygulama girişimleri ve AİHM’deki türban davaları...
Eğer yeni bir düzenlemede (Anayasa değişikliği) genç kızların başörtüsü ile üniversitelere gitmesinin önü açılırsa başörtüsü takmayanların sosyal baskı ile karşılaşacağından endişeliyiz...
Dini inançların kamusal alanda bir baskı unsuru haline getirilmemesi için Türkiye’deki süreci yakından takip edeceğiz... Türkiye’de özgürlükler adım adım, yavaş yavaş budanıyor...”
“Helal anayasa...” başlık yazısında Yeni Anayasa’yla AK Parti’nin devleti tamamen elegeçireceğini yazan Bekir Coşkun medyada muhalefetin izinin kalmadığını savundu:
“Sıra geldi kendi anayasalarını yapmaya. Yeni anayasada gizli ya da açık:
- Anayasa Mahkemesi’nin çoğunluğu iktidara geçiyor, böylece anayasanın özündeki devrim yasalarına aykırılık gibi bir engel kalmıyor.
- Laikliğin tarifi (elbette kendi malum kafalarına göre) yeniden yapılıyor.
- Türban serbestleştiriliyor.
- MGK’nın işlevi ve etkisi azaltılıyor.
- Yargının bağımsızlığı budanıyor.
- YÖK iktidara bağlanıyor.
- İrtica-gericilik-tarikat-marikat nedeniyle ordudan atılanlara geri dönme kapısı açılıyor.
Ve hepimiz biliyoruz ki; amaçlarına doğru bir adım daha atıp kendi helal anayasalarını yapıyorlar. Peki buna kim engel olacak? Bu pısmış-sinmiş muhalefet mi? Her devrin adamı kesilen bu yazarlar-çizerler, bu aydınlar mı? Her fırsatta irticadan ve laikliğin tehdit altında olduğundan söz edip ortalığı ayağa kaldıran, ama Abdullah Gül cumhurbaşkanı olunca selama duran laik cumhuriyetin bekçileri(!) mi?
Bu medya mı? Yeni Cumhurbaşkanı’nın kendilerini uçağa doldurup dünyayı gezdirmesini bekleyen patronlar mı? Ya da; kendisini yalnız ve aldatılmış hisseden, ülkesinin sürüklendiği karanlığa gönlü razı olmayan, ama çaresiz-küskün insanlar mı? Kim engel olacak AKP’nin kendi anayasasını yapmasına?”
“Halkın değil AKP’nin anayasası” başlık yazısında ise Mehmet Yılmaz şu satırlara yer verdi:
“Zorlananlar olabilir diye "askeri anayasa"nın (bugünkü sivil diye tanımlanıyorsa, önceki de askeri diye tanımlanabilir sanırım) hazırlanma sürecini hatırlatayım.
Bilim adamlarından oluşan bir grubun yazdığı Anayasa’ya Danışma Meclisi son şeklini verdi ve Milli Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan Anayasa halkoyuna sunularak kabul edildi.
Ne kimse açıkça görüşünü beyan edebildi, ne de beyan edilen görüşleri dikkate alıp, bu görüşleri Anayasa’ya taşıma endişesi vardı.
Tıpkı bugünkü gibi bir süreçti yani. "Sivil anayasa"yı da bilim adamlarından oluşan bir grup hazırladı, AKP’nin yetkili bir kurulu üzerinde gerekli düzeltmeleri yaptı, TBMM’de kabul edilecek ve halkoyuna sunulacak.
Toplumun ne istediği, sivil kuruluşların ne düşündüğü, başka siyasi eğilimlerin görüşleri dinlenmedi, anayasa metni üzerinde geniş katılımlı bir uzlaşma aranmadı.
Şimdi o "askeri anayasa" ise bu nasıl "sivil anayasa" olabiliyor, bunu anlayabilmek mümkün değil. Bu taslağın tek bir adı var: AKP’nin anayasa teklifi.
Yarın TBMM’de kabul edilmesi ve ardından halkın yüzde 50.01’inin evet demesiyle yürürlüğe girecek bir anayasadan söz ediyoruz. Daha mı özgürlükçü? Hayır, değil.
Türkiye’deki anayasa tartışmalarına bir son mu verecek? Hayır, böyle bir şey olmayacak.
Çünkü bu anayasa da tıpkı kendisinden önceki gibi toplumun geniş kesimlerinin katılımıyla yapılmadı. Türkiye, böylece TBMM’de yeterli çoğunluğu bulanın kendi kafasına göre bir anayasa yaptıracağı döneme girmiş olacak. Bunun kimseye hayrının dokunmayacağını bilmiyorum söylemeye gerek var mı?” Tutanak-Memleket