'Hukuk yoksa devlet de yoktur'
Yargıtay'ın VKGBH ile ortaya çıkan bağlantıları Mehmet Altan'ı çok şaşırtmışa benziyor.
Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi’ne yönelik olarak yürütülen Girdap operasyonunda ilginç bir gelişme oldu. Çete zanlısı olarak tutuklanan hareketin 2. Başkanı Ahmet Cinali’nin Yargıtay Ceza Kurulu Yazı İşleri Müdürü M.Ö ile yaptığı telefon konuşmaları dinlemeye takıldı.’
Konuşmalarda neler var? Onu da bir başka spot özetlemekte: ‘Kendisini komutan olarak tanıtan Cinali, telefonla sık sık aradığı M.Ö’den mahkemedeki dosyalarla ilgili taleplerde bulunuyor. M.Ö de işlerini nasıl takip ettiğini anlatıyor. Cinali bir başkasıyla yaptığı telefon konuşmasında da ‘bana lambur lumbur işler söylemeyin, yüz kızartıcı suç dışında, isterse on tane adam öldürsün gereğini yaparım’ diyor’...
Haberin girişi de şöyle: ‘MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nun 2004’te organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’nın dosyası için dönemin Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya ile görüşmesi skandalına sahne olan Yargıtay’da, yeni bir skandal gündeme geldi.
Yeni skandal, Ankara Başsavcılığı’nın Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi’ne (VKGBH) yönelik soruşturmasında gün ışığına çıktı. VKGBH 2. Başkanı Ahmet Cinali’nin dinlenen telefonlarına bir Yargıtay görevlisi de takıldı.
Kendisini ‘komutan’ olarak tanıtan Cinali’nin görüştüğü kişinin Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK) Yazı İşleri Müdürü M.Ö. olduğu belirlendi. M.Ö.’nün Cinali’yle ‘samimi’ görüşme kayıtları VKGBH soruşturması dosyasına da girdi. Telefon görüşmelerinde, Cinali’nin tanıdığı kişileri, yargıdaki sorunlarını çözmesi için M.Ö.’ye yönlendirdiği anlaşıldı.
Adli soruşturma sürerken devreye giren Adalet Bakanlığı da başsavcılıktan bilgi ve belgeler isteyerek M.Ö. hakkında idari soruşturma başlattı.
Soruşturma kapsamına, yine çeteyle bağlantısı olduğu gerekçesiyle Kastamonu’da görevli Hákim T.K.’nın da alındığı öğrenildi.’ Haberde Cinali ile M.Ö arasındaki konuşmanın bant kayıtları da var. Kısacası dehşet verici bir durum.
Dün baktım, Radikal’in beşinci sayfasındaki başlık ise bana durumu çok erken ‘dehşet verici’ bulduğumu anlatmaktaydı. Çünkü. ‘Yine Yargıtay, yine çete, yine aynı karar’ üst başlığının altında şu cümle vardı: ‘Bu konuşmaya da işlem yok.’ Haberin en vurucu yeri ise şöyleydi:
‘Zanlıların, bazı yargı üyeleri, asker ve polislerle bağlantılı oldukları belirlenmiş; çete üyeleriyle bağlantılı kişilerin dosyaları kurumlarına gönderilmişti. M.Ö. ile Cinali arasındaki konuşmalar, Yargıtay’a ulaştı. Ancak Yargıtay, M.Ö.’nün bahsi geçen dosyalarla ilgili girişimde bulunmadığı gerekçesiyle soruşturma açılmasına izin vermedi.
Bu arada; M.Ö. gibi VKGBH üyeleriyle telefonda konuşurken takibe yakalanan üç Yargıtay çalışanı için de aynı karar alındı. Yargıtay, Alaattin Çakıcı’nın bir dosyası hakkında Çakıcı’nın adamlarına bilgi verirken polis takibine yakalanan Eraslan Özkaya hakkında da benzer bir karar almıştı.
Yargıtay 1. Başkanlar Kurulu, Özkaya hakkında telefonlarının dinlemesi için mahkemeden karar alınmadığı ve dolaylı dinlemelerin delil olamayacağı gerekçesiyle Özkaya hakkında herhangi bir işlem yapılmamasına karar vermişti.’
Esas ‘sözün bittiği yer’ buralar. Hukuk yoksa, devlet yok demektir. Devlet yoksa… Bırakın Ermeni meselesini, bırakın Kürt sorununu... İstanbul’a yağmur yağınca insanların ölmesini, evleri su basmasını bile önleyemezsiniz. Zaten de önleyemiyoruz. Yargıtay’ını düzeltemeyen devlet... Hiç bir şeyi düzeltemez çünkü. Mehmet Altan-Star