Hürriyet ERGENEKON haberi yapamıyor!
“Ergenekon'u yazmıyor” diye tarizlere o muhatap ve bugün gerçekten de susuyor.
Taha Kıvanç / Yeni Şafak
Çıplak gerçek
İnsan takdir edilmeyi bekler. Hiç kimsenin aklına gelmemiş bir keşifte bulunayım da siz beni görün, “Evrake, evrake” diye sokaklara dökülmez miyim? Bir şeyi herkesten evvel buraya yazayım da, “İlk ben yazmıştım” demeyeyim?
Ne hikmetse, “Bâbıâli'nin amiral gemisi” diye bilinen gazete öyle değil. Geminin kaptanı, yazı işleri sorumluları, muhabiri, “Hakkımız yeniyor, Ergenekon konusunu sonradan ortaya çıkan biçimiyle ilk biz yazmıştık; hem de tek tek isim vererek...” diye ortaya atılmıyor. Hürriyet takdire şayan bir habercilik yapmıştı oysa...
'Ergenekon' diye bilinen operasyon 2007 yılının ortalarında başladı. Ümraniye'de bir evde bulunan el bombalarının gösterdiği istikamete doğru yol alan devlet görevlileri farklı bir yapılanmanın farkına vardılar. İlk gözaltına almalar, yanılmıyorsam, Haziran ayı (2007) içerisinde oldu. Muzaffer Tekin ve arkadaşlarıyla ilgili operasyona 'Ergenekon' deniliyor; bu olaya adı karışan 40 kadar kişi cezaevinde bulunuyor.
Şimdilerde, “Neden Ergenekon'u yazmıyor?” diye tarizde bulunulan gazete ise, bu olayı, vukuundan bir yıl önce, hem de tutuklanacak isimleri o zaman vererek, okurlarına sunmuştu. İster inanın, ister inanmayın, çıplak gerçek bu...
Hayır, “Her şeyi bilen adam” konumundan şikâyetçi değilim, ama bu olayla ilgili adımın 'her şeyi bilen adam' olarak ortaya atılması Hürriyet'e ve muhabir Toygun Atilla'ya büyük haksızlık... Benimle ilgili “Gözaltına alınacak dediği kişiler savcılar tarafından alınıyor” uydurma haberi doğru değil; 'hedef gösterdiğim' iddia edilenlerin hepsi hâlâ ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşıyorlar.
İddia benim üzerimde kaldığı halde 'Ergenekon-Toto'da tek bir isim bile tutturabilmiş değilim ben...
Oysa Hürriyet, öyle mi? Bir yıl öncesinden verdiği isimler önce gözaltına alındı, sonra da tutuklandı, mahkemeye çıkarılmayı bekliyor... Hürriyet totoda 13 bildi, altılı ganyanı tutturdu, İddaada başarılı, milli piyangoda büyük ikramiye de ona ait...
Ancak, “Ergenekon'u yazmıyor” diye tarizlere o muhatap ve bugün gerçekten de susuyor. Sanki bir yıl önce olacağı o yazmamış da ben yazmışım gibi; bu da bana herkesi aldattığım hissini veriyor.
Bakın 24 Mayıs 2006 tarihinde, yani Ergenekon operasyonu başlamadan (Haziran 2007) bir yıl önce, Hürriyet, “Ergenekon yapılanması” başlığı altında kimlerin isimlerini vermiş: Muzaffer Tekin, Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz, Sevgi Erenerol... Haberde isim ve soyadının baş harfleriyle yansıtılan bir kişi daha var. Okuyalım: “Saldırıların ardında olduğu iddia edilen ve çeteyle bağları araştırılan emekli paşanın ise D.S. olduğu öne sürüldü.” Gözaltına alınanların listesine baktım, ismi 'D', soyadı 'S' ile başlayan bir emekli paşa yok...
Zaten haberde, devletin güvenlik yetkililerinin bu yapılanmayı görüştüğü bilgisini şu not izliyor: “Ancak Emniyet'teki üst düzey yetkililerin, deliller oluşmadan paşa hakkında işlem yapmanın yanlış olduğunu söylediği iddia edildi.”
Hürriyet haberinin nasıl titizlikle kaleme alındığını göstermek için son bölümünü de buraya yansıtayım: “Küçük nerede, Tekin orada / ESKİ Yüzbaşı Muzaffer Tekin'in, 'Susurluk skandalında' adı geçen emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile birçok yerde bir araya geldiği belirlendi. Tekin ile Küçük, 3 Nisan 2006 tarihinde Beyoğlu'nda düzenlenen 'Türk Ordusu'na destek' yürüyüşünde de kameralar tarafından görüntülendi. Türkiye Sivil Toplum Kuruluşları Birliği üyelerinin Galatasaray Meydanı'nda yaptığı yürüyüş sırasında Tekin, Küçük'ün elini öperken de fotoğraflara yansıdı.”
Durum bu arkadaşlar: Ergenekon olayını, daha ortada fol yok yumurta yokken, adı henüz konulmamışken, bir yıl önceden bildirmenin şerefi Hürriyet gazetesine aittir...
İyi de, aynı Hürriyet gazetesi, bugünlerde sanki böyle bir konu yokmuş gibi davranmıyor mu? Bırakın öyle 'D. S.' gibi rümuzlarla 'paşa' olduğunu söylediği muhtemel liderlerden söz etmeyi, sıradan bilgileri bile okurlarına sunmuyor. Neden, neden, neden?
Bir iddiayı dün yazmıştım: Olayın dallanıp budaklanıp kendilerine de bulaşmasından endişe ediyor olabilir Hürriyet takımı... Ya Aydın Doğan'la ilgili sorular soruluyorsa gözaltına alınanlara? Eldeki dinleme kayıtlarında Hürriyet çalışanlarının, amiral gemisi kaptanının da adları geçiyorsa? “Sebep bu!” diyenler olduğunu da dün aktardığımı hatırlayacaksınız.
Bir meslektaş, “Hürriyet'in sayfalarında değerlendirmeyip çöpe attığı Ergenekon haberlerinden birkaç kitap olur” dedi bana. Bir diğeri, “Başka gazetelerde yapılan yayınların omurgasını, Hürriyet'te çöpe atılan haberler oluşturuyor” diye ekledi.
Çıplak gerçeği arz ederim.